İRAN SALDIRISI SONRASI, ORTA DOĞU GÜVENLİK KRİZİNDE İSRAİL FAKTÖRÜ VE ABD ETKİSİ ANALİZİ; TÜRKİYE’NİN STRATEJİK POLİTİKA SEÇENEKLERİ
Yasutay SAĞDIÇ
Namık Kemal Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler
ÖZET
Orta Doğu’da oluşan güvenlik krizi, sadece yerel çatışmaların yansımasının sonucu değildir. Bölgedeki istikrarsızlık, büyük ölçüde kutup politikalarının askeri müdahalelerin ve uluslararası sistem içindeki siyasi ittifaklar gibi argümanların, bir arada olması ile şekillenmektedir.
İsrail’in bölge üzerindeki güvenlik doktrini, askeri üstünlük üzerinden caydırıcılık stratejisi ile sınır ötesi operasyonları, bölgesel huzursuzluğun sürekliliği üzerine dayanmaktadır. Bu yaklaşım, İsrail açısından ulusal güvenliği korumak ve tehdidi önleme aracı olarak ifade edilse de bölgede bulunan birçok aktör tarafından egemenlik ihlali ve bu ihlalleri meşrulaştıran bir politika olarak değerlendirilmektedir.
Bu süreçte, ABD’nin İsrail’e doğrudan ve dolaylı olarak verdiği siyasi, askeri destek Orta Doğu’daki güç ve güvenlik dengelerini önemli ölçüde etkileyen temel faktörlerden biri haline gelmiştir. Son dönemde özellikle Donald Trump döneminde, Binyamin Netenyahu üzerinden İsrail ile kurulan siyasi, askeri ikili ilişki ABD’nin 2025 yılında yayınladığı Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi (NSS 2025) çerçevesinde, maliyetlerin düşürülmesi açısından Orta Doğu için self determinasyon stratejisi öneminden bahsederken, günümüzde ABD’nin bölge politikalarının, açık biçimde İsrail lehine şekillendiği yönünde değerlendirmelerin sayısı artmaktadır.
Bu çalışma, İsrail’in askeri ve stratejik politikalarının Orta Doğu’daki güvenlik krizi üzerindeki etkisini ele almakta ve Türkiye açısından ön görülmesi gereken yeni stratejik gereklilikleri analiz etmektedir. Analiz, özellikle ABD iç siyasetinde İsrail’in Orta Doğu’daki güvenlik krizinin lobi faaliyetleri münasebeti ile şekillendiği bu ilişkinin Türkiye açısından etkisinin azaltılıp büyük bir alana sahip olan lobi mekanizmaları, dış politika araçları ve bölgesel güç dengeleri bağlamında geliştirebileceği politika seçeneklerine odaklanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Orta Doğu, Jeopolitik, Lobi Faaliyetleri, Dış Politika, Uluslararası Güvenlik
ORTA DOĞU’DA GÜVENLİK SORUNUNUN YAPISAL NİTELİĞİ
Orta Doğu’daki güvenlik sorunlarının temeline indiğimizde sadece bölgesel aktörler arasında oluşan rekabet ortamı değil, uluslararası sistem içindeki güç dağılımı ve kutupluluk bulunmaktadır. Bölge tarihten günümüze büyük güçlerin stratejik rekabet alanlarının nerdeyse en önemlisi olmuş ve bu durum bölgesel krizlerin çözümünün karmaşıklaşmasına sebep olmuştur. İsrail’in güvenlik politikası bu çerçevede değerlendirildiğinde, askeri kapasiteye dayalı önleyici güvenlik yaklaşımının belirleyici olduğu görülmektedir. İsrail ulusal güvenliğine tehdit unsurları belirlediğinde karşı askeri ve önleyici müdahale seçeneğini dış politika enstrümanı olarak kullanmaktadır. Bu doktrin komşu ve çevre ülkeleri açısından başta egemenlik olmak üzere, uluslararası hukukun da ihlali olarak ifade edilmektedir. Bölgesel sorunlar bu düzlem üzerinde oldukça derinleşmektedir.
