RUBASAM

BÜYÜKSÜN TÜRK MİLLETİ

Süheyl ÇOBANOĞLU

Her yönüyle bir vatan savunması olan yangın, deprem, sel gibi afetler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de insanlığı, doğayı ve geleceğimizi tehdit ederken, Türk milleti asaletini ve birlik-beraberliğini ve büyüklüğünü bir kez daha gösteriyor. 28 Temmuz’da Manavgat’ta başlayıp Türkiye’nin birçok ilinde 181 noktada oluşan yangınlarla mücadelede ülkemizin bir çok ilinden gönüllü vatandaşlarımız, bölge halkıyla beraber yangın söndürme çalışmalarına katılmış, görevlilere yardımcı olmuşlardır.

Vatandaş , itfaiyeci, ormancı, stk. üyesi, sanayici, esnaf, köylü, çiftçi, işçi, memur, öğrenci, KADINI-ERKEĞİYLE, TÜRK MİLLETİNİN tüm kesimleri milli mücadele ruhuyla canını dişine takıp, hiç bir fedakarlıktan kaçmayarak yardıma koştuğunu görüyoruz.  Son yıllarda dindar-kindar nesil yetiştirme ve oyları konsolide etme uğruna ayrıştırıp, ötekileştirerek böldüğümüz Türk Milletinin özünde var olan milli birlik ve beraberlik duygusunun tezahür ettiğini görrerek geleceğe yönelik umutlarımız yeniden güçlendi.  Maddi, ayni, manevi kim ne katkıda bulunmuşsa hepsine sonsuz teşekkürlerimi sunuyor, saygıyla selamlıyorum, Allah razı olsun.

Bu afetin sonuçlarına baktığımızda ilk dikkatimi çekenler ise;

– Eğer terörist sabotajı varsa, bunu haber alamayıp, önleyemeyen emniyet ve istihbarat kuruluşları,

– Tedbirsizlik, hazırlıksızlık, ihmal ve gaflet sonucu böylesine büyük bir yangını öngöremeyip, yeterince hazırlık yapamayan hükümetin bugüne kadar çok güçlü bir “ORMAN YANGINLARIYLA  MÜCADELE TEŞKİLATI” kuramamış ve gerekli araçve gerecin temin edilememiş olması.

– 1699’dan 1921’e kadar kaybettiğimiz tüm savaşlarda hiç görünmeyip, Çanakkale Savaşını kazandıkları söylenen ak sakallı ermişler, hacı-hoca-cemaat-tarikat ehlinin yine ortalıkta olmayışı,

– THK.nun etkisizleşmesine sebep olan yöneticileri ve kaynaklarını kesen hükümet.

Konuyu daha da derinleştirmek mümkün ama ilk bakışta gördüklerim bunlar.

Bu arada Bölücü Terör Örgütü (PKK) ve onun siyasi uzantısı gibi çalışan HDP’li bazı yöneticilerin söylemleri, bunların insanlıktan nasibi olmadıklarına işaret ediyor. Şiddetle kınıyor, suçu olanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılmasını bekliyorum.

Doç. Dr. Yelda Güzel’in “ORMAN YANGINLARI NEDEN ÇIKAR? Doğal orman yangını kavramı ne demektir? Orman yangınlarında insanın rolü nedir? Ağaç türünün (kızılçam) bir kabahati var mıdır? başlıklı yazısından aldığım aşağıdaki uzmanlık bilgileri, sosyal medyada çok konuşulan bazı konulara cevap olabilecek nitelikte .

