Mirgül Eren Griffe
Türkler eşlerine kadınlarına AVRAT derler, yeni doğan çoçuklarada isim konuluncaya kadar ATSIZ derler.
Ve genelde: Yeni Doğan çoçuklara doğduğu gün ADI verilir. Adı konulan çoçuğun adının konulduğu gün onun doğum gündür. AD günü ve doğum günü genellikle aynı gündür. Buda çoçuğa duyulan saygının ve verilen önemin en önemli belirtisidir. Çoçukalarına kız olsun erkek olsun ad konulana kadar Balam diyen bir toplumun fertleriyiz.
Hatun Kadına verilen bir addır. Anlamıda Hazine demektir. Bu Türk toplumun kadına verdiği önemi gösterir.
Avrat; Arapçada Kusurlu anlamında bir kelimedir
bu kadının ne kadar değersizleştirildiğinin bir simgesidir..
Kadına “Manita” diyen ki; Anlamı el altındaki kadın anlamına gelen İtalyanların kadına verdiği önem, Flört İngiliz toplumunda sevgiliye verilen isimdir. Anlamı oynaşılan kadın demektir. Bu üç örnektede görüldüğü gibi bir tarafta değersizleştirilenler bir tarafta Hazine kabul edilen Kadın kültürü.
Hele; Gözümüzden koruduğumuz çocuklarımız, Anasının emzirirken bile koruyup kolladığı çocuklarımız, yemeyip yedirdiğimiz ve her türlü fedakarlığa yaparak ailenin geleneksel eğitiminin üstüne ulusal be uluslararası eğitim standartlarına uygun olarak yetiştirmek istediğimiz kız erkek ayırmadan evlatlarımız.
Biz Türk toplumu olarak kadınımızı ve çocuklarımızı bu statüde tutmak zorunda iken son günlerde gerek yerel gerek ulusal ve gereksede sosyal medyalarda gördümüz olaylar beni nereye gidiyoruz demeye zorladı
Lütfen; Sorgulayalım
Yapılan çocuk cinayetleri, istismarları, kadının çektiği eza, cefa ve değersizleştirme ile yüzleşmek zorunda olduğumuzu unutmayalım.
Toplumun temeli Kadın ve iyi yetiştirilmiş gençlerdir. Türkiye Cumhuriyeti de bu nedenle
Yüce Atatürk tarafından “Gençlere emniyet edilmiştir“