Ortadoğu’daki tablo, bölge devletlerinin İsrail karşısında kendi ulusal güç kapasitelerini artırma ihtiyacını ve İsrail’in politikalarına muhalif aktörlerle ittifak arayışını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, uluslararası hukukta egemenlik ve savaş hukukuna ilişkin düzenlemelerin pratikte yalnızca İsrail’in lehine işlediği, diğer devletlerin bu haklarına ise saygı gösterilmediği aşikârdır. Dahası, söz konusu hakların korunması ve ihlallerin önlenmesi konusunda uluslararası toplumun ve örgütlerin kayda değer bir irade sergilemediği görülmektedir (Aslan, 2025).
Bu durum ise Orta Doğu’da güvenlik krizi döngüsü olarak tanımlanabilecek bir tabloyu, ortaya çıkarmaktadır. Bölgede Bir aktörün güvenlik üzerine attığı adımlar, en başta İsrail olmak üzere kalan aktörler arasında tehdit olarak algılanması ile sonuçlanıyor. Tersi durumda ise İsrail’in askeri kapasitesini arttırması ve savunma sanayii yatırımları sınır ötesi operasyon doktrinleri ile bölgedeki ülkelerin egemenliğini ve vatandaşların direkt olarak yaşam haklarını ortadan kaldırmaktadır.
ABD POLİTİKALARINA İSRAİL LOBİSİNİN ETKİSİ
ABD’nin Orta Doğu politikaları incelendiğinde, İsrail ile olan stratejik ittifakın izleri oldukça derinlik kazanmaktadır. Ekonomik yardım, askeri iş birliği ve diplomatik destek unsurları ikili ilişkinin temelini oluşturmaktadır. Bu durum ise uluslararası toplumda, İsrail üzerindeki baskının azalmasına aynı zamanda uluslararası sistem içinde, bir zırh oluşturmasına yol açmaktadır. ABD iç siyasetinde önemli ölçüde faaliyet gösteren İsrail taraflı lobi grupları, ikili ilişkinin inşasında etkili olmaktadır. Kongre, düşünce kuruluşları, medya ve iletişim kanalları alanlarında yürütülen lobi faaliyetleri, kamuoyunda İsrail yanlısı propagandalar ile, ABD dış politikasında ve Orta Doğu’daki dengelerin yeniden şekillenmesine sebep olması açısından önem arz etmektedir.
Bu durumun 11 Eylül 2001 ikiz kule saldırıları öncesinde ABD’nin Irak’a girmesinde dönemin Başkanı George W. Bush’un yönetimindeki çekirdek kadronun PNAC benzeri İsrail taraflı düşünce kuruluşlarından olması ve saldırısı öncesinde Irak’ın neden işgal edilmesi gerektiği ve İsrail’in güvenliğine yönelik araştırmalar ve raporlar yayınlamışlardır. Bu ekibin Başkan Bush u doğrudan bu raporlar ve stratejiler ile etkilediği düşünülmektedir (Yenal, 2020).
Günümüzde ise Donald Trump döneminde ikili ilişkinin daha açık görünür bir boyut kazandığı gözlemlenmiştir. Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması ve İsrail hükümetinin ABD’nin stratejik ortakları sıralamasında İngiltere’nin yerini aldığı, rahatlıkla söylenebilir. Bununla birlikte, ABD bölge politikalarını İsrail’in etkisi altında belirlemesi üzerinden, oldukça tartışma ortaya atılmıştır. ABD ile İran arasında barış müzakereleri sürerken, ABD’nin masadan İran’a saldırı ile kalkması uluslararası toplum açısından da oldukça şaşırtıcı karşılanmış ve uluslararası sistemin temelleri sarsılmıştır. ABD’nin İran’a saldırmasının ardından ABD Dış İşleri Bakanı Marco Rubio’nun basın açıklaması esnasında ‘’ABD, İsrail’in saldıracağını bildiği için önceden saldırdı.’’ İfadesi ABD ve Dünya kamuoyunda, ABD’nin İsrail tarafından savaşa sürüklendiği iddialarını gündeme getirdi. Bu durum açık kaynaklara yansımasa da, kapalı diplomasi ve ikili ilişkiler içerisinde gerçekleştiği düşünülmektedir.
