REKLAM ALANI
REKLAM ALANI

Site Rengi

Rumeli Balkan Stratejik Arastirmalar Merkezi

Gagavuz Türkleri ile ilgili hiç bilmedigimiz gerçekler

Nevvâl SEVINDI

Gagavuz kadinlari bize pek dost bir kültürün cana yakin dostlari. Insan bir tanidiga rastlamis gibi seviniyor onlari görünce.

Gagavuzya’yi yillar önce gezdim, sanirim o dönemde hiç bu konuda kamunun bilgisi yoktu. Antropolojik zenginligi çok yüksek bir bölge ve kültürle karsilastim. Kimsenin ilgilenmemis olmasina da sasirmistim. 20 yil öncesinden….

Gagavuz Yeri; Moldova’nin güneyinde yasayan ve sayilari 170.000 civarinda olan Gagavuzlarin yasadigi bölgedir. 1995’de bagimsizligini ilan eden Gagavuzlar’in baskenti Komrad. Diger iki kentleri Çadir-Lunga ve Volkanest. Ortodoks Hiristiyan olan Gagavuzlar Türkler, Gagavuzca konusurlar. Yani Türkçenin Oguz lehçesi olup bizim dilimize çok yakin.

Bir siirinde Mina Köse Gagavuzlari söyle tarifliyor:

Kim isler gece gündüz / O halizdir Gagauz / Elleri ekmek kokar / Dogruluklar hep kalir.

Onlar çaliskan çiftçiler olmus her zaman. Kadinlari bos zaman bilmez. Eskiden kilim çok yapilirmis. Kislari da ip büküp dokuma yaparak geceler masal kokarmis. Bu kis gecelerinde kizlar biraraya toplanirmis süslenip püslenip. Sidanka denilen bu kadin eglencesinde türküler söylenir, çekirdek çitlatilir hem de is islermis kizlar. Genç erkekler toplantiya katilinca begendikleri kizin yanina otursa da, kiz ona hiç bakmadan isine devam edermis gelenek geregi. Ama Pazar günleri farkli. O gün hora oynanir ve kizlar kagittan ya da iplikten yaptiklari çiçekleri saçlarina ilistiriverirler. Begendikleri genç erkege bunu veren kiz utanir. Erkek bunu alip basina takarsa , bilinir ki bir sevda baslamistir. Büyükannesinin sözünün geçtigi o günlerde kizlar köyde okulu bitirip hemen Kisinev’ e gitmek için can atarlarmis. Bir kismi da hiç dil –Rusça- bilmeden yollara düsmüs. 1961 ‘de bile köylerde ilk ve orta okul varmis çogunlukla. Çok çocuklu o günler geride kalmis benim görüstügüm ailelerin en fazla iki çocugu vardi.

ATATÜRK’ÜN ÖNGÖRÜSÜ

Burada Spotnik, Avengelist, baptist ve Ortodoks var. Herkes kendini daha gerçek Hiristiyan sayiyor. Spotnikler sarap içmeyen ve domuz yemeyen Hiristiyanlar. Kiliseleri de farkli. Ama Ortodoks Gagavuzlar dinlerine çok bagli. Her ne kadar komünist dönemde din ve gelenekle ilgili hersey küçümsenmis ya da yasaklanmissa da bugün yeniden geriye bakiyor insanlar. Kültürü yasaklamak gibi akil almaz isler umarim yeni yüzyila geçmez.

Komrad ‘ta bir Atatürk caddesi var. Ileriyi gören Atatürk 1930’ lu yillarda buraya Türk ögretmenler göndermis. Bu ögretmenlerde okumus yasayan Gagavuzlar var hala. Bir çok ögrenci de Türkiye’ye burslu alinmis. Onlardan geriye dönen pek olmamis.

PULLUKÇU AILESI

Aleksi Pullukçu insaat isleri yapan özel bir firmaya sahip. Esi Nadejda (Umut demek) Pullukçu harika bir masa hazirlamakla mesguldü. Gagavuzlar inanilmaz misafirperver insanlar. Paylasmiyor elinde ne varsa size yediriyor. Hele Türkiye’den geldiyseniz…. Burasi Taraklia köyü bir Bulgar kasabasi. 15.000 nüfuslu. Otuz kilometre ötesi Ukranya siniri.