  • Art niyetli, kasıtlı kundaklamalardan başka, çoğunlukla göz ardı edilen bir diğer insan kaynaklı yangın gerekçesi ihmaldir.
  • Bütün suçun kötü niyetli insanlarda olduğuna inanıp hiçbir sorumluluk hissetmemek, ormanlık alanlara gidilince ihmalkar davranmak da ciddi bir sorundur.
  • Sadece piknik ateşleri ya da sigara izmaritleri değil, cam, hatta metal parçaları bile kuru, sıcak ve çok güneşli günlerde yangınlara sebep olabilir….
  • Akdeniz havzasında yaklaşık 23 milyon yıldır mevcut olup, tamamen doğal bir ağaç olan KIZILÇAM, yurdumuza sonradan getirilmemiştir. Sosyal medyada, kızılçam başta olmak üzere ibreli ağaçların reçineleri nedeniyle çabuk tutuştukları, bunların memleketimize sonradan getirilen ağaçlar oldukları, yandıklarında yerlerine meyve ağaçları dikilmesi gerektiği hatta yanmaları beklenmeden sökülüp başka ağaçlarla değiştirilmeleri gerektiği şeklinde safsatalar ve akla, bilime aykırı öneriler paylaşılmaktadır. Halkımız bunlara KESİNLİKLE İTİBAR ETMEMELİDİR. Elbette başka Akdeniz ağaçları da vardır, murt, zeytin/delice, meşe, menengiç, sandal, tespih, defne,sakız gibi ama bunlar eşlikçi ağaç/ağaççıklardır, hektarlarca büyüklükte ormanları tek başlarına oluşturabilmek gibi bir özellikleri yoktur.  Kızılçam çıra gibi yanar. Çünkü Akdeniz’de bir kaç yılda bir karşılaşabilmesi muhtemel olan doğal yangınlarla başa çıkabilecek, hemen sonrasında tekrar yeşerebilecek, açıklıklarında barındırdığı bitki ve hayvanları da diriltebilecek özelliktedir. ONU NORMAL SIKLIĞIN KAT KAT MİSLİYLE YAKAN İNSANOĞLUDUR.
  • Akdeniz ve Ege’de kızılçam, Karadeniz ve Marmara’da kayın, gürgen, meşe, kızılağaç, kestane gibi geniş yapraklıların yanı sıra göknar ve sarıçam gibi iğne yapraklılar, doğal ormanlar yapar. İç Anadolu ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da iklim gereği ormanlar daha seyrektir yüksek kesimlerde meşe ve karaçam ormanlarına rastlansa da hakim bitki örtüsü bozkırdır.
  • Bunlar yerine başka ağaç türleri örneğin düzenli bakım ve sulama gerektiren meyve ağaçları dikersek, yazları uzun ve kurak olan Akdeniz ikliminde yaşayamazlar, yaşayabilseler bile orman oluşturamazlar. Koruluklar oluşturabilseler bile Akdeniz ormanlarının hayvanıyla çiçeğiyle doğal bir ahenk içinde olan dengesine sahip olamazlar. Böylece iyi niyetle yola çıkmış olsak da kendi ellerimizle orman varlığımızı yok etmiş oluruz.

Ormanlarımızı gerçekte yakan terörizm, rant veya başka hesabı olan kötü niyetli insanlardan önce öngörüsüzlük, hazırlıksızlık, ciddiyetsizlik, disiplinsizlik ve gevşekliktir. Yangın çıktıktan sonra söndürmeye uğraşmak daha pahalı ve meşakkatli bir iştir.

“Hastalığın en iyi tedavisi HASTA OLMAMAKTIR”, bu nedenle yangın olmaması için gereken tedbirleri önceden almak gerekir. Yeniçağ Gazetesindeki köşesinde Özcan Yeniçeri’nin belirttiği gibi   Türkiye acilen orman polisi, orman istihbaratı, orman bölgesinde yaşayanların ormandan sorumlu tutulduğu bir sistemi devreye sokması gerekiyor.

Ayrıca orman yangınlarıyla ve hatta diğer afetlerle mücedele amacıyla yeniden bir yapılanmaya gidilmeli, uçağıyla, helikopteriyle, iş makinasıyla, alet-edevat ve teçhizatıyla, eğitimli personeliyle (TSK bünyesinde de olabilir) çok güçlü bir teşkilat kurulmalıdır. Yudumuz her türlü afete karşı vakit geçirmeksizin bu tedbirleri geliştirmelidir. Yürürlükten kaldırılan “EMASYA planı” günün ihtiyaçlarına göre revize edilerek, yeniden uygulamaya konulamalı ve topyekün mücadele için  hazırlıklı olınmalıdır.

Başta yangın bölgelerinde mağdur olan vatandaşlarımız olmak zere Aziz Türk Milletine geçmiş olsun dileklerimi sunarken, yangın söndürme mücadelesine destek olan  görevli ve gönüllü  tüm insanlarımızı saygı ve sevgiyle selamlıyor, tez zamanda  bu afetin sonlandırılması için dua ediyorum.

Süheyl  ÇOBANOĞLU

RUBASAM Bşk.V.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