TÜRKİYE AÇISINDAN STRATEJİK GEREKLİLİKLER
Orta Doğu’daki güç dengeleri, Türkiye tarafında yeni stratejik gereklilikler ortaya koymaktadır. Türkiye’nin bölgesel politikalarının sadece askeri ya da diplomatik araçlar ile kısıtlı kalmaması, uluslararası toplum ve siyasi etki organlarının yakından takip edilip, mevcut alanların geliştirilmesi üzerine çalışılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda, özellikle ABD iç siyasetinde etkili olan lobi faaliyetlerinin dikkatle izlenmesi stratejik bir öneme sahiptir. ABD’deki karar alma süreçleri büyük ölçüde siyasi ağlar, düşünce kuruluşları, kamuoyu etkisi gibi faktörler göz önünde bulundurularak şekillenmektedir. Türkiye’nin bu alanlardaki faaliyetlerinin güçlenmesi etkin bir politika geliştirmesi, bölgesel meselelerde Türkiye’nin perspektifinin ABD’nin politikalarında daha belirgin hale gelmesini sağlayabilir.
Bunun yanında, Türk diasporasının tarihte Fransa’da olduğu gibi, önümüzdeki yıllarda uluslararası alandaki etkinliğinin arttırılmasında önemli bir politika argümanı olarak değerlendirilebilir. Diaspora gücü devletlerin, kamu diplomasisi birikimini arttıran önemli süjeler arasında yer almaktadır. Türkiye’nin ise bu argümanı daha etkin kullanması, uluslararası alanda tezlerinin ve görüşlerinin daha geniş alanlara yayılmasına olanak sağlayacaktır.
POLİTİKA DEĞERLENDİRMESİ
Orta Doğu’daki güvenlik sorunları birden fazla yapıya sahiptir ve sadece askeri güç dengeleri açısından açıklanması, konuya geniş perspektiften ve dünya sistemi içinden bakmamızı engelleyecektir. Günümüzde yaşadığımız bölgesel krizlerin oluşmasında ittifaklar, siyasi dinamikler ve lobi faaliyetleri belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle, Türkiye’nin bölge stratejilerinin yalnızca askeri gelişmelere dayandırmak yerine çok boyutlu bir politikalar zinciri ile değerlendirmesi gerekliliği, dünya sisteminin geleceği içinde önceden yerini alması açısından oldukça önemlidir.
ABD’deki karar alma süreçlerinin yakın takip edilmesi, Türkiye ile ABD’nin coğrafi mesafesini neredeyse ortadan kaldıracaktır. ABD içinde bulunan akademik çevreler genişletilerek, güçlü ilişkilerin tahsis edilmesi ve Türk diasporasının etkinliğinin arttırılmasına yönelik çalışmalara ihtimam gösterilmesi gerekmektedir. Bu sayede Türkiye’nin uluslararası etki alanı güçlenecek ve bu eğilimde oluşacak stratejik yaklaşım sadece bölgesel etki alanından ziyade, küresel diplomasi alanında da etkinliğini gösterecektir. Ayrıca bu stratejik yaklaşım yalnızca ABD için değil, Türkiye’ye bölgesel tehdit olabilecek İsrail ve Düvel-i Garb olarak adlandırılan Avrupa devletleri de dahil, küresel güç ifadesi içine giren veya gelecekte girmesi muhtemel, ülke ve aktörler içinde kullanılması gerektiği üzerine değerlendirilmesi oldukça önemlidir.
