Search
Close this search box.

BATI  TRAKYA TÜRKLERİ  ve  YAŞADIKLARI  SORUNLAR – 12

  1. ARAZİ SORUNU[1]

24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması sırasında, 1922 yılı kayıtlarına göre Batı Trakya’da işlenebilen arazinin  

  • %84’ü  (1.958.600 hektar) Türklerin elinde,
  • %5’i (125.000 hektar) Yunanlıların elinde,
  • %10’u (248.100 hektar)  Bulgarların elindeyken, Türklere ait olan  arazi bugün, %84’ten,   %25’lere düşmüştür.

1922’den sonra Türkiye’den kaçan Rumlar, Batı Trakya’ya gelip Türklerin arazi ve evlerini zorla işgal etmişlerdir. Ayrıca,  30 Ocak 1923 tarihli “Türk ve Rum Ahalinin Değişimine dair Türkiye-Yunanistan Arasında İmzalanan Sözleşme ve Protokol’ün”  (Türk-Rum Nüfus Mübadelesi) hükümlerine aykırı olarak, Anadolu’dan gelen Rumlar, sözde “GEÇİCİ” kaydiyle  Batı Trakya’daki Türk arazileri üzerine yerleştirilmişler, Türk köylerinde misafir edilmişlerdir. Ancak, Batı Trakya Türk halkının  kendilerine göstermiş olduğu bu iyi niyet ve misafirperverlik kısa zamanda unutulmuş ve gelen  Rumlar köylerin otlak ve meraları yanında Türklerin elindeki  tapulu arazileri bile zorla işgal etmişler ve Mübadele Sözleşmesi hükümlerine aykırı olarak Batı Trakya’ya  yerleştirilmişlerdir. Her ne kadar Ocak 1933 anlaşmasına göre her iki taraf Azınlıkların malları hakkında “hiçbir vaziyet, işgal veya takyidi tedbir muamelesine tevessül edilmeyecektir”, (Yani, azınlığın mülkiyet hakları son durum göze alınarak dondurulmakta ve bundan sonra bu mallara, genel hükümler dışında hiçbir el koyma, işgal ve kısıtlayıcı önlem uygulanmayacağı karar altına alınmaktadır” dense de Batı Trakya Türk Azınlığının  mübadele ile başlayan bu toprak kaybı bugüne kadar devam etmiştir. Bunları sıralamak gerekirse:

