REKLAM ALANI
REKLAM ALANI

Site Rengi

Rumeli Balkan Stratejik Arastirmalar Merkezi

Uzay Hukuku ve Bilinene Yolculuk

Mert ÜNSAL

Bu haftaki konu basligim biraz ilginç ve hatta gündem içerisinde çok önemli olmadigi düsünülebilir. Lâkin TV kanallarini izledikçe hep ayni kisilerin benzer yorumlari ile gündem yaratmalarindan artik toplumca sikildigimizi düsünerek farkli bir pencereden dünya özelinden evrene bakarak gözlemlerimi paylasmak istedim.

Dünya uzunca bir süre dünya savaslarinin ardindan soguk savas dönemleri yasadi. Soguk savas dönemi dünyadaki iki süper gücün Uzayi fethetme yarisinin agir maliyetleri ve dünya ekonomisindeki ciddi sarsintilar nedeniyle taraflardan birisinin, (Sovyetlerin) dagilmasiyla büyük ölçüde son buldu.

Günümüzde gelinen noktada birakin ulusal sirketleri, uluslararasi sinirlarin kalmadigi küresel ekonominin önemli lokomotifi haline gelen yüksek teknolojiye dayali sirketler dünya dengelerini degistirirken, bilinen birçok doktrin, öngörü demode olmaya basladi.

Uzay insanin neden varim sorusunu kendisine sormadan çok önce ilgi alani olmakla kalmamis;  tarih boyunca birçok bilim insani ve birçok felsefecinin merakini cezbederek arastirmalarinin merkezi olmustur. Bilinen en eski Hint, Mezopotamya ve Misir uygarliklarinin yani sira Iyon yali eski Grekli düsünürler, uzayi en ilkel yöntemler ile incelerken aslinda dünyayi çok daha iyi tanimaya baslamislar. Aydinlanma yolunda ilerleyen insan;  kendi disinda da bir evrenin var oldugu düsüncesi zamanla makro kozmosun, mikro kozmosun bir cüzü oldugunu fark ettiginde gözlem yöntemleri daha bilimsel metotlara dönüstürerek, dünün bilinmeyenlerine, bu günün ise bilinenlerine dogru yola çikmistir.

Günümüzde uzay, hala bilim insanlarini yeni buluslar ile kendisine hayran birakmaya devam ediyor. Artik uzay arastirmalari öyle bir hale geldi ki, uluslarin kendi aralarinda uzay hukukunun gerekliligini ortaya koydular.

Bu baglamda 1957 yilinda uzaya ilk uydunun yollanmasi ile baslayan ülkelerin uzay çalismalarini barisçil amaçlar ile yapmalari konusunda tartismalar, ilk olarak Birlesmis Milletler Genel Kurulu’nun 18 Aralik 1958 tarihli ve 1348 (XIII) sayili ilk kararinda somut sonuçlara ulasmaya basladi. Birlesmis Milletler bünyesinde ‘’ Birlesmis Milletler Dis Uzayin Barisçil Amaçlarla Kullanimi Komitesi  (COPUOS)’’  kurulmasina karar verildi. 1959 Yilinda faaliyete geçen komite, 1962 yilinda “hukuk alt komitesi” ve  “bilim ve teknoloji alt komitesi” olmak üzere iki alt komisyona ayrildi. Komisyon, uzaya iliskin hukuki ve teknik konularin BM kapsaminda tartisilmasini ön gören paneller düzenlemeye basladi. 1967 yilinda kisa adi  ‘’ dis uzay antlasmasi’’ belgesiyle Uzay Hukukunun Uluslararasi Hukuk platformlarinda yer almasi saglandi. Türkiye’nin de dâhil oldugu 102 ülke tarafindan imzalanan bu anlasma Uzay Hukukunun temel ilkelerini olusturmakta önemli bir safahat olmustur.

‘’Baslica ilkeler:

1.Dis Uzayin kesfi ve kullanimi tüm ülkelerin çikarlari gözetilerek yürütülür.

  1. Dis Uzayin kesfi ve kullanimi hususunda tüm ülkeler özgürdür.
  2. Dis Uzay bakimindan egemenlik, isgal ve benzer iddialarda bulunulamaz.
  3. Devletler hem yörüngeye hem de dis uzaydaki gök cisimlerine veya istasyonlarina; nükleer silah ya da diger kitle imha silahlari yerlestiremez.
  4. Dünya’nin uydusu Ay ve diger gök cisimleri yalnizca barisçil amaçlarla kullanilabilir.
  5. Devletler, ulusal uzay faaliyetlerinden ve bu faaliyetler esnasinda verdikleri zararlardan dolayi sorumludurlar.

Ayni ilkeler dogrultusunda hazirlanan “AY Antlasmasinin’’ 11. maddesinde açikça Ay ve diger gök cisimlerinin insanoglunun ortak mirasi oldugu ve Ay yüzeyinde hiç bir mülkiyet iddiasinda bulunulamayacagi hüküm altina alinmistir. Türkiye de bu antlasmaya 2012 yili itibari ile katilmistir.’’ ( Merve Yildirim · 13 Jun 2017.Uzay hukuku)

Diger taraftan Türkiye Uzay Ajansi 13 Aralik günü Resmî Gazete ‘de yayimlanarak yürürlüge giren 23 numarali Cumhurbaskanligi Kararnamesi ile kuruldu. http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/19.5.23.pdf

Kurumun çalismalarinda basarilar dilerim ancak bölgesel ve yerel gelismeler açici degil. Siyasi ve ekonomik gerilmeler bana Dünya savaslari öncesindeki gerilimleri hatirlatiyor. Dünya kendi sinirlarinin ötesine geçmis teknolojik üstünlüge bagli sermaye gruplarinin vizyonlari ile sekillenirken,  23 Haziran seçimlerine neden olan iç siyaset gerilimi, Türkiye’ ye patinaj çektirmekle kalmayacak bunun sonucu ne olursa olsun güzel ülkemiz uzunca bir süre iç politikada yerel ve uluslar üstü güçlerin üstünlük mücadelesine taniklik edecek.

Böyle bir deneyime hiç ihtiyacimizin oldugunu düsünmüyorum. Bir an evvel akliselim öne çikmali; barisin ve sevginin dili, nefret ve yikimin önüne geçmelidir.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