Büyük Hun İmparatoru Mete Han’ın tahta çıktığı M.Ö. 209 yılında kurulmuş olan TÜRK ORDUSU, tarih boyunca büyük zaferlere imza atmış, Balkan Harbi gibi bazı istisnalar hariç her zaman TÜRK MİLLETİNİN gururu ve bağımsızlığının güvencesi olmuştur.

Osmanlı döneminden beri kesintilere uğramasına rağmen yoluna devam eden Savunma Sanayimiz, bazen bireysel ve kurumsal atılımlarla başarı hikayeleri yazmış, bir başka dönemde kesintiye hatta cezalandırmaya maruz kalabilmiştir.

II. Dünya Savaşı sonrasında ABD tarafından Avrupa ülkelerine ekonomik destek sağlamak amacıyla 3 Nisan 1948 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Marshall Planı çerçevesinde başlayan ve 17.10.1951’den itibaren NATO üyeliğiyle devam eden ABD’nin savaş sonrası elinde kalan büyük miktardaki araç, silah ve mühimmatın müttefik ülkelere aktarılması bizi atalete sevketmişti.

Soğuk Savaş boyunca Türkiye, bir NATO üyesi ve ABD müttefiki olmayı güvenliğini sağlamanın temeli olarak değerlendirmiştir. SSCB tehdidine karşı NATO’nun caydırıcılığı, askeri ihtiyaçların karşılanması noktasında da ABD temel tedarikçi olarak devrede olmuştur. Ancak tam da Soğuk Savaş şartları devam ederken patlak veren Kıbrıs krizi bu anlayışın sınırlarını göstermiştir. Dolayısıyla aslında Türkiye için NATO üyeliği ve ABD ile ittifakın sınırları ortaya çıkmış oldu. Tehdit algısındaki değişim savunma sanayiinin önemini gündeme getirmiş ve kısmi ilerlemeler sağlanmıştır. Günümüzde savunma sanayiinin bel kemiği olan birçok kurum ve kuruluşun ortaya çıkması da bu ilerlemenin somut göstergesi olmuştur.  Kıbrıs meselesi özelinde yaşanan kriz ile 1990 ve 2000’li yıllar boyunca terörle mücadele nedeniyle yaşanan insani, siyasi ve ekonomik kayıplar savunma sanayii sektörünün öneminin farkına varılmasına neden olmuştur.[1]

1964’te yaşanan Kıbrıs Bunalımının ardından 1974 Kıbrıs barış Harekâtı sonrası ABD’nin Rum-Yunan ikilisinden yana tavır alarak uyguladığı ambargo Türkiye’nin kendi kendine yeterli bir savunma sanayii tesis etme ihtiyacını tetiklemiş, kendi silah, mühimmat, askeri araç ve teçhizatını üretmesi konusunda motive etmişti. Türkiye iç ve dış tehditlerle mücadele ederken müttefiklerinin taahhüt ettikleri işbirliğine yanaşmamaları “kötü komşu insanı mal sahibi yaparmış” misali o günden sonra görev yapan tüm Hükümetleri motive etmişti. İlk başta kuvvet komutanlıklarının adına kurulan vakıflar yolu ile savunma sanayi girişimleri başlatılmıştı. Türk milleti tarafından büyük bir teveccühle karşılanan ve desteklenen vakıflar birleştirilerek 17 Haziran 1987 tarihinde milli harp sanayimizin geliştirilmesi, yeni harp sanayi alanlarının kurulması ve savunma malzemelerinin temini yoluyla Türk Ordusunun savaş gücünü artırmayı amaçlayan Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Kurulmuştu.

1990’lı yıllarda terörle mücadelenin yoğunlaşması ve çevremizdeki jeopolitik riskler, yerli bir savunma sanayii ihtiyacını yeniden ortaya koymuştur.

Türk savunma sanayiinin yerli ve milli karaktere bürünerek ilerlemesi birçok önemli sonuç üretmiştir. Savunma sanayimiz, sunduğu milli ve bağımsız teknolojilerle ülkemizin daha güvenli, dış politikada daha az bağımlı bir noktaya gelmesi ve çevresinin de daha istikrarlı bir kuşağa dönüşmesinde önemli katkılara sahiptir.[2]

Tam bağımsız savunma sanayii hedefiyle, özellikle motor teknolojileri, aviyonik sistemler ve yapay zeka destekli otonom sistemlere odaklanmış olan Türkiye gelecek için gelişmekte olan ülkelere ve müttefiklerine de umut ve güven vermektedir.

