RUBASAM

PRİZREN CAMİLERİ 6

Altay Suroy Recepoğlu

24 Eylül 1949, Prizren (Kosova) / Yugoslavya doğumlu. Tam adı Altay Suroy Recepoğlu. Hukuk Fakültesi (1971) mezunu. Bir süre Tan gazetesinde (1969-72) çalıştı. Prizren Tarım ve Endüstri Kombinası Hukuk İşleri Bölümünde yönetici (1972-77), Prizren Belediye Mahkemesinde yargıç (1977-90) ve serbest avukat (1990-2000) olarak çalıştı. Çalışmalarını 2000 yılından itibaren Prizren’de savcı olarak sürdürdü.

SİNAN PAŞA CAMİİ

Binasının yüksekliğiyle ve uzun ince minaresiyle dikkatleri toplayan Sufi Sinan Paşa Camii Prizren deresinin sol kıyısında, kentin merkezi olan “Şadırvan” da bulunur.  Caminin kurucusu Sufi Sinan Paşa, Budin, Kars, Erzurum, Bosna gibi Beylerbeyi, Sadaret kaymakamı, Bosna ve Şam valisi gibi görevlerde bulundu ve ardına bıraktığı birkaç vakıf eserlerinden 1615 yılında inşaatı tamamlanan kendi adıyla anılan Sinan Paşa Camii en önemlilerinden biridir. Bina Prizren’in en büyük camisidir. Dış ölçüleriyle kare şeklinde 17,80 metredir. 6,20 metre derinliğinde olan mihrap bölümüyle kıbleye doğru caminin uzunluğu 24 metredir. İç kısmı 14 metre çapındaki kubbe altındadır. Caminin temelde dörtgen yapısı dışına taştırılmış olan mihrap bölümü ise yarı kubbeyle örtülüdür. Yerden yukarı üçüncü sıradaki pencerelerin üst hizasında cami duvarlarının köşeleri kesilip sekizköşelik kasnak oluşturulmuştur. Bu kasnağın üzerinde kurşun kaplı kubbe durmaktadır. Kubbenin altındaki sekizköşelik kasnağın herbir yüzünde üstü kemerli birer pencere bulunmaktadır. Bunların altında dört bile duvarda üstü kemerli birer pencere ve bu pencerelerin altında ikişer pencere, onların altında üçer pencere ve ilk sırada dikdörtgen üçer pencere vardır ve bu pencereler geçmeli demir parmaklıdır. Minare cami girişinin sağ tarafındadır. Kesme taştan yapılmış dikdörtgen kaidenin üzerinde altı köşeli bölümden sonra oniki köşeli sivri minare yükselmektedir. Tek şerefeli olan minarenin yüksekliği 43,5 metredir. Minarenin oniki köşeli bölümü sıvalıdır.

Taş Köprü’den Sinan Paşa Camii ve çevresi

Sinan Paşa Camii’nin kıble duvarı

Caminin iç duvarları bitki şekilleriyle süslüdür. Barok üslubunda işlenen süslemeler caminin tüm 43 penceresinin üstünde ve çevresinde yoğundur. Mihrap üstündeki süslemeler arasında bir kubbeli ve dört minareli bir caminin resmi işlenmiştir. Minareler üçer şerefelidir.  Bu resmin altındaki pencerenin iki bile tarafında etrafı bitki şekilleriyle süslü çerçeve içinde birer yazı vardır. Sol taraftaki çerçeve içine alınmış yazı caminin kuruluş tarihine aittir “ Tarih-i bina, misall-i cennet, sene 1o24 “ yazmaktadır. Bu ise caminin 1615 yılında kurulduğunu göstermektedir. Sağ taraftaki çerçeve içinde ise “Sahibü’l-hayrat Sinan Paşa” yazmaktadır ki bu caminin kurucusunu bildirmektedir. Yapılan araştırmalar sonucu duvarlarda ve özellikle minberin altındaki geçidin batı tarafındaki üst mermer kolonda yazılar ve tarihler camide yapılan tamir ve yeni süslemelere aittir. Taş Köprü,

Sinan Paşa Camii ve Şadırvan Meydanı huzur ortamıdır

Caminin giriş kapısının sağ tarafında yedi mermer sütun üzerinde duran mahfil vardır. 1,90 santimetre kalınlığında kesme taş olan cami duvarları iç taraftan sıvalı ve süslü iken, dış taraftan sıvasızdır.