Komsulari Vala hanim üç ay Türkiye’ de kalmis. Hos sohbet bir ögretmen hanim. Karaköy’de Rusça tercümanlik yapmis. Neden kalmadin diyorum. Ayriliga dayanamadim diyor. “Hem sizde güzel yasamak için çok çalismak lazim. Biz de iyi kötü çalisan fark etmez. Türkiye’de hayatin mantigi farkli.” Diye ekliyor. Kendileriyle bizi karsilastiriyor sonra; “Türkler açik yürekli, biz kapali. Çok konusuyorlar. Sevindiklerini çok gösteriyorlar. Biz düsünür söylemeyiz. Türkler çok güleç. Biz hem bilmiyorum, görmedim deriz. Hiç sorun çözemiyoruz o yüzden. Burada kimse duygularini göstermez. Tepki yok. Herkesin agzi sikidir. Yavas yavas açiliyoruz. Burada ispiyoncu diye damgalanmak en büyük felakettir. Okulda çocuklar dayak yese bile anlatamaz bize.”

Köyde en iyi meslek ögretmenlikmis eskiden. Üç kiz kardes olan Vala’larin hepsi ögretmen olmus. “Simdi, berbat!” diye duygusunu aktariyor. Simdi kimsenin saygisi kalmamis ögretmenlere. Eskiden kizlar ya evlenirmis , ya ögretmen olurmus. O zamanlar doktor ve ögretmenlik saygin meslek olarak gözdeyken bugün ekonomi ve muhasebecilik gözde.

“Bizim zamanimizda kizlar böyle serbest degildi. Annem bizi üniversiteye gidene dek sinemaya, diskotege birakmamisti. Yasakti. “ Rus yönetiminde küpe, uzun tirnak, makyaj,yokmus. Simdi demokrasi geldi hersey var diyor. Üniversitede dans, sinema, tiyatro doyasiya yasanmis.

Gagavuz aileler çocuksuz gezmiyor. Kadin kocasini birakip uzun gezmeye gidemez. Aile terbiyeme uymaz “ diye lafa karisiyor Nadejda. Oysa ekonomik nedenlerle kadin erkek yollara düsmüs göçmen isçi olarak . Çocuklar yalniz kaliyor. Yaslilar onlarla basa çikamiyor. “Burada okumus okumamis anasini begenmez, saymaz. Türkiye’de anaya saygi çok fazla.” Diyor Vala.

Komünist dönemde Türkçe konusmaya utanirlarmis. “Turak” denecek diye. Turak, Türk demek. Türk de anlamayan, cahil cühela anlaminda kullaniliyor.

BIZ DE KURBAN KESERIZ

Her evli çiftin kurbani için bir tarihi var. Bunu papaz belirliyor. Ayrica adak kesimi de yapiyorlar. Saglik için her hangi bir dilek için. Ev yaptirinca mutlaka koç kesiliyor. Kurbansiz eve girmek ugursuzluk. Kurban kestikleri bir de bayramlari var: “Canavar bayrami” adi.

HER YAN CEVIZ AGACI

Insanin burada bir ceviz agaci olasi geliyor Nazim Hikmet gibi. Her yan ceviz ya da bag. Sarap evlerde yapiliyor. Doga insan iliskisinde kadinin özel bir yeri var.

Agaçlar son yapraklarini döktüklerinde kadinlar bunlari süpürür ve giden sonbahari ugurlar olsun derlermis. Sonra çalip söyler ve sarap içerek sonbahari kutlarlarmis.

Hiç taze ceviz reçeli yediniz mi? Enfes. Reçelin tarifini size veriyorum: Taze ceviz toplanir . Kabugu biçakla alinir ve ufacik kalan ceviz acisi gidinceye kadar suda bekletilir. Iki günde bir suyu degistirilir. Kireçte bir iki saat tutulur ve surup kaynatilir. Yüz cevize bir kilo seker. Bunda iyot oldugundan çok yararli.