  • 1539/1938 sayılı yasa, hazineye ait arazinin korunmasıyla ilgili olup bu yasanın 34. Maddesi “vekil bırakmadan Yunanistan’ı terk eden kişilerin mülklerinin hükümet tarafından yönetilmesini öngörmektedir. Bu mülklerin sahipleri 10 yıl içinde ortaya çıkmadığı takdirde mülkler kesin olarak hazineye geçmektedir. Çeşitli nedenlerle Batı Trakya’yı terk etmiş olan soydaşlarımızın arazileri bu yasa hükümleri uyarınca hazine malı addedilmiştir.
  • Mübadeleden sonra çıkarılan 2185/1950 sayılı yasa uyarınca Batı Trakya’daki Türk çiftlikleri süratle kamulaştırılmış ve topraksız Yunan halkına dağıtılmıştır. Bu çiftliklerin başında Büyük Kaval, Küçük Kaval, Kara Musa, Anaköy, Ilgın, Tepe, Koç Obası, Ferezler, Kalfalar ve Küçük Osmanlı Çiftlikleri gelmektedir. Bu çiftliklerin kamulaştırılmasıyla 10 binlerce dönüm arazi Türk Azınlık halkının elinden çıkmıştır.
  • 1952 yılında yapılan toprak reformuyla sahibi tarafından işlenen arazinin 500 dönümü, sahibi tarafından işletilmeyen arazinin 250 dönümü mülk sahibine bırakılmış, geri kalan arazi kamulaştırılarak “sözde” topraksız Yunan köylüsüne dağıtılmıştır.
  • 2536/1953 sayılı yasa sınır bölgelerindeki halkın kalkındırılmasına yönelik olup, Yunanistan’dan yasadışı yollarla göç eden ve ülkeden ayrıldıktan sonra üç yıl içinde Yunan makamlarıyla ilişki kurmayan kişilerin taşınmazlarına el konulmasını öngörmektedir. 1941-1945 ikinci Bulgar işgali ve 1946-1949 Yunan İç Savaşı nedeniyle Batı Trakya’yı terk etmiş olan Türklerin arazilerine bu yasa hükümleri uyarınca el konulmuştur.
  • İskan yasasının bazı maddelerinin değiştirilmesi ve tamamlanması için çıkartılan 3958/1959 sayılı yasanın 13. maddesi sınır bölgelerindeki taşınmazlara el konulmasıyla ilgili olup yasanın çıkmasından beş yıl önce izinsiz ve pasaportsuz olarak yurt dışına çıkmış kişilerin arazilerinin hazineye geçeceği hükmünü getirmektedir. Bu yasa hükümleri uyarınca da binlerce dönüm Türk arazisi hazinenin mülkiyetine geçmiştir.
  • 821/1948 sayılı tevhidi arazi – arazi birleştirmesi (anadazmos) yasası 1974’ten sonra azınlık halkına değişik şekilde uygulanmaya başlanmıştır. Azınlık köylerine ait araziler valinin takdiriyle zorunlu toprak bütünlemesine tabi tutulmuş ve senet ibraz edemeyen azınlık çiftçisinin binlerce dönüm arazisi devlete intikal etmiş ve Yunanlı çiftçilere dağıtılmıştır. Bilindiği üzere Batı Trakya I. ve II. Balkan Harbi, I. Dünya Savaşı, I. ve II. Bulgar İşgalleri ve Yunan İç Savaşını yaşamış bir bölgedir. Canını kurtarma çabasında olan Batı Trakya Türk halkı bu badireli yıllarda arazisinin mülkiyetini gösteren belgeler yerine çocuklarını kurtarmayı düşünmüş ve binlerce senet bu badireli yıllarda yok olmuştur. Bu nedenle, bugün bile Batı Trakya Türk halkı taşınmaz malının senedini ibraz etmekte zorlanmaktadır.
  • Yunan Devleti Batı Trakya Türk halkının elinde bulunan azınlık taşınmazlarını özendirme yoluyla Yunanlıların satın alması için 22 Kasım 1966 tarihinde Yunanistan Merkez Bankası ve Yunanistan Ziraat Bankası ile bir anlaşma imzalamıştır. Ba anlaşmaya göre bir müslümandan arazi veya etrafında arazi bulunan ev satın alan Hıristiyan bir Yunan yurttaşına, bu arazi için ödediği paranın tamamı kredi olarak verildiği gibi, intikal vergisi ve diğer harcamalarda kredi kapsamına alınmaktadır. Yukarıda söz konusu olan miktar kredinin tahsisi tarihinden iki yıl sonra başlamak üzere yıllık eşit taksitler halinde 20 yılda ödenmektedir. Bu krediler sayesinde Yunanlılar Batı Trakya Türk halkının elinde bulunan binlerce dönüm araziyi raiç fiyatın çok üzerinde ödeme yaparak satın almışlardır.
  • 21 Nisan 1967’de Yunanistan’ın idaresini eline alan cunta yönetimi de toprak gaspına devam etmiştir. Tamamen Türklerin yaşadığı Küçük Doğanca köyüne ait ve Orman, Gölgelik ve Yüz Dönümler mevkilerinde bulunan 10 bin dönüm civarında arazi  zorunlu kamulaştırılmaya tabi tutularak komşu Rum köylerindeki çifçilere dağıtılmıştır.
  • 1974 yılında Meşe köyündeki Türklerin Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri işleyegeldikleri 1280 dönüm arazi, “hazine malı” gerekçesiyle ellerinden alınmış ve bölgedeki Hrıstiyan çifçilere dağıtılmıştır.