Birinci Dünya savaşından sonra askeriye deposu olarak kullanılan Sufi Sinan Paşa camii 1924-1927 yılları arasında Aya Yorgi (Sveti Arhangel) manastırında profesör Gruyiç başkanlığında yapılan kazılarda bulunan malzeme depolanmış ve Çar Duşan’a ait olduğu tespit edilen kemiklerle birlikte askeri kamyonlarla Üsküp’e taşınmış, kemikler Çar Duşan’ın annesinin yattığı Kutsu Kurtuluş (Sveti Spas) kilisesine götürülmüştür. Caminin Aya Yorgi manastırını  taşlarından yapıldığı gerekçesiyle mahkemenin getirdiği yıkım kararının icrasına gidildiği 1939 yılında yıkılan son cemaat yerinin katında medrese olarak hizmet eden iki oda bulunmaktaymış. Bu bölümün üç kubbeyle ötrülü olduğunu dönemine ait fotoğraflardan öğreniyoruz. Caminin son cemaat yerine ve giriş kapısına taştan yapılmış on basamak çıkarmaktadır. Bu basamakların sağında taştan yapılmış dikdörtgen bir çeşme bulunmaktadır. Sinan Paşa Çeşmesi olarak bilinen bu çeşmenin kurnası ustaca işlenmiş bir beyaz mermer oyuğudur. Caminin mihrabı arkasındaki bahçe ikibuçuk metre yüksek taş duvarlarla sarılıdır. Bahçede caminin ısınmasını ve abtes çeşmelerinden sıcak sunun akmasını sağlayan külhanın izleri bugün de bulunmaktadır. Soğuklarda caminin ısınmasını ve çeşmelerinden sıcak sunun akmasını sağlayan külhan uzun zaman bir harika olarak sayıldığı için Cami külhanı yanında kurulan bitpazarı Prizren’de “Külhan” adını almıştır. “Bitpazarı” yıktırılıp boş alana dönüştürülen Melami Tekkesi haziresine taşınınca oraya da Külhan adı kullanılmıştır.  Buradan “Bajdarana” semtine taşınan Bit Pazarı burada da “Küllahn” olarak adını sürdürmektedir. Bugün bile Prizrenliler “Külhan” sözcüğünü bitpazarı için kullanmaktadırlar.

Sinan Paşa Camiinin kıble duvarı (2004)

Sufi Sinan Paşa Camii tarihi kültür eseri olarak devlet koruması altına alınmış, duvarlarındaki nemi kurutmak maksadıyla yapılan çalışmalardan başka içteki süslemelerin onarımına geçilirken, süslemelerin üç ayrı döneme ait olduğu tespit edilmiştir. Son dönem süslemelerin bir bölümü çekilip üzerine yapılan süslemeler kısmen açılmıştır ve bu işler otuz yıl içinde bile tamamlanmamış, ama cami içinde kurulan inşaat iskelesi ancak 1993 yılında çekilmiştir.  Cami bir ara Doğu Dillerde Elyazma Eserleri Müzesi olarak kullanılmış ve 1992 yılında tamamen ibadete açılmıştır. Bu dönem içerisinde bakımsız kalan caminin süslemeleri nem yüzünden oldukça bozulmuştur.

Minberin altındaki geçit kolonunda kazılan yazılar

Sinan Paşa camiinin inşaatına başlanılmadan önce Sveti Arhangel manastırının harabe olduğu kesindir. Çünkü 1355 yılında Çar Duşan’ın ölümünden sonra çarlık Uroş, Vukaşin, Ugleşa, Dragaş kardeşler, Balşiçler, Voyislav Vuyanoviçler ve küçük derebeyi ve beyler tarafınca parçalanmış ve bunların arasında beliren anlaşmamazlıklar, çatışmalar ve iç savaşlar yüzünden Prizrendeki Sveti Arhangel bakımsız kalmıştır. 1600 yılına kadar yani 250 yıldan çok bakımsız kalan Sveti Arhangel manastır binası ve ona ait olan külliye nasıl ayakta durabilirdi. Bu uzun dönem içinde manastır binasının ve külliyenin kendiliğinden çöküp yıkıldığını sağduyulu tek bir kişi inkâr edemez. Profesör Gruyiç 1927 yılında yönettiği arkeoloji kazılar sırasında da buna tanık olmuş ki halk arasında yaygın olan şu söylentiyi aktarmaktadır: Sinan Paşa manastır taşlarını kullanabilmek için Sultadan izin aradığı zaman onun harabelerinde hırsızların gizlendiğini ve bu hırsızların yoldan gelen geçenleri soyduklarını neden olarak belirtmiş.”  Profesr Gruyiç de caminin inşaatından önce harabeye dönüşmüş olduğunu söylemektedir. (Veçernye Novosti Gazetesi 16 Auğstos 1968, Belgrad sayfa 16.) .

