kosukavak
kosukavak

Site Rengi

Rumeli Balkan Stratejik Arastirmalar Merkezi

Tam yol Geçmişe Dönüş

Mert ÜNSAL

Salgın dünya ekonomisinin altını üstüne getirdi. Ülkelerin gelir, değer gibi
rakamları neredeyse 30 yıl öncesine döndü. Peki Türkiye’ye ne olacak?

Dünya genelinde insanlığı tehdit eden Covid-19 salgınının ekonomilere makro açıdan
etkisi ve bu etkilerin kısaca analizini yapmak gerekir. Zira pandemiden sonra oluşacak
iklimin nasıl olacağı, küresel ekonomilerin daha önce deneyimlediği bir değişkenlik
olmadığı için sonuçlarını ancak ekonomik verilerin kılavuzluğunda tahmin edebilir
şeklinde düşünüyorum. Salgınların meydana getirdiği; nitelikli insan gücü kaybı,
işsizlik ve yoksulluğun ideolojik değişimlere bile neden olabileceği daha sonra
incelenip sunulmaya çalışılacaktır. Ancak şunu özetlemem gerekirse eldeki ekonomik
veriler, Türkiye gibi ekonomik kırılganlığı hat safhada olan ülkeler için son derece
endişe verici bir durum arz etmektedir. Bu yazımı bu tehlikeye dikkat çekmek için
hazırladım.
ABD ekonomisine kuş bakışı…
Geçtiğimiz hafta ABD’de Covid-19 virüsü kaynaklı ölüm sayılarındaki artış ile
birlikte, ekonomik verilerin de kötü gelmeye başlamasıyla Korku Endeksi (VIX) ve
Dolar Endeksi’nde (DXY) hareketlenmelere neden oldu.
ABD ekonomisi durma noktasına yaklaştı. Covid-19 vaka sayısının hızla artması ve
ülkenin salgında merkez üssü olması ile ABD’de ekonomik faaliyetler durma
noktasında geldi. Geçtiğimiz hafta işsizlik maaşı başvurusu 5 milyon 245 bin oldu ve
son 4 haftada başvurular 21 milyonu aştı. ABD’de çalışan sayısının 150 milyon
olduğunu düşünürsek 150 milyon çalışandan bu rakamları çıkardığımızda konu çok
daha dramatik hale gelmektedir.
Salgının başladığı Mart ayında üretim endeksi; yüzde 5.4’le tahminlerin üzerinde
düşmesi, 1946 yılından bu yana en kötü üretim endeks oranı olarak tarihe geçti.
ABD’de ekonominin ana damarı olan perakende satışların önceki aya kıyasla %8.7
oranında düşmesi dikkat çeken başka bir gösterge oldu.
ABD tarafından süreci yönetebilmek, küçük ve orta ölçekli işletmeleri desteklemek
için açıklanan 350 milyar dolar tutarındaki fon 2 haftada bitti. Kongre ek ekonomik
paket için hazırlığa başlamış durumda.
Rusya’da durum kötüleşiyor
Rusya Devlet Başkanı Putin, ülke ekonomisine dair yaptığı değerlendirmede Covid-
19 salgını nedeniyle düşen talebin hem Rusya hem de diğer ülkeler için en hassas
sorun olduğuna işaret etti. Putin, “Rusya’daki perakende ticareti nisanda yüzde 35
azaldı. Bu aynı zamanda pazarın ne kadar hızlı bir şekilde küçüldüğünü gösteriyor”
şeklindeki açıklaması geleceğe dair önemli bir gösterge niteliğindedir. Öte yandan,
Rusya’nın en büyük kamu bankalarından 440 şubeye ve 40 milyar dolar aktif
büyüklüğüne sahip olan Otkritie Bank, bono geri ödemelerini gerçekleştiremedi ve
“default’a yani temerrüde düştü. Böylece Rus bankası ‘yükümlülüğünü yerine