  • 1978 yılında Trakya Dimokritos Üniversitesi için tamamen Türk köylerine ait kiraz ve diğer meyve bahçelerinin bulunduğu 3200 dönümlük arazi zorunlu kamulaştırmaya tabi tutulmuştur. Hiç bir Balkan ülkesi üniversitesinde bulunmayan bu 3200 dönümlük arazinin bugün 300 dönümü bile üniversite kampüsü için kullanılmamıştır. 
  • 1978 yılında eski SSCB’den gelen Pontuslu göçmenleri yerleştirmek üzere yapılacak örnek yerleşim birimleri için Gümülcine’nin batı kesiminde“ektenepol” diye anılan bölgede bulunan ve %95’i Türklere ait 2000 dönüm arazi kamulaştırılmıştır. Bu arazinin de tümü kullanılamamış ve 2000’li yılların başında kamulaştırma amacına aykırı olarak ehven fiyat ve ödeme kolaylıklarıyla Yunanlılara satışa çıkarılmıştır.
  • 1978 yılında Gümülcine’nin doğu kesiminde bulunan Seymen, Yahyabeyli, Ambarköy, Uysallı, Kır Vakıf, Çay Vakıf gibi Türk köylerine ait Gümülcine’nin en verimli ovasında  4300 dönüm arazi, sanayi bölgesi yapımı için zorunlu kamulaştırmaya tabi tutulmuştır. Bu arazilerin bir kısmı da yıllar sonra Yunanlı çifçilere ehven fiyatlarla kiralanmıştır.
  • 1978 yılında Gümülcine’nin kuzeyinde bulunan ve Gümülcineli Türklerin   geçim kaynağını teşkil eden tütün ekiminde kullanılan 4300 dönüm arazi askeri amaçla zorla kamulaştırılmıştır. Üzerinde hiç bir tesis bulunmayan bu arazi halen boş durmakta, yılda birkaç kez askeri araçlar için eğitim amaçlı kullanılmaktadır.
  • Yunan Devleti 3 Haziran 1953 tarihli ve E-7785 karar uyarınca 1953 yılında İnhanlı köyünün 3200 dönümlük arazisini kamulaştırmıştır. Ancak soydaşların elinde mevcut 1872 tarihli ve 103 sayılı Türk İmparatorluk mülkiyet senedi (Sened-i Hakani) nedeniyle bu arazinin 1800 dönümü kamulaştırma dışında bırakılmıştır. Her nekadar İskeçeli kamulaştırma komisyonu bu arazinin mülk olduğuna karar vermişse de 1982 yılında Yunan Devlet Mülkleri Şurasının itirazı üzerine yeniden ele almış ve araziyi köydeki Yunanlı çiftçilere dağıtmak istemiştir. Soydaşların 17 Mart, 22 Mart ve 2 Nisan tarihlerinde İskeçe valiliği önünde yapmış oldukları oturma eyleminden sonra dağıtma işleminden vazgeçmiş olup halen bu tarlaların mülkiyeti belirsiz olarak durmaktadır.
  • 25 Kasım 1987 tarihinde Gümülcine’ye bağlı Arabacıköy, Bekirli ve Hoca Mahalle köylerinde tamamen azınlık mensuplarına ait 97 dönümlük bir arazi Rodop Valisi tarafından alınan 10.11.1987 taihli ve 11747 sayılı bir kararla “Hazine Malı” olduğu gerekçesiyle soydaşlarımızın elinden alınmış ve komşu Yunan köylülerine dağıtılmıştır.
  • İskeçe’nin Gökçeler köyünde azınlık köylülerinin Osmanlı imparatorluğu’ndan  beri kullanageldiği yaklaşık 200 dönümlük köy merası 25 Ocak 1989 tarihinde İskeçe valisinin talimatıyle komşu Hristiyan çifçisine tarla olarak verilmiştir.
  • Gümülcine’nin Karagözlü köyünde soydaşların asırlardan beri kullandıkları yaklaşık 120 dönümlük köy merası Yunan İç Savaşı sırasında Polonya ve SSCB’ye kaçan ve daha sonra Yunanistan’a dönen Yunan kökenli göçmenlere verilmiştir.
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda 1858 arazi kanunnamesinin 78. Maddesi “itirazsız ve kesintisiz 10 yıl devlet toprağını elinde bulunduran ve işleyen kimse o toprağın tasarruf hakkına sahip olur ve kendisine, harç istenmeksizin yeni bir tapu verilir” hükmünü içermektedir. 147/1914 sayılı Yunan yasası da bu hükmü geçerli kılmıştır. Ayrıca bu yasa 12 Kasım 1929 tarihli ve 11 sayılı Cumhurbaşkanlığı iradesiyle güçlendirilerek teyid edilmiştir. Buna rağmen azınlık köylüsünün elinde bulunan Osmanlı tapuları çoğu zaman geçersiz addedilmiştir. Yukarıda bahsekonu İnhanlı olayı bunun bariz bir örneğidir. Başka bir örnek te şöyledir: 2007 yılında tamamen soydaşların yaşamakta olduğu Tuzcu Köye ait 52 dönüm köy merası bütün itirazlara rağmen kamulaştırılmış ve bir futbol takımına antreman sahası olarak tahsis edilmiştir. Son olarak da Yanıkköy’de Cami vakfına ait ve Osmanlı senedi bulunan 35,5 dönüm arazinin Osmanlı senedi yetkili Yunan makamları tarafından kaale alınmamış ve arazi üzerine bölgedeki Pontuslular bir kilise ve otopark inşaa etmişlerdir.
  • Ayrıca Yunan makamları 1932-1933 yıllarında havadan çekilen fotoğraflarda nadasa bırakıldığı için üzerinde ürün bulunmayan tarlaları hazine malı kabul etmişler ve binlerce dönüm soydaş arazisi bu şekilde hazineye intikal ettirilmiştir.