Mehmet Tahir efendinin elyazma menkıbeler kitabının arka sayfasında yine Osmanlıca yazı ile Cemal Efendi Liman’ın “Sinan Paşa Camiimde bombalar patladığı üç kubbeli revakının yıkıldığı tarihi gösteriyor. (29–11–1915), beş gün sonra Beyzade camiinde bombalar patlar” not düşürmesi caminin Sinan Paşa Camii 2008 yılından itibaren Türkiye Devleti tarafından onarılmaktadır.

Sinan Paşa Camii içindeki kalemişi süslemeler ve onarımı.

SEYİDİ BEY CAMİİ

Kent merkezinde, Melami Tekkesi bitişiğinde, Yüzbaşı Çeşmesi arkasında bulunan Seydi Bey Camiinin dış kapısının üstünde mermer üzerinde kabartmalı bir kitabe vardır. Bu kitabe 1290/1873 yılında Hacı Halid tarafından camide yaptırılan tamire aittir.  Caminin iç giriş kapısı üstünde de 28 x 16,5 ölçütünde mermer üzerinde oymalı kitabe caminin 1226/1811 yılında Abdurrahman Ağa tarafından tamir ettirildiğini göstermektedir. Oysa caminin kuruluş tarihi ve kurucusu hakkında bilgi veren kitabe henüz bulunanamıştır. Caminin 1811 yılında tamir edildiğine ait olan kitabe caminin bu yıldan çok önce kurulduğunu kanıtlamaktadır. Caminin Seydi Bey tarafından kurulduğu bu kitabelerde de belirtilmiştir ve Prizren ahalisi bugün de bu camii “Seydi Bey Camisi” olarak bilmektedir.  1874 yılında Prizren müftüsü ve Mehmed Paşa Medresesi müderrisi olan Prizrenli Mehmed Tahir bir menakıbında Maksud Paşa’nın ve Kasım bey’in kardeşi olan Seydi Bey’in  tüm namaz vakitlerinin kılındığı bir cami kurduğunu ve Kurila’da da bir cami yaptırdığını bildirmektedir. Dr. Ekrem Hakkı Ayverdi Seydi Bey camiinde yaptığı incelemeler sonucu olarak bu caminin ilk inşaatına 1650 yıllarında başlandığını belirtiyor. Bunu Seydi Bey’in ağabisi olan Maksud Paşa’nın 1642–1644 yılları arasında Mısır valisi olduğu ve 1644 yılında öldürüldüğü bilindiğine göre Seyidi Bey’in de o yıllarda yaşadığı ve bu camii kurduğu kesinlik kazanmaktadır. Bu dönemde caminin yapıldığı camide yapılan tamirler de kanıtlamaktadır. Cami binası Prizren’e Avusturya-Macaristan ordusu girmeden önce yapıldığı ve kentte birçok cami ile birlikte yıktırılarak tahrip edildiği ve 9 kasım 1689 günü Prizren’de veba hastalığından ölen Avusturya-Macaristan ordusu komutanı Pikolomi’den birkaç ay sonra 1690 yılında Avusturya ordusunun kenti terketmesiyle yeniden tamir edildiği ve birinci kitabenin bu tamire ait olduğu görüşündeyiz.

Şadırvan civarında ve Prizren deresinin sol kıyısında bulunan cami etrafında yapılan binalarla sarılarak esir edilmiştir. Camiye ana sokaktan binaların arasındaki dar geçitten gelinmektedir. Dıştan sadece caminin beyaz badanalı ve çölek biçimindeki çanaklığı olan bodur minaresi gözükmektedir. Dört tarafa akıntısı olan kiremit örülü çatısı Prizren evlerinin çatılarına benzer. Caminin minaresi olmasaydı, cami binası sıradan bir Prizren evi görünümünde kalmış olacaktı.  Camini iç büyüklüğü 36 metre karedir.

