BOSNA-HERSEK MAYIS AYI GÜNDEMİ
Zeynep Çınar
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi

“Bosna Kasabı”nın Tahliye Talebine BM’den Ret Cevabı

Soykırım, savaş ve insanlığa karşı suçlar bağlamında 2017’den beri hapis hayatı yaşayan Ratko Mladić’in avukatları, BM Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması’ndan Mladić’in şu anki sağlık durumunu ve ölmek üzere olduğunu belirterek tahliyesini talep etti. Ayrıca avukatları, bu ayın başlarında Mladić’in uzun bir süredir yatağa yahut tekerlekli sandalyeye mahkum yaşadığını söylediler ve daha sonrasında ise bu açıklamalarına Mladić’in oğluyla gerçekleştirdiği telefon görüşmesi sırasında onu konuşamayacak hâle getiren bir felç durumu yaşadığından şüphelendiklerini de eklediler. Bu gerekçeler ışığında avukatları, Mladić’in Sırpça konuşulan bir hastanede veya ağır hastaların bakım gördüğü bir merkezde tedavi görebilmesi adına şartlı tahliye talebinde bulundu. Sırp Hükümeti de Mladić’in serbest bırakılması durumunda gerekli garantileri sağlayacağını belirterek bu talebe destek verdi. Fakat Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması Başkanı Graciela Gatti Santana, Mladić’in hayatının son evresinde olduğunu kabul etmekle birlikte Lahey’deki BM gözaltı birimi ve cezaevi hastanesinde nitelikli sağlık çalışanları tarafından kapsamlı ve insancıl bir tedavi aldığını ve Hollanda’da olmayıp dünyanın başka bir yerinde mevcut olan bir tedaviden mahrum kalmadığını vurgulayarak talebi reddetti. Ayrıca Yargıç Santana, Mladić için istisnai bir ziyaret prosedürü uygulandığını, Mladić’in ailesinin ve arkadaşlarının onu sık sık ziyaret ederek son nefesine kadar onunla olabileceklerini de açıkladı.

Geçen yıl da farklı gerekçelerle benzer bir talebin gündeme gelmiş olması ve Sırp Hükümeti’nin bu ısrarlı tutuma destek vermesi, 1990’larda Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Boşnakların yaşadığı acıların ve kayıpların onların nezdinde yeterli bir karşılık bulmadığını düşündürmektedir. Dünya kamuoyunda “Bosna Kasabı” olarak anılan bir kişinin son nefesine oldukça yakınken bile özgürlüğünü alabilmesi adına gösterilen bunca çaba, yapılan hataların aslında yapan kişilerce kabul edilmediğini ve sorumluluğun alınmadığını göstermektedir. Bu durum, Dayton düzeninin ne denli hassas bir zeminde varlığını sürdürdüğünü de göstermektedir. Çünkü söz konusu talep yalnızca Sırp Hükümeti tarafından değil, birçok Bosnalı Sırp tarafından da desteklenmektedir. Oysa beraber yaşama etiği noktasında insanlar geçmişle yüzleşerek hatalarının sorumluluğunu almalıdır. Ancak böyle bir yüzleşme kültürünün eksikliği, kurulan düzenin pamuk ipliğine bağlı olduğunu gözler önüne sermektedir. Her ne kadar BM’nin o dönemde Bosna’daki tutumu uzun yıllardır eleştirilse de ısrarla sunulan bu talebi düzenli bir şekilde reddetmesi hukuka ve vicdana dair olan umudun yaşamasına sebep olmaktadır. Bu yaklaşım, geçmişteki pasif tutuma yönelik eleştirilerin ardından uluslararası hukuk mekanizmalarının daha kararlı davranmaya çalıştığı şeklinde de yorumlanabilir.

Boşnaklara Yönelik Nefret Söylemleri Uyarısı

 10 Mayıs günü istifa eden ve halefi seçilene kadar hâlâ Bosna-Hersek Yüksek Temsilcisi görevini ifa eden Christian Schmidt, bu ayın ortalarında Almanya’nın günlük gazetelerinden biri olan Frankfurter Allgemeine Zeitung ile bir röportaj gerçekleştirdi. Söz konusu röportajında Schmidt, Müslüman karşıtlığının nasıl harlandığına dair örnekler vererek Müslümanlara yönelik Boşnakçadaki nefret söylemlerinin rahatlıkla dile getirilebildiğini ifade etti. Aynı zamanda ayrılıkçı söylemleriyle sık sık gündeme gelen Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik’in ve onun çevresinin sarf ettiği sözlerin toplumdaki gerilimi artırmak ile beraber toplum genelindeki çatışma korkusunu da beslediğini açıklamasına ekledi. “Türk” kelimesinin dahi hakaret amacıyla kullanılmasına dikkat çeken Schmidt, kendisinin şu anki konjonktürden kaygılandığını söyledi ve özellikle Müslüman karşıtı söylemlerin normalleşmesinin Balkanlar’daki tarihi travmaları yeniden canlandırabileceği ve ayrılıkçı siyasetin güç kazanarak Dayton Barış Anlaşması’nın ruhunu zedelediği uyarısında bulundu.