Batı Trakya Türk Azınlığı 1923’ten bu yana yukarıdaki uygulamalarla 10 binlerce dönüm arazi kaybetmiş ve elindeki %84 oranındaki arazi bugün %25 oranına düşmüştür. [2]

Bütün bunlar olurken Batı Trakya Türk azınlığı 1965-1995 yılları arasında özellikle 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra hiç bir gayri menkul satın alamamıştır. Yönetim buna gerekçe olarak 1366/1938 sayılı bir yasayı göstemiştir. “Sınır ve Kıyı Bölgelerinde Alım Satım Hakkının Kullanılmasının Yasaklanması Hakkında İhtiyaca Mebni Kanun”. Bu kanun sınır bölgelerinde, kıyılarda, adalarda ve adacıklarda her türlü taşınmaz alım satımı ve hatta zilliyetlik hakkının kullanımını kamu yetkililerinden kurulu bir komisyonun iznine bağlamıştır. Bu komisyon yaklaşık 30 yıl soydaşların gayri menkul satın alma başvurularını onaylamamış ve Yunanistan’da geçerli olan usule göre tapu düzenlemekle yetkili olan noterler çok az istisnalar dışında  hiç bir işlem yapmamıştır.


[1] Pervin Hayrullah – Ali Hüseyinoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığının Sorunları, BAKEŞ Arşivi, 2019

[2] Pervin Hayrullah – Ali Hüseyinoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığının Sorunları, BAKEŞ Arşivi, 2019

Sosyal Medyada Paylaş
Süheyl ÇOBANOĞLU
Süheyl ÇOBANOĞLU
RUBASAM Başkanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER İÇERİKLER

GELECEKTE BİR GÜN KIBRIS…

                                                       ‘’ Dünya kamuoyu bu sabahın erken saatlerinde Kıbrıs