GAGAUZ EVLERI SÜSLÜ OLUR

Gagavuz evlerinin cephesinde geyikler, horozlar, turnalar, ördekler var. Ya da çiçekler ve agaçlar. Laleli ev ya da kapisi geyikli ev görebilirsiniz. Onlar ne masalsi evler bir görseniz. Ahsap isçiligin en güzel örnekleri bu evler. Renk renk bir ressam tualini andiran ev cepheleri Türk kültürünün renkliligini haykirir gibi herkese. Doga ile dost bir kültürün disa vurumu mimarisiyle , yemegiyle.

Her köyün girisinde de Meryem ana ikonu ya da Hazret Isa var. Koruyucu olarak.

MARIA VE NIKOLAI KSIEVA

 Bu sevimli ailenin büyükannesi 1933 dogumlu Matrona. Nikolai’in annesi. Çadir-Lunga dogumlu. O yillarda Romen egemenligi altindaymislar. Sadece üç yil okula gidebilmis. Sonra tarlaya sürmüsler. Ruslar gelince herkesin okula gitmesini engellemis ve tarim isçisi olarak çalismaya zorlamislar. Ölen kocasi yüzünden yillardir siyah giyiyor: “37 yil çok güzel yasadim onunla. Anlasip da evlendim. Üç gün dügün yaptik. Dügünden önce kocanin evine gidilmezdi. Kilise nikahindan sonra eve gidilirdi. O zamanlar gelin kaynana yaninda yemek yemeye utanirdi. Hep doymadan kalkardim. Bir yil utancimdan yemek yiyemedim. Köpegimiz vardi,ona kemik vermem için artiklari bana verirlerdi. Onlari yerdim. Sonra bir gün köpek öldü. Bir agladim, bir agladim. Herkes sasirdi köpegi bu kadar sevmeme!”

Hepimiz gülmekten ölüyoruz. Matrona sakin sakin anlatiyor. O arada siralar geliyor. Ne güzel meyva siralari…

18 yil kaynanasiyla yasamis. Her seyi kaynanaya sorarlarmis. Her zaman gözleri asagida konusurlarmis. “Biz deriz ki; nerede seytan nerede kavga. Kavganin olmadigi yerde Allah vardir.” Yüregim ciz ediyor ülkemdeki kavgalari düsününce.

Pembe atlas gelinligini anlatirken gözleri daldi gitti. Maria ona takiliyor. Kizi Natalia çok güzel bir kiz. Türkiye Türkçesinde çok güzel sarkilar söylüyor.

BEBEGIN EVE GELDIGI GÜN

Bebegin eve geldigi ilk gün erkekler eve alinmazmis. Kadinlar çocuga hediyeler verir ve yemekli içmekli eglenirlermisler. Bebege bahsis veriyorlar. Lohusaya herkes yemek tasiyor yatakta oldugu sürece. Sarap, eksi, yagli, domuz yagi lohusaya yedirilmiyor. Soda yasak. Nazarlanmasin diye lohusanin yüzünü örtüyorlar. Yanina mavi boncuk ve kirmizi iplik koyarlamis eskiden. Bu bizdeki “albasti” gelenegine bir gönderme mi acaba? Biz de de kirmizi bez parçasi konur. Lohusayi “al basmasin” diye. Eski saman gelenekteki “al” kötü ruhlarin temsilcisi.

Burada ev esigi çok önemli. Evin esigini geçmeden size el vermezler ya da yemek alis verisi yapmazlar. Çünkü kötü ruhlar eve girer diye korkarlar. Ugursuzluktur. Esik atlanip eve girince mesele yok.

BABU ANIA VE PASHA

Babu (büyükanne) Ania ve pasha biri 75 biri 69 yasinda iki yasli Gagavuz kadini. Öyle tatlilar ki insan kendini bir masal içinde saniyor. Kocaman mutfak masasinin basinda oturunca önüme hemen lahana çorbasini koyuyor. “Hadi ye!” Eski kuzina anneannemi hatirlatiyor, pencereden görünen bahçede kar var. Masanin üstünde plaçinta. Burada en çok yenen börek. Bu balkabakli. Romen zamani çok fakirlik çekmisler. Hiç bir sey yoktu diyor. Tatli tatli konusuyoruz. Ben se onlarin biyiklarini seyrediyorum hayretle.

Gagavuz kadinlari bize pek dost bir kültürün cana yakin dostlari.

Insan bir tanidiga rastlamis gibi seviniyor onlari görünce.

Nevval Sevindi

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