getiremeyen banka’ durumuna gelerek temerrüde düşmesi, 1996 yılındaki
Moratoryum Rusyasını hatırlattı.
Çanlar Çin için mi çalıyor?
Çin Ulusal İstatistik Ofisi verilerine göre 1992 yılından günümüze kadar geçen sürede
ilk kez küçülen Çin ekonomisinde, Covid-19 salgının olumsuz etkilerinin sonuçları
net bir şekilde ortaya çıkmış oldu.
National Small Business Chamber’ın (NSBC) açıkladığı verilere göre; dünyanın en
büyük ekonomilerinden biri olan Çin’de 2020 yılının ilk çeyreğindeki gayrisafi yurt
içi hasıla (GSYİH) verisi, 2019 yılının dördüncü çeyreğine kıyasla %9.8 seviyesinde
düşerek, 20.65 trilyon yuan oldu. Ayrıca mart döneminde yıllık bazda sabit sermaye
yatırımları %16.1, sanayi üretimi %1.1 ve perakende satışlar %15.8 oranında azalış
gösterdi.
Bunların yanı sıra Covid-19 tüm dünyayı etkisi altına alırken batı cephesinde salgının
sorumlusunun da Çin olduğu yönündeki algı pekişmeye başlaması, çanların Çin için
çaldığının net göstergesidir.
*Geçen hafta Fransa Dışişleri Bakanlığı, Çin Büyükelçisini çağırıp, Covid-19
virüsünün Çin tarafından imal edilen biyolojik bir silah olup olmadığı yönünde izahat
istemesi,
*Alman gazetesi Bild de Çin’in Almanya’ya virüs nedeniyle borçlu olduğunu yazıp
temsili faturasını sunması ve “Hiçbir bir fatura ve hiçbir para virüsten ölen binlerce
insanı geri getiremeye yetmez” demesi,
*İngiltere Dışişleri Bakanı Raab da Çin’in virüsün nasıl ortaya çıktığına ve salgının
çok daha önce durdurulma ihtimali olup olmadığına dair zor
soruları yanıtlaması gerekeceğini söylemesi,
*ABD Başkanı Trump’ın Çin ve İran’ın virüsten dolayı ekonomileri
zarar gören ülkelerin kullanacağı IMF kredisinden yararlanmalarını
istemediğini, IMF’yi en fazla fonlayan ülke olarak ABD’nin buna izin
vermeyeceğini ifadetmesi Çin’in önümüzdeki günlerde bir takım yaptırımlar ile
muhatap olabileceğini düşündürmektedir.
Ötekileştirmenin olumsuz etkileri kapımızda
Geçen hafta kapanışı itibarıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin(BMGK)
beş daimi üyesinin Rusya ve Çin dışındakilerin tümü ve Almanya’nın Çin’e karşı
tavır almalarının önem arz ettiği düşünülmektedir. Bilindiği üzere ABD’nin ısrarıyla
toplanan OPEC toplantısında Rusya ile S.Arabistan arasında petrol arz miktarı
konusunda uzlaşma sağlanmıştı. Bu aşamadan sonra ABD’nin Rusya’yı Çin ve İran
ekseninden ayrıştırmaya çabalayacağı, Rusya’nın ekonomisindeki bozulmanın da sert
muhalefet etmesinin önüne geçebileceği planlarının yapıldığı değerlendirilebilir.
Küresel piyasaların üretim merkezi ve dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’in
İran ile birlikte ötekileştirilmesinin küresel bazda güvenlik riski doğuracağı akılda
bulundurulmalı. Böyle bir riskin özellikle İran’dan ötürü, ülkemizi etkilememesi
mümkün değildir.
Dijital para devrede
Her şey yavaşlayıp durma seviyesine yaklaşırken Çin Dijital Paraya Geçme