KAYNAKÇA
Anadolu Ajansı (AA). (2026). İsrail ordusu Tahran’a yeni bir saldırı dalgası başlattığını duyurdu. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-ordusu-tahrana-yeni-bir-saldiri-dalgasi-baslattigini-duyurdu/3847337
Arslan, H. (2025). Ortadoğu’da İsrail’in saldırgan politikaları ve uluslararası düzenin krizi. SETA. https://www.setav.org/ortadoguda-israilin-saldirgan-politikalari-ve-uluslararasi-duzenin-krizi
Duyar, M. (2025, 1 Temmuz). İsrail’in güvenlik paradigması: Tehdit, ideoloji, müdahale. Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM). https://tasam.org/tr-tr/Icerik/73917/israilin_guvenlik_paradigmasi_tehdit_ideoloji_mudahale
Gökalp, Z. (1923). Türkçülüğün esasları. İstanbul: Yeni Mecmua Yayınları.
Karaca, K., & Özdalkaya, B. (2019). Osmanlı diplomasi tarihi. İstanbul: Timaş Yayınları.
Kissinger, H. (1994). Diplomacy. New York: Simon & Schuster.
Mearsheimer, J. J., & Walt, S. M. (2006). The Israel lobby and U.S. foreign policy. SSRN Electronic Journal. https://doi.org/10.2139/ssrn.891198
Sağdıç, Y. (2025). 2025 ABD ulusal güvenlik strateji belgesinin Avrupa Birliği, Türkiye, Balkanlar ve Orta Doğu ülkeleri üzerinde oluşabilecek politik, siyasal, toplumsal ve stratejik etkilerinin analizi. Avrasya Bir Gençlik. https://avrasyabirgenclik.org/haber-analIz—2025-abd-ulusal-guvenlık-stratejı-belgesının-avrupa-bırlıgı-turkıye-balkanlar-ve-orta-dogu-ulkelerı-uzerınde-olusabılecek-polıtık-sıyasal-toplumsal-ve-stratejık-etkılerının-analızı-75.htm
Sağdıç, Y. (2026). Türkiye’nin Suriye stratejisi Orta Doğu’nun batısını şekillendirirken, terör topluluğunun Suriye’de sistematik çözümü: ABD, Türkiye, Suriye, Irak ve İsrail üzerinden analizi. Avrasya Bir Gençlik. https://avrasyabirgenclik.org/haber-analIz—turkıyenın-surıye-stratejısı-orta-dogunun-batisini-sekıllendırırken-teror-toplulugunun-surıyede-sıstematık-cozumu-abd-turkıye-surıye-irak-ve-ısraıl-uzerınden-analızı-76.html
T.C. Dışişleri Bakanlığı. (t.y.). Orta Doğu politikası resmi açıklamaları.
The White House. (2025). National security strategy of the United States of America. Washington, DC: The White House. https://www.whitehouse.gov/wp-content/uploads/2025/12/2025-National-Security-Strategy.pdf
Uzer, U. (2001). The impact of the Jewish lobby on American foreign policy in the Middle East. Perceptions: Journal of International Affairs, 6(4). https://www.sam.gov.tr/media/perceptions/archive/vol6/20011200/uzer.pdf
Yenal, S. (2020). İsrail lobicilik faaliyetlerinin Amerika’da gelişimi ve lobinin 2003 Irak Savaşı üzerindeki etkisi. SAVSAD Savunma ve Savaş Araştırmaları Dergisi, 30(2), 209-226. https://kho.msu.edu.tr/arsiv/2020_2/Makale-3.pdf
Yılmaz, T. (2009). Türkiye’nin kullanamadığı stratejik güç: Lobicilik. Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM). https://tasam.org/trTR/Icerik/1109/turkiyenin_kullanamadigi_stratejik_guc_lobicilik
Editör: Zeynep Çınar, Teknik İnceleme: Ali Tamahkar Akademik İnceleme: RUBASAM Akademik Kurul