Binalar ile kıuşatılmış Seyidi Bey Camii

İç ve dış duvarları sıvalı olan cami binası 90 sm kalınlığındaki kerpiç ve hatıldır.  İç duvarlarda süsleme yoktur. 1988 yılında Prizren esnafının yardımlarıyla köklü bir tamir geçiren caminin duvar oyuğu olan mihrabı da yeniden sıvalandığı için eski süslemeler yokolmuştur. Bugün mihrabın iki bile yanında birer, kuzey ve batı duvarında dikdörtgen ikişer pencere, kıble ve kuzey tarafındaki duvarlarda bu pencerelerin üstünde üstü kemerli ikişer küçük pencere vardır. Mihrabın üstünde ise öküzgözü bulunur. Batı duvarına yapışık ahşap yapılı minber ve devamında mihraba doğru ahşaptan yapılı iki kapaklı gömme bir dolap ve üst sırada minber tarafında üstü kemerli bir küçük pencere bulunur.  Pasalı tahta olan tavan geçmeli tahta ile kaplıdır. Minber ahşap işidir. Caminin giriş kapısı üstünde ön tarafı üç ahşap sütun üzerinde duran ve ortasında müezzin bölümü olan mahfil ahşaptandır, korkuluklar Prizren işi şişe oymadır. Mahfilin alt kısmı kırk santim yükseklikte olan korkulukla ayrılmış mensuradır. Cami içine iki kanadlı ahşap yapılı kapıdan girilmektedir. Kapı açığının kenarları kesme taşlıdır ve üstü kemerlidir. Kapı kıbleye doğru sol tarafta bulunmaktadır. Giriş kapının sağ tarafında son cemaat yeri revak bölümü için yapılmış duvar oyması bir mihrap vardır.  Mihrabın üst tarafı cami içindeki mihrapta olduğu biçimde işlidir. Son cemaat yeri kuzey-doğu ve kuzey-batı tarafında üç ahşap sütün üzerinde duran çatı ile örtülüdür ve bu tarafları bir metre yüksekliğinde tahta korkulukla sarılıdır. Sofa biçimini andıran son cemaat yerinin batı tarafı duvar ile kapanıktır. Son cemaat yerinin tavanı pasalı tahta ile kaplıdır. Cami binası bahçe içindedir, kuzey tarafı ise daha geniştir.

Caminin sokak kapısının girişinin solunda “Heçim Baba” olarak bilinen tümsek bir kabir vardır. Üstü son cemaat yerinin çatısının devamıyla örtülüdür. Veba salgını döneminde insanların kırılarak öldükleri günlerde hekimlik yaptığı söyleniyor. Kendi de bu hastalığın kurbanı olmuş. Halka büyük hizmeti geçtiği için cami haziresinde gömülmüştür. Prizren tarihinde l689 yılında veba salgını hakkim olduğu biliniyor. Bu söylentiye göre “Heçim Baba” da bu tarihte vefat etmiş olabilir. Son cemaate girişin sağ tarafında abtes çeşmeleri bulunur.

Caminin bahçesinde sökülmüş bir mezarın kenarlarında duran mermer parçaları ve üstü kavuklu dikdörtgen biçiminde mermer bir baş taşı vardır. Dört bile tarafı kitabeli olan bu mezar taşında H. 991 / 1571 tarihi okunmaktadır.

KURİLA (SEYİDİ BEY) CAMİİ

Kurila olarak bilinen semtte beş sokağın kesiştiği meydanın oluşturduğu göbekte, dört tarafa akıntısı,  olan üstü çatılı ve kiremit örtülü cami binasının giriş kapsı üstünde  “ Hicri 1406 Miladi 1977 yılında cemaat tarafından tamir olundu” yazısı sıva üzerine yazılmış. Bu yazı caminin eski görünümünün değiştiğine işarettir. Camiden bundan başka bir kitabe yoktur.

Tahir Efendi, Seyidi Bey’in Kurila’da bir mescit kurduğunu bildiriyor. Seyidi Bey’in Prizren’de yaptırdığı diğer bir camisi de Şadırvan civarında Melami Tekkesinin bitişiğinde,  Şuaip Ağa evinin doğusundadır. Bu caminin Hicri 1226 Miladi 1811 yılında Abdurahman Ağa tarafından üzerinde yapılan tamire ait kitabe caminin bundan önce yapılmış olduğuna dair bir kanıttır. Buna göre Kurila’daki Seydi Bey camiinin de bu tarihten  (1811 yılından) çok önce yapıldığını söylemek mümkündür.  Dr. Ekrem Hakkı Ayverdi caminin ilk inşaatına 1650 yılında başlandığını ileri sürmektedir.  Kent merkezindeki Seydi Bey cami minaresine şekil ve büyüklük olarak benzemesine önem verilmiş. Hicri 1291 miladi 1875 Prizren Salnamesine göre hicri 1163 miladi 1750 yılında Prizren vilayetinde memuriyete atanan Derviş Paşa tarafından minare yaptırılarak ve hutbe okuyan bir hatip getirtilerek ilkin mescit olarak kurulan ibadethane camiye dönüştürülmüştür.