Stratejisine başlıyor. Çin’in ulusal dijital parası (DCEP), Çin vatandaşlarına ulaşmaya
başlıyor. Dijital para, Mayıs ayında Suzhou şehrindeki yerel yönetim çalışanlarına
verilecek. E-ticaret devi Alibaba’nın geliştirdiği popüler ödeme uygulaması Alipay’in
DCEP’in geliştirilmesinde önemli rol oynadığı ifade ediliyor.
30 yılın en düşüğü
Diğer yandan, iki hafta önceki OPEC+ toplantısında petrol arzı kısıtlanması
konusunda anlaşma sağlanmasına rağmen petrol fiyatlarında cılız tepkinin ardından
düşüş eğilimi yeniden yaşanmaya başladı. Küresel boyutta etkisi devam eden virüs
salgını nedeniyle ekonomilerin durmasının verdiği etki talepte ciddi düşüş yaratırken,
fiyatlarda önemli bir yukarı önlü hareketlenme meydana gelmezken; OPEC, ham
petrol talebinin otuz yılın en düşük seviyesine gerilemesini bekliyor.
Algı pozitif ama..
Türkiye’ye dönecek olursak; Türkiye’nin Kısa Vadeli (KV) Dış Borç İstatistikleri
yayınlandı. Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri, Şubat 2020 – Kalan vadesine göre
incelendiğinde, Kısa Vadeli Dış Borç Stoku 168,48 milyar dolar olduğu görülmekte.
Bankalar kaynaklı KV dış borç 78,87 milyar dolar; bankacılık dışı sektörlerin KV dış
borcu ise 76,87 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Ayrıca TCMB reel sektör, finansal sektör temsilcileri ve profesyonellerden oluşan 60
katılımcıyla gerçekleştirdiği “2020 yılı Nisan ayı Beklenti Anketi”ni yayımladı.
Ankete göre;
*Bir önceki anket döneminde yüzde 0,97 olan nisan ayı TÜFE beklentisi, bu anket
döneminde yüzde 0,93’e geriledi.
*Mayıs ayı TÜFE beklentisi aynı anket döneminde yüzde 0,70’te sabit kaldı.
*Cari yılsonu TÜFE beklentisi de yüzde 9,98’ten yüzde 9,76’ya geriledi.
*Katılımcıların yıl sonu Dolar/TL beklentisi ise 6,5117’den 6,9277’ye, 12 ay sonrası
dolar/TL beklentisi ise 6,6606’dan 7,1104’e yükseldi.
*Döviz ve Yabancı Yatırımcıların Geçen Hafta Türkiye Piyasalarındaki İşlemleri ise;
-1 Sene önce %64 olan yabancı payı, 2019 yılı kapanışında %60,9 seviyesindeydi.
-10 Nisan itibariyle yabancı payı % 58,32’ye gerilemiş durumda.
Yukarıdaki verilerden de görüldüğü üzere; gerek Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS)
bazında, gerekse hisse senetleri bazında geçtiğimiz hafta da hem küresel hem de
Türkiye ölçeğinde algı pozitif olmasına rağmen ülkemizden yabancı sermaye çıkışı
devam etti.
Öte yandan, son 1 ayda Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ) arasında TL, Dolar
karşısında G. Afrika Raundundan sonra -%7.4 oranı ile en yüksek oranda değer
kaybeden ikinci para birimi oldu. TL.’yi -%4,6 ile Meksika Pesosu, -%4 ile Brezilya
Reali ve -%3,5 ile Hindistan Rupisi takip etti.
Bunun yanı sıra; vurgulanması gereken bir husus daha vardır ki, Türkiye’nin
kırılganlığı artmakta. Geçen hafta 500’lü seviyelerde olan CDS (kredi temerrüt swapı)
puanımız hafta kapanışı itibarıyla 604 seviyesine çıkmıştır. Bu, oldukça tedirgin edici
bir gösterge. Türkiye içinde yer aldığı G20 ülkeleri içinde en yüksek enflasyon ve faiz
oranına sahip ülkedir. Bu faktörlerin ülkemizi iç ve dış operasyonel tehditlere açık
hale getirilmesi tedirgin edici. Konunun profesyonelleri elbette bu durumu en iyi
şekilde analiz edeceklerdir. Ve tabii ki bu durum için birden çok çözüm üretmeliler.

YAZARIN SON YAZILARI
KORANA VEYA COVİT-19 - 12 Nisan 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