Doğru yatırım ve stratejik planlama sonucunda yaşanan gelişmeler, Türkiye’yi askeri alandan ekonomiye, güvenlikten sosyal öz güvene kadar çok geniş bir yelpazede iddialı bir konuma getirmiştir. Uluslararası çatışmaların seyrini değiştirecek kapasiteye ulaşması nedeniyle İnsansız Hava Araçları (İHA/SİHA) teknolojisinin gündemi domine etmesi doğal olsa da, aslında Türk Savunma Sanayii bir bütün olarak ciddi ilerlemeler kaydetmektedir. Hava, deniz, kara ve uzay alanlarında yapılan yatırım ve inovasyonların birbirleri ile entegrasyonu, askeri/güvenlik alanında ortaya çıkardıkları etki, Türkiye’nin küresel ve bölgesel düzeyde merkezi bir konum elde etmesi ile Türk ekonomisine sağladığı katkılar düşünüldüğünde Türk savunma sanayiinin stratejik ilerlemeler kaydettiğini ifade etmek mümkündür. Terörle mücadele, Türkiye’nin sınır dışı operasyonlarında elde ettiği başarı ve Irak’tan Libya’ya, Ukrayna’dan Suriye’ye kadar uzanan coğrafyadaki uluslararası çatışma bölgelerinde yakalanan başarı somut göstergeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Başka bir deyişle Türkiye’nin gittikçe artan askeri kapasitesi ve etkinliği siyasi kararlılık ve stratejik yönetim ile istikrarlı bir yükseliş yakalayan savunma sanayi ile doğrudan ilgilidir.

Yalnızca üretilen ürünlerin sayısındaki artışla değil, İHA/SİHA teknolojisinde yarattığı fark, Türkiye ekonomisine yaptığı katkı ve Türk Dış Politikasının daha özerk bir noktaya gelmesinde oynadığı rol bu anlamda ön plana çıkmıştır.

Yerlilik oranını %20’lerden %80’lerin üzerine çıkararak, insansız hava araçları (İHA/SİHA), milli muharip uçak KAAN, TCG Anadolu ve Çelik Kubbe hava savunma sistemi gibi projelerle küresel bir oyuncu haline gelmiştir 2026 itibarıyla dünyada savunma ihracatında 10. sırada yer alan Türkiye, bugün 185 ülkeye ihracat yapmaktadır.

Temel Sektörel Başarılar ve Projeler

  • Hava Sistemleri: Milli Muharip Uçak KAAN, Hürjet, Hürkuş, Bayraktar TB2, TB3, Akıncı ve Kızılelma
  • Deniz Sistemleri: TCG Anadolu, MİLGEM (Milli Gemi) projesi, ADA sınıfı korvetler, İ sınıfı fırkateynler
  • Kara ve Silah Sistemleri: Altay tankı, Fırtına obüsleri, Atak helikopteri, yüksek hızlı toplar
  • Hava Savunma: Çelik Kubbe projesi (entegre hava savunma ağı)

Öne Çıkan Savunma Şirketleri (2025)

2025 verilerine göre dünyanın en büyük savunma şirketleri listesinde Türkiye’den birçok firma yer almaktadır:

  • ASELSAN: 43. sırada (Lider şirket)
  • TUSAŞ (TAI): 47. sırada
  • ROKETSAN: 71. sırada
  • ASFAT: 78. sırada
  • MKE: 80. sırada

İhracat ve Ekonomik Boyut

  • 2024 yılında yaklaşık 25 milyar ABD doları savunma harcaması ile dünyada 17. sırada yer almıştır
  • 2026’nın ilk 4 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre %28 artışla 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleşmiştir

Süheyl ÇOBANOĞLU

RUBASAM Başkanı


[1] Veysel Kurt, Murat Yiğit, Türk Savunma Sanayinin Gelişimi. Türkiye Araştırmaları Vakfı Yayınları:8, Şubat 2024, İstanbul.

[2] Prof.Dr.Haluk GÖRGÜN, TC.Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Bşk. 2024.Ocak

Sosyal Medyada Paylaş
Picture of Süheyl ÇOBANOĞLU
Süheyl ÇOBANOĞLU
RUBASAM Başkanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER İÇERİKLER