RUBASAM

ÇUVAL

Süheyl ÇOBANOĞLU

ABD’nin 2003’te Irak’ı işgaliyle uygulanmaya başlayan Büyük Ortadoğu Projesi, Irak ve Suriye’de etnik ve mezhep temelli bir savaşa sebep olurken, diğer bölge ülkelerini de siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda perişan etti. Ünlü 1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilmesi Amerikalılarda hayal kırıklığı yaratmış, Türk hava sahasını, liman ve topraklarını kullanamayan ABD, Irak işgali sırasında yaşadığı sıkıntı ve ekonomik faturayı, bu sıkıntının sorumlusu olarak gördüğü Türk Ordusuna 04 Temmuz Çuval olayıyla ödetmişti.

ABD’nin en önemli milli bayramı olan (Bağımsızlık Günü – Independence Day) 04 Temmuz 2003 tarihinde “Türklerin Kerkük Valisi’ni öldürmeyi planladıkları” iddiasıyla Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde görevli olan 11 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubunun ve Türkmen mihmandarlarının Irak’taki Amerikan işgal kuvvetleri askerleri tarafından başlarına çuval geçirilmek suretiyle götürülüp 60 saat süresince alıkonularak sorguya çekilmeleri üzerinden seneler geçti.

Bu tarihin seçilmiş olması, günün Cuma’ye denk gelmesi, bu şartlarda konuyu süratle ve diplomatik tarzda çözüme kavuşturabilecek yetkili Amerikan makamlarına ulaşmanın uzun sürmesi ve Türk askerlerinin bu yüzden 60 saat gözaltında bekletilmeleri, Amerikan askerlerince küçük düşürücü kasıtlı hareketlere başvurulmuş olması, “Çuval hadisesi”nın bir provokasyon olduğu görüşlerinin dile getirilmesine sebebiyet vermiştir.(1)

Daha önce, 22 Nisan 2003 günü, Erbil’deki Özel Kuvvetler Komutanlığı Karargâhı’nda görev yapan Türk askerleri, “Türkiye’den gelen bir insani yardım konvoyuna eskortluk etmek üzere” gittikleri Kerkük’te gözaltına alınmış, ertesi gün de Amerikan askerî personeli eşliğinde Türkiye’ye gönderilerek, Irak’tan sınırdışı edilmişlerdi. Bu nedenle baskının yerel bir askerî densizlikten ziyade, “ABD devlet politikasının parçası” olduğuna dair oluşan kuşkular halen geçerliliğini sürdürmektedir.

Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Vekili Baki İlkin’e göre, ABD askerleri, 4 temmuz günü KYB (Kürdistan Yurtsever Birliği) peşmergelerinin eşliğinde, toplam kırk araçlık  bir konvoyla Süleymaniye’ye doğru yola çıkmışlar. Saat 14:30 civarında, 150 ABD askeri, tesiste arama yapmak üzere Süleymaniye’deki Türk Özel Kuvvetler Karargâhı’na gelmişler. Bir görgü tanığı, binanın arandığını, Türk bayrağının yırtılarak indirildiğini ve Türk Özel Kuvvet mensuplarının kelepçelenerek götürüldüğünü belirtmiş. İlkin, Kerkük-Süleymaniye bölgesinde bazı şahısların “Kerkük bugün kurtarıldı” dediği haberleşmelerin tespit edildiğini de kaydetmiş. (Not..:14 yıl sonra İslamcı terör örgütü IŞİD’in operasyonları gerekçesