RUBASAM

YILKI ATININ SIRTINDAKİ TALİBANLA DÖRT NALA ORTAÇAĞA: AFGANİSTAN

Fatih CEYLAN

Fatih CEYLAN - 6 Ekim 1957 tarihinde Bursa'da doğmuştur. Robert Koleji ve 1979 yılı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1979 yılında Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs İşleri Dairesi’nde aday meslek memuru olarak göreve başlamış çeşitli diplomatik görevlerin ardından 2006-2009 arasında Sudan büyükelçiliğinde bulunmuş, 2009-2010 yıllarında İkili Siyasi İşler Genel Müdürlüğü (Doğu Avrupa ile Kafkasya ve Orta Asya ülkeleriyle ilişkileri kapsamaktadır) görevini yürütümüştür ardından 2010-2013 yıllarında Doğu Avrupa, Kafkasya, Orta Asya ve Uluslararası Güvenlik işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı (İkili Siyasi İşler Müsteşar yardımcılığı) olmuş ve 20 Eylül 2013 - 15 Kasım 2018 tarihleri arasında NATO Daimi Temsilciliği görevini yürütmüştür. Fatih Ceylan, evli ve 3 çocuk babasıdır. 2009 yılında adı Türkiye'nin NATO genel sekreter birinci yardımcılığı için geçmiş, ayrıca 2010 yılında ise Türkiye'nin Kırgızistan Özel Temsilcisi olarak da görev yapmıştır.

