RUBASAM

AYNAYA  BAKSAK MI  ACABA???

Süheyl ÇOBANOĞLU

Her hafta merakla beklenen ve ilgiyle izlenen ve başka bir ülkede olsa deprem etkisi yaratacak video yayınları, bir çok kirli ilişkiden bahsediyor.  Adı geçenler siyaset, devlet, medya ve mafyanın tepe noktalarında, hergün televizyon ekranlarında  gördüğümüz aşina yüzler. Söylenenler doğruysa tuzun koktuğu yerdeyiz… Aynaya baksak kendimizle yüzleşebilecekmiyiz acaba?

Yabancı basında çıkan yazılar yenilir yutulur gibi değil… İtibardan tasarruf olmaz dedikse de bu gelişmelerden sonra itibarımızın hangi seviyeye düştüğü herkesin takdirine maruzdur…

Her ne kadar bir suç örgütü liderinin anlatıkları hakkında bugüne kadar hiç bir savcı tarafından herhangi bir yasal işlem yapılmamış olsa bile, bir çok insan anlatılanların doğru olduğunu düşünüyor. Hatta, kirliliğin çok daha büyük olduğunu, anlatılanların buzdağının ucu gibi olduğunu söylüyor. Özetle durum vahim ama toplum da suskun!!! Tekrar söylüyorum aynaya bakıp gerçeklerle yüzleşmenin ve bu mafyatik yağma ve talan düzeninin sona erdirilmesi hak, hukuk, adalet, din, iman, insanlık ve medeniyet için olmazsa olmaz bir şart…

Türk milleti bu yaşananları haketmiyor.

1984’ten beri süren bölücü terör yetmezmiş gibi son dönemde Fetö ve radikal islami örgütlerin yarattığı sorunlar, uyuşturucu trafiğinde sıkça adı geçen ülkemiz, had safhaya ulaşmış yolsuzluk iddiaları ve çıkar ilişkileri, şaibeli ihaleler, deli dumrul vergisi olarak anlatılan (araç, yolcu, hasta vs.) ödeme garantili işler, kamuoyunda sıkça konu olan hukuk ihlalleri ve benzeri bir çok yanlış, bizi üçüncü sınıf ülkeler düzeyine düşürüyor. Bu durum hiç hoş değil…

Devlet erkanının önünde Atatürk’ü lanetleyen, keşke Yunan galip gelseydi diyebilen, Kurtuluş Savaşına karşı çıkan bazı din görevlileri ile bazı üniversite ve okullardaki hocaların varlığı, İslam adına yolsuzlukların günah olmadığını söyleyen din adamları, kuran kurslarında erkek çocuklara tecavüz edilmesine rağmen Bayan Bakan tarafından bir kereden  bir şey olmaz denilmesi, bademlemenin normalleştirildiği tarikat anlayışı…

Yeter artık, lütfen aynaya bakın, bu ayıplarla yaşayamaz bir toplum…

Bir dönem fetö kumpaslarıyla, Bölücü terörist PKK.lıların yalancı ve gizli  tanıklığında kurulan kumpasla Genelkurmay Başkanı mahkum edilmişti. Asakerin başına örülen çorap, diğer bürokratlara, üniversitelere, yargıya, emniyete, medyaya kadar her kesimde çok büyük tahribata yol açmıştı.  Açılım rüzgarıyla PKK.lılar Habur’da davul zurnayla karşılanmış ve otobüs üstünde meydan meydan gezdirilmişti. PKK’lı teröristler yol kesiyor, kimlik kontrolu yapıyor, mahkemeler kurup insanları yargılıyor, örgüt adına vergi topluyordu. Milletin  sinir uçlarıyla oynanırken, yetkililer 15 Temmuz’a kadar uzanacak bu tezgahı görmek istememişlerdi.

Şimdi de siyasetten yargıya, mafyadan medyaya, bürokrasiden iş dünyasına kadar herkesime bulaşmış Marmara Denizinden daha korkunç bir müsilajla karşı karşıyayız.

Diyorum ya, tuzun koktuğu yerdeyiz…

Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar görülmedik boyutta bir rezalet yaşanıyor, uyuşturucudan şantaja, kaçakçılıktan ihale rezaletlerine, kadar onlarca vahim skandal deşifre ediliyor, farkında değilmi yetkili makam ve merciler???

Karşımızdakini suçlamaktansa özeleştiri yapsak ve bu kirden arınmanın ve tekrar etmemesinin çarelerini arasak daha iyi olmazmı?

Gazeteci Yavuz Selim Demirağ’ın köşesinde belirttiği gibi “Sosyolojik sorgulama sürecini yapamayan, özeleştiriyi içine sindiremeyen, soylu ve kentli kimliğini yitirmiş, gecekondu kültürüne teslim olmuş, varoş kimliğine bürünmüş bir zihniyetin egemenliği, gelişme ve güzelliklerin önünü tıkıyor. Zaafın nedenlerini bulmak, düzeltmek ve bu kirli tezgahı çözmek zorundayız. Hiç bir kimse vatan sevgisi, beka sorunu ve milliyetçilik kavramının ardına saklanarak, tehdit ve şantajjla gayri meşru işler yapamaz. Onun bunun malına çökemez…”

Siyaset, yargı ve medya şaibelerin üzerine gitmeli, karanlıkta kalan her şey aydınlanmalıdır. Temiz ve demokratik bir toplum, kalemini satmamış temiz BASIN, namuslu, ahlaklı, onurlu, şerefli, dürüst temiz SİYASETÇİ, vicdanını satmamış YARGI, temiz ve dürüst VATANDAŞ’ın işbirliğiyle inşa edilebilir…Binlerce yıllık devlet geleneğine sahip Türk Milletinin bu balçıktan çıkabilecek iradesi, aklı ve gücü vardır. Bundan sonrası yetkililerin sorumluluğundadır. Ya temizleneceğiz, ya da bu pisliğin içinde debelenip üçüncü sınıf bir toplum olarak tüm saygınlığımızı kaybedeceğiz.

Süheyl ÇOBANOĞLU

RUBASAM Bşk.V.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