Search
Close this search box.

BALKAN SAVAŞLARI – 4  (Sadece KIŞLALAR ve CAMİLER  BİZİMDİ…)

Demiryolları, bankalar, limanlar, madenler tüm işletmeler yabancıların elindeydi…)

Geçen yazımızda Osmanlı Devlet idarecilerinin “Balkanlardaki gelişmelerin Osmanlı İmparatorluğunun temelini sarsacak olaylar olduğunu” değerlendiremediklerini yazmış ve savaşın başlangıcına gelmiştik.

Balkan devletleri seferberliklerini tamamlayıp her türlü hazırlıklarını yapmış olduğu bir halde savaşa girerken Osmanlı devleti savaşa yeteri kadar hazırlanamadan girmiştir.

I.Balkan Savaşı’nın başlangıcında 8 Ekim 1912’de Karadağ’ın ardından 17 Ekim’de Sırbistan ve Bulgaristan’nın, 19 Ekim’de Yunanistan’ın savaş ilanı ile Osmanlı İmparatorluğu I. Balkan Savaşı’na hazırlıksız yakalandı. Zira savaş öncesinde böyle bir savaşı beklemiyor, Bulgar, Sırp ordularının hazır olmadığını düşünüyordu.[1]

Seferberlik hazırlıkları son derece yavaş işlemekteydi, askerler yeterli eğitim görmeden, Müslüman Hristiyan, Bulgar vs. ayrım yapılmadan, uyum sürecine tabi bile tutulmadan birliklere alınmaktaydı.  Savaş başlangıcında Kırk Kilise muharebesine iştirak eden Osmanlı doğu ordusu muharip olmayan askerler de sayıldığında yalnızca 115.000 askerden oluşmaktaydı.

Merkezi Erzincan Şam ve Bağdat’ta bulunan ordulardan kuvvet getirilemedi. Trabzondan 87. alay Savaşı Emre hazırlık emrini almış olduğu halde bir ay sonra yola çıkabilmişti. Yine savaş ilanı esnasında seferberlik haline, kısa sürede Rumeli’de Osmanlı ordusunun tam sayısına ulaşması mevcut durumda zayıf demiryolu ağı ile aşırı derecede zordu. Rumeli‘de ve Trakya‘da kalan Osmanlı birlikleri büyük ölçüde nizami değil, acemi asker ve erlerden oluşan redif tümenlerinden oluşmaktaydı, bu tümenler nizami tümenlerin aksine gerek topçu ve gerekse lojistik yönünden de zayıf haldeydiler. [2][3]

Esasında Bulgar ordusu, seferberliğini tamamlamasına karşın bir süre saldırıya geçmeyerek Osmanlılara vakit kazandırmıştı. Ancak zaten cılız olan demiryolu hatları, yoğun asker sevkıyatları ile bozulmaya başladı. Lokomotiflerde yedek parça sıkıntısı baş gösterdi. Diğer yandan bu trenlerin işletmesi yabancıların elindeydi ve yabancıların birçoğu da savaş bulutlarının dolaştığı sırada yerlerinden ayrılmıştı. Ordu deneyimsiz subay ve mühendisler göndererek sorunu gidermeye çalışsa da başarılı olamadı. Bunun yanında Yunan ordusunun Çanakkale’ye amfibi çıkarma yapabileceği ve 5 nolu planda da bu eksikliğin olduğunun Osmanlılar farkındaydı. Bu sebeple bir kısım birlikler Çanakkale de bekletildi.[6]

Bunun yanında Osmanlı donanması gemi yönünden fazla gözükse de kötü durumdaydı ve gemilerin büyük kısmı bakımsızlıktan çürümüş ve teknolojik yönden geri kalmıştı. Dahası İtalyanlar ile girilen savaşta, Beyrut Deniz Muharebesi gibi muharebelerle İtalyan donanması bir kısım Osmanlı gemilerini yok etmişti. Buna karşın Yunanlar Ege’de güçlü bir donanma kurmayı başarmışlar ve Osmanlı Devleti’ni denizlerde tehdit eder durumdaydılar. [2]

Limanlarımız arasında gemiler Rumlar, İngilizler, İtalyanlar, Fransızlar tarafından işiletiliyordu. Anadoludan Rumeliye asker geçirmek gerektiğinde  Rum Kaptan ve tayfalar  Türk Askerini taşımak istemiyor, işi yavaşlatarak geciktiriyordu. Trenleri Ermeni ve Rumlar kullanıyordu. Sadece KIŞLALAR ve CAMİLER  BİZİMDİ… Demiryolları, bankalar, limanlar, madenler tüm işletmeler yabancıların elindeydi…

 

Doğu ordusuna İstanbul’dan keşif amaçlı 2 Harlan uçağı gönderildi. Ancak bu uçaklar her nedense ne keşif amaçlı ne de muharebede etkili şekilde kullanılamamış; dahası uçaklar o sırada Osmanlı karargahının olduğu Lüleburgaz’da tutulması gerekirken, Kırklaleli’ne bu uçaklar getirilerek, muharebe sonrası düşmanın eline geçmesine sebep olunmuştur.[7]

Bunlar Osmanlı Devleti’nin dezavantajlarıydı. Osmanlı ordusunun yetersizliği, kişiler ve hizipler arasındaki çatışmalar ise en önemli zaaflardı.

1912 Ekim’inde başlayan ve yaklaşık sekiz ay süren savaşın ilk aşaması batıda Arnavutluk kıyılarından doğuda İstanbul’un 32 km yakınına Makedonya’nın en kuzeyinden orta yunanistan’da yaya kadar 170.000 km karelik bir alanda cereyan etti. (DEVAM EDECEK…)

Süheyl  ÇOBANOĞLU

RUBASAM Bşk.V.

[1]https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1rkkilise_Muharebesi#Sava%C5%9F_%C3%96ncesi_Asker%C3%AEHaz%C4%B1rl%C4%B1klar

[2]https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1rkkilise_Muharebesi#Sava%C5%9F_%C3%96ncesi_Asker%C3%AE_Haz%C4%B1rl%C4%B1klar

Sosyal Medyada Paylaş
Süheyl ÇOBANOĞLU
Süheyl ÇOBANOĞLU
RUBASAM Başkanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER İÇERİKLER

GELECEKTE BİR GÜN KIBRIS…

                                                       ‘’ Dünya kamuoyu bu sabahın erken saatlerinde Kıbrıs