2021 yılı başladığında Biden’ın işbaşına gelmesiyle birlikte Afganistan’daki yabancı kuvvetlerin geleceği konusunda çeşitli senaryolar gündeme geldi.  Çok taraflılığa yönelen ve transatlantik ilişkileri önceleyeceğini beyan eden Biden’ın, bir önceki Trump yönetiminin 29 Şubat 2020’de Doha’da  Talibanla imzaladığı anlaşma hükümlerine rağmen ABD kuvvetlerini Afganistan’dan çekme hususunda acele etmeyeceği yönünde tahminlerde bulunan çevrelere de rastlanıyordu. Gelişmeleri yakından takip eden gözlemcilerin ise daha gerçekçi bir yol öngördükleri gözleniyordu.
Biden, Başkan Yardımcılığı yaptığı Obama yönetiminde Afganistan’dan ABD kuvvetlerinin çekilmesini savunanlar arasındaydı. Ancak, o dönemde Pentagon’un kuvvetlerin yerinde kalması, hatta sayılarının arttırılması yanlısı Pentagon görüşü ağır bastı.
ABD, dolayısıyla NATO güçlerinin Afganistan’dan günün birinde çekileceğini Doha Anlaşmasından önce Talibanla doğrudan görüşmelerin başladığı 2018 yılından itibaren öngören çevreler ve ülkeler ise  çekilme sonrası döneme yönelik zihnen ve pratik olarak hazırlıklarını başlatmıştı.
Bunların başında ABD’nin stratejik rakipleri olan Rusya ve Çin geliyordu. Bu bağlamda Rusya ‘Moskova formatı’ kartını sahaya sürdü, Taliban heyetlerini ağırlamaya koyuldu. Çin ile Taliban arasındaki ziyaret trafiği de yoğunlaştı. Bölge ülkelerinden olan özellikle Özbekistan da, Özbek soyluların bulunduğu Afganistan’daki durumu yakından izlemek üzere Taliban yetkilileriyle çeşitli vesilelerle temaslarda bulunmaya yöneldi.
Afganistan sorunsalında kilit aktörlerden biri olan Pakistan, SB işgalinden bu yana Afganistan’daki gelişmeleri yönlendiren ve Hindistan faktörünü de gözeterek oradaki kendine vehmettiği  ‘stratejik derinliği’ ve nüfuzunu arttırma hedefi güden ülkelerin başında geliyordu. 
Hindistan da hem Afganistan’a yaptığı yatırımları korumak, hem Pakistan’ı dengelemek amacıyla gerekli tedbirleri almakta ve buna göre adımlar atmaktaydı.
Bölgedeki ve ötesindeki temel endişe Taliban’ın işbaşına gelmesi halinde öteden beri organik ilişkiler geliştirdiği El Kaide ve türevlerinin Afganistan’da yine etkin olmaları durumunda ortaya çıkacak radikalizmin başta komşu ülkelere ve ötesine yayılması olasılığıydı. Bu olasılıktan Rusya da Çin de tedirginlik duymaktaydı. Afganistan’daki durum Afganistan’da bulunan Şii topluluklar ve Fars kültürünün etkisi altındaki toplum kesimleri nedeniyle özellikle son yirmi yıldır  İran yöneticilerinin radarından da eksilmedi.
2021 Nisan ayında Biden’ın, Afganistan’daki kuvvetlerini 11 Eylül 2021 tarihine kadar çekeceklerini açıklamasıyla yeni bir perde aralandı. NATO bünyesinde alelacele yapılan sözde danışmalar sonucunda yabancı güçlerin 31 Ağustos 2021’e kadar çekilmesi kararlaştırıldı ve bu karar 14 Haziran tarihli NATO Zirvesinde liderler tarafından onaylandı.
Taliban’ın Kabil’de iktidarı ele alması  için artık bir engel kalmamıştı. Taliban, deyim yerindeyse, doğada özgürce dolaşan, sahibi bulunmayan yılkı atlarına bile binmeye gerek duymadan 15 Ağustos’ta Kabil’e dörtnala girdi ve yirmi yıllık bir aradan sonra iktidarı yine ele geçirdi. Afganistan’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Gani aynı gün beraberinde bir heyet eşliğinde  Kabil’i terketti.
Bu gelişmeyi takiben Kabil uluslararası havalimanından yapılan tahliyelerden geriye dünya gündeminde uzun yıllar unutulmayacak dramatik görüntüler kaldı; bir de ABD’nin son yıllardaki tasarruflarıyla esasen iyice aşınan itibar ve inandırıcılığına vurulan ciddi darbe.
Sahada kazanımlar elde ettikçe meşruiyet arayışı artan Taliban’ın zaman zaman uluslararası toplumu teskin etmeye dönük ‘yumuşak tonlu’ mesajlarına şahit olduk. Öte yandan, gösterileceği öne sürülen her esnekliğin sınırını Taliban’ın anladığı manada şeriat hükümleri olduğu her Taliban yetkilisince açıkça telaffuz edildi. Bu doğrultuda kadınlar evlere gönderildi, kız çocuklarının eğitiminde Taliban kendi kalıplarını hayata geçirdi, üniversitelerdeki karma eğitimde haremlik-selamlık uygulaması başlattı, güzel sanatlar, müzik, spor alanlarında çağdışı anlayışı yeniden devreye aldı. 2001 yılında Bamiyan’daki Buda heykellerini havaya uçuran, Afganistan’da El Kaide ve lideri Usame Bin Ladin’e melce sağlayan Taliban’dan yönetimde ve toplum yaşamında  ‘reformlar’ yapacağını uman, hatta bunu lanse eden  kimi çevreler gereken yanıtı sahada fazlasıyla aldılar. Bu çevrelerin gözleri açıldı mı, bilinmez; ancak Afganistan’ı Taliban yönetimi altında karanlık bir geleceğin beklediğini öngörenlerin yanılma payı çok düşük.
Afganistan’da meydana gelen sürecin Türkiye’deki yansımalarına gelecek olursak garip tablolarla karşılaşıyoruz. Bu bağlamda ABD’nin çekileceğini bile bile Ortadoğu ve ötesinde mezhebi/sekter bir tutum izlemekten geri durmayan avuç içi Katar’la birlikte Türk yönetimi Kabil’deki havalimanının korunması ve işletilmesine soyundu. Son gelişmelerle birlikte oradaki kuvvetlerini yerinde bir adım atarak çekmek zorunda kaldı. Bugünlerde ise koşulların seyrine bağlı olarak Kabil havaalanının işletilmesinde bir rol almak sevdasından vazgeçmiş görünmüyor. Bu sevdanın arkasında ‘çelişen değerlere sahip olmadığımız  Taliban’dan yağ çıkarmak’ yönündeki bir düşüncenin bulunduğunu yadsımak güç. Umudumuz, çıkarılacak yağın tüm pisliğiyle toplumumuza bulaşmaması.
Ülkesini ortaçağ normlarına göre yaşatmaya kurgulu ve uluslararası toplum tarafından henüz tanınmamış Taliban’ın BM tarafından terörist ilan edilen ‘yetkililerin’ de yer aldığı kalabalık bir heyetle Esenboğa VİP salonlarından geçip, resmi mekanlarda yaptığı üst düzey görüşmeler Türk kamuoyunun hafızasında hiç şüphesiz silinmeyecek izler bırakacaktır. 
Türkiye’nin kadim dostu olan ve böyle kalması gereken Afganistan halkının birçok kesimini de rencide eden, uzun ve köklü bir geçmişe sahip bu dostluğa yakışmayan kabuller ile tutumların şimdi ve gelecekte her iki ülke halkı tarafından sorgulanacağı açıktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