Dodik gibi ayrılıkçı isimlerin Bosna siyasetinde hâlâ etkili bir konumda bulunabilmesi, uluslararası sistemde yaşanan sıcak gelişmeler de göz önünde bulundurulduğunda Dayton düzeninin ne denli kırılgan olduğunu göstermektedir. Tarihsel bağlamda da incelediğimizde Dayton Barış Anlaşması’nın yalnızca çatışmaları sonlandırmakla sınırlı kaldığı kanısının da böylece doğrulandığına şahit olmaktayız. Schmidt’in sahada gözlemlediği gelişmelere ilişkin açıklamalarının ve bu ayrılıkçı söylemlerin Sırbistan gibi devletler tarafından yeterli tepkiyle karşılaşmaması dikkate alındığında gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca yalnızca çatışmayı donduran değil, kalıcı ve somut bir barışı hedefleyen alternatif bir düzenin müzakereler yoluyla oluşturulması da elzem görünmektedir. Çünkü Boşnakların yüzleşmek zorunda kaldığı acılar ve kayıplar çok da uzak bir geçmişe ait değildir.

Bir Zamanlar Avrupalılar, Bosna’da İnsan Avına Çıkmış

 Avusturya hükümeti, birtakım varlıklı vatandaşlarının 1992-1995’te Bosna’ya büyük paralar ödeyerek insan avına çıktıklarına ilişkin iddiaların akabinde soruşturmayı başlattıklarını duyurdu. Avusturya Adalet Bakanı, geçtiğimiz perşembe günü Agence-France-Presse’ye soruşturmanın geçen ayın sonunda başlatıldığını ve soruşturma kapsamında incelenen kişilerden birinin ilgili dönemde Saraybosna’ya düzenlenen “keskin nişancı turları”na katıldığına dair şüphenin olduğu bir Avusturya vatandaşı ile kimliği henüz tespit edilemeyen bir kişinin olduğunu belirtti. Times of London’a göre bu açıklama, Hırvat Araştırmacı Gazeteci Domagoj Margetić’in “Pay and Shoot” adlı kitabında ilgili dönemde keskin nişancılardan birinin Avusturyalı bir aristokrat olduğunu açıklamasından birkaç hafta sonra gerçekleştirildi. Margetić, eski bir Bosnalı Sırp ordu komutanı ile bir görüşme gerçekleştirdiğini ve bu görüşmede kendisine Sırplar tarafından “Grof” yani “Kont” lakabı takılan bir Avusturyalının 1992’nin sonu, 1993’te geldiğini ve Sırplara Saraybosna’daki kontrol noktalarında “avcıların” Avusturya pasaportu göstereceği haberini verdiği bilgisini söyledi. Araştırmacı Gazeteci Ezio Gavazzeni de daha önce, keskin nişancı turistlerin kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere insanları vurmak için 90.000 doların üzerinde ödeme yaptığına dair kanıtlar ortaya çıkararak İngiliz, Fransız, Alman ve farklı Avrupa ülkelerinden kişilerin bu işin içinde olduğunu raporunda açıklamıştı. 2025 Kasım’da, İtalyan savcılar ise keskin nişancı turizmi hakkında soruşturma başlatmıştı ve Margetić, Milano Savcılarına şikayette bulunarak Sırp Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in bu işin bir parçası olduğunu söyleyerek suçlamıştı ancak Vučić ise söz konusu iddiaları sert bir şekilde reddederek hayatında hiç keskin nişancı tüfeği kullanmadığını söyledi.

Dolayısıyla ortaya çıkan veriler, 1992-1995 döneminde Bosna’da yaşanan trajedinin yalnızca yerel aktörlerle sınırlı olmadığını, farklı Avrupa ülkelerinden kişilerin de savaşın karanlık atmosferine dahil olmuş olduğunu göstermektedir. O süreçte uluslararası kurumların pasif kalarak, uluslararası hukukun tam mânâsıyla işletilmeyerek tüm bu olana dolaylı da olsa sebep olunulduğu savunulurken Avrupalı vatandaşların bizatihi katılması insanı hayrete düşürüyor. Çünkü Gavazzeni’nin raporunda, bu kişilerin dini ya da etnik bir motivasyondan ziyade yalnızca “heyecan” ve “haz” arayışıyla hareket ettikleri bilgisi yer almaktadır. Bu noktada insanlığı ve Avrupa’nın “insan haklarının temsilcisi” iddiasında olması bizleri bir kez daha düşündürmektedir.                                                           (Görsel: Sarajevo Times)

 Zeynep ÇINAR

KAYNAKÇA

  1. Haber | 15/05/2026 | “War criminal Ratko Mladić’s jail release request denied” başlıklı haber | BBC ve 15/05/2026 | “Soykırım suçlusu Ratko Mladiç’in ölmek üzere olduğu gerekçesiyle yaptığı tahliye talebi reddedildi” başlıklı haber | Kars Manşet.
  2. Haber | 18/05/2026 | “Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Schmidt, Bosnalı Müslümanlara yönelik nefret söylemlerine dikkati çekti” başlıklı haber | Anadolu Ajansı.
  3. Haber | 20/05/2026 | “Austria investigating wealthy citizen accused of paying to shoot people in ‘human safari’ trips” başlıklı haber | New York Post ve 20/05/2026 | “Avusturya’da Bosna’daki ‘savaş turizmi’ne soruşturma açıldı” başlıklı haber | En Son Haber.

Sosyal Medyada Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER İÇERİKLER

Bosna-Hersek Gündemi

BOSNA-HERSEK MAYIS AYI GÜNDEMİZeynep ÇınarAnkara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi “Bosna

BANDIRMA VAPURU-1

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yol arkadaşları ve gemi mürattebatından oluşan