Search
Close this search box.

BATI  TRAKYA TÜRKLERİ  ve  YAŞADIKLARI  SORUNLAR – 4

  1. ETNİK  KİMLİĞİN  TANINMAMASI SORUNU: [1]

Batı Trakya Türk azınlığının karşılaştığı en önemli sorunların başında,  Lozan Anlaşması’nın 45. maddesinde Batı Trakya Türklerinin “Müslüman azınlık” olarak tanımlanmış olması nedeniyle Yunanistan yönetimi tarafından “TÜRK” kimliğinin reddedilmesi gelmektedir.

Yunanistan´da bugün Türk adı ile kurulmuş dernekler yasaklanır, bunlar “olmayan bir azınlık sorunu” yaratmakla itham edilirken, Gümülcine´de “Pomak Araştırmaları Merkezi” adlı bir kuruluş serbestçe faaliyet gösterebilmektedir…[2]

Lozan Antlaşmasında İstanbul Rumlarıyla, BATI TRAKYA TÜRKLERİ her türlü hakları garanti altına alınarak mübadele dışı bırakılmışlardı. Yıllar boyu Türk Okullarında Türk öğretmenler tarafından Türkçe eğitim gören, Türkçe karne alan, kimliği Türk, adı Türk, soyu Türk, mezarı Türk, tarihi Türk olan bölge insanına karşı Yunanistan tarafından  inkar  ve asimilasyon politikaları  uygulanmaktadır.

Yunan Hükümetlerinin Batı Takya, Rodos ve adalarda yaşayan Türklere  karşı yaklaşımının Türkiye ile Yunanistan arasındaki  ilişkilere bağlı olarak değişiklik gösterdiği  bir gerçektir. Batı Trakya Türkleri;

  • 1955’lere kadar “TÜRK AZINLIK” olarak kabul edilirken,
  • 1955-1991 arası MÜSLÜMAN AZINLIK,
  • 1991 sonrası, TÜRK, POMAK, ROMAN olmak üzere üç farklı etnik unsurdan oluşan “MÜSLÜMAN AZINLIK” olarak tanımlanmaktadır.
  • 1987’den günümüze kadar kollektif “TÜRK KİMLİĞİ YASAKLANMIŞTIR.” Bu maksatla, kendini Türk olarak tanımlama hakkına sahip olan azınlık mensupları,

– bir araya gelip “TÜRK Sivil Toplum Örgütü Kuramaz”,

– Hiç bir azınlık STK’sının adında “TÜRK İFADESİ” geçemez.

Lozan Barış Antlaşması’nın “Azınlıkların Korunması” başlıklı maddelerinde “Müslüman” tabiri kullanılmışsa da, Antlaşma’nın diğer hükümlerinde geçen “Türk” sıfatından ve Konferans tutanaklarında yer alan beyanlardan, mübadele dışı bırakılan Batı Trakya’daki Azınlık mensuplarının Türk oldukları açıkça anlaşılmaktadır.[3] Ayrıca, “Türk ve Rum Ahalinin Değişimine dair Türkiye ile Yunanistan arasında İmzalanan Sözleşme ve Protokol”da[4], bununla birlikte mübadeleye tabi olmayanlara verilen “ETABLİ” belgelerinde Batı Trakya’da kalanlar “Türk” ve İstanbul’da kalanlar ise “Rum” olarak tanımlanmaktadır.[5]

Yunanistan makamları 1950’li yıllarda “Müslüman” yerine “Türk”, “Müslüman okulları” yerine ise “Türk okulları” ifadelerini kullanmaya başlamış, hatta dönemin Trakya Valiliği, 1954 ve 1955 yıllarında, azınlık için “Müslüman” yerine “Türk” kelimesinin kullanılmasını zorunlu kılan iki genelge yayımlamıştır. Yunanistan, 1970’lerde siyasi saiklerle bu politikasını değiştirerek, bu kez “Türk” yerine “Müslüman” kelimesinin kullanılmasını zorunlu tutmuştur.

1927’de kurulan ve Azınlığın en eski sivil toplum örgütü olan “İskeçe Türk Birliği”nin (İTB) isminde “Türk” kelimesi bulunduğu gerekçesiyle yasaklanması üzerine, bu konuda açılan dava ve benzeri gerekçelerle kurulmalarına izin verilmeyen “Rodop İli Türk Kadınları Kültür Derneği” ile “Evros Azınlık Gençleri Derneği” (“azınlık” geçmesi nedeniyle) davaları, Azınlık mensuplarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınmıştır.

AİHM, sözkonusu üç davada Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) dernekleşme özgürlüğüne ilişkin 11. maddesini ihlal ettiğine hükmetmiştir. İskeçe Türk Birliği davasında ayrıca, AİHS’nin 6. maddesinin (adil yargılanma hakkı) ihlal edildiğine hükmetmiş ve bu çerçevede Yunanistan 8.000 Avro manevi tazminat ödemeye mahkum edilmiştir. Yunanistan, sözkonusu kararları uygulamaya yanaşmamaktadır. AİHM kararının kesinleşmesi sonrasında kapatılma kararlarının kaldırılması ve eski resmi statüye kavuşulması amacıyla bahsekonu dernekler hukuki mücadelelerini sürdürmektedirler.

AİHM tarafından alınan bu kararlara rağmen kapatılan derneklerin yeniden faaliyete geçmesinin sağlanamamasının yanısıra isminde “Türk” kelimesi bulunan yeni derneklerin kurulmasına da izin verilmemektedir.

Yunanistan’ın AİHM kararlarını uygulamaması nedeniyle keyfiyet AİHM kararlarının icrasının gözden geçirilmesinden sorumlu merci olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin gündeminde yer almaya devam etmektedir.

Süheyl  ÇOBANOĞLU

RUBASAM  Başkanı


[1]  https://www.mfa.gov.tr/bati-trakya-turk-azinligi.tr.mfa  , Yunanistan’daki Türk Varlığı.

[2] Cem ŞENTÜRK, Yunanistan’da Azınlık Eğitiminin Sorunları, BTTF, Bilimsel Araştırmalar Serisi No.1

[3] Osmanlı İmparatorluğunda “ulus” değil, “ümmet” bilinci hakim olduğundan dini mensubiyetler kullanılmıştır. Fakat din bir milletin kimliğini tanımlamak için yeterli değildir. Lozan Anlaşmasında “Türk” yerine “Müslüman” deyimi kullanılmasının nedeni ise Batı Trakya azınlığı Yunan uyruğunda, Türkiye’deki azınlıklar da Türk uyruğunda bulunması sebebiyle ve bunların ayırt edilmesi için din öğesinin kullanılması zorunluluk olmuştur.

[4] Ayrıca, 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanmış olan “Türk-Rum Ahalinin Mübadelesi Ahitnamesi” kapsamında, “Türk” ve “Rum” deyimleri açıkça kullanılmıştır. Bu belge; değişimi yapılacak azınlıkların, birinin “Türk” diğerinin de “Rum” ulusuna mensup olduğunun tescili niteliğindedir.

[5] https://www.mfa.gov.tr/bati-trakya-turk-azinligi.tr.mfa  , Yunanistan’daki Türk Varlığı.

Sosyal Medyada Paylaş
Süheyl ÇOBANOĞLU
Süheyl ÇOBANOĞLU
RUBASAM Başkanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER İÇERİKLER

GELECEKTE BİR GÜN KIBRIS…

                                                       ‘’ Dünya kamuoyu bu sabahın erken saatlerinde Kıbrıs