Şimdi eski şeklini tamamen kaybeden caminin son cemaat yerine büyük bir bina yapılmıştır. Böylece iç ölçüleri 6.40 x 6.40 m. olan cami 11.80 m. derinlik kazanmıştır.  Şimdi içi uzun ama dar bir salonu andırıyor. Bu ek inşaatla minare cami binasının namaz kılma yerine 4.20 x 7.00 m. ölçülerinde camiye giriş bölüm de eklenmiş ve inşa edilen bütün bu binalar eski cami binasıyla birlikte bir çatı altına alınmıştır. Şu anda cami binasının toplam uzunluğu 16.00 metredir. Kıble tarafındaki genişliği 6.40 metredir.  Giriş tarafında da 7.00 metredir. Bu genişlik minareye kadar dayanır, çünkü son cemaat yerinde inşa edilen bina, minarenin genişliği kadar dışarı taşmıştır.

Mihrap duvar oyuğu olup, kenarları sövelidir ve dik duran birer yumurtayı andırmaktadır.  Kıble duvarında mihrabın yanlarında alt sırada ve üst sırada ikişer pencere ve mihrabın tam üstünde öküzgözü bir pencere vardır.  Minber ahşaptandır ve caminin en eski dökümünü oluşturur.  Sağ duvarda minare kaidesine kadar alt sırada iki ve üst sırada bir pencere bulunur.  Minareden başlayarak camiye giriş bölümüne kadar, alt sırada üç ve üst sırada iki pencere vardır.  Alt sıradaki pencereler 0,90 x 1.20 metredir.  Mahfil altı tane beton sütun üzerinde oturmaktadır.  Mahfil caminin  tam genişliğinde ve 7,30 m. derinliğindedir..  Mahfilin üstündeki tavana, iki beton ve dört ahşap sütun üzerinde durmaktadır.  Cami girişinin sol tarafında mahfilin altında 3,10 x 1,80 ölçülerinde mensura vardır. Son cemaat yerinin sol tarafında duvarla ayrılan bir oda yapılmıştır. Sağ tarafında ise mahfile çıkaran merdivenler yer almaktadır. Caminin tavanı düzdür ve tahta ile kaplıdır.  Duvarlar sıvalı ve badanalıdır. Duvarlarda işlenmiş hiçbir süs yoktur.

Bodur olan tek şerefeli minare yıktırılmış ve 1994 yılında cemaat tarafından binasının şekline uymayan, boyu yüksek olan yeni bir minare yaptırılmıştır. Minare tek şerefelidir. Üst kapağı gerektiğinden çok yüksek ve sivridir.

Cami binasının sağ tarafında sonradan ilave edilen binanın genişliğinde ve 12,00 m. uzunluğundaki bodrum kazılmış, üstüne beton dökülmüş ve caminin büyütülmesi amacıyla ek binanın inşaatı başlamıştır. 1994 yılında başlanan bu inşaat düşünüldüğü biçimde tamamlanırsa, cami 19,00 x 16,00 ölçütlerinde olacaktır ve minare o zaman tamamen caminin ortasında kalacaktır.  Bu son inşaatın yapıldığı yerde bulunan kabirler tahrip edilmiş ve kitabeli mezar taşlarından sadece iki mezar taşı korunmuştur.  Silindir biçiminde olan bu mezar taşlarları Pürzerinli şair Suzi ve kardeşi şair Nehari’nin kabirlerindeki mezar taşlarının benzeridir. Bu mezar taşlarının birinde sadece hicri 1028 miladi 1618 yılını okuyabildik.  Diğer taşlardaki yazılar, zamanla aşındığı için okunamaz halde bulunuyorlar.  Bu mezar taşlarının caminin doğusunda bulunan tekke binasının yıkılıp yerinde ev inşaatı yapıldığı sırada tekkeye bitişik bulunan türbedeki kabir taşları olduğu rivayet ediliyor.

Eski Camiye bitişik yaptırılan yeni cami

Camiye bitişik kubbeli yeni cami binası tamamlanıp hizmete açılmıştır. Eski cami binası kız imam hatip lisesin olarak kullanılmaktadır

YAZARIN SON YAZILARI
PRİZREN CAMİLERİ 8 - 22 Şubat 2022
PRİZREN CAMİLERİ 7 - 4 Şubat 2022
PRİZREN CAMİLERİ 6 - 8 Ocak 2022
PRİZREN CAMİLERİ 5 - 23 Aralık 2021
PRİZREN CAMİLERİ 4 - 16 Aralık 2021
PRİZREN CAMİLERİ 3 - 8 Aralık 2021
PRİZREN CAMİLERİ 2 - 30 Kasım 2021
PRİZREN CAMİLERİ 1 - 28 Kasım 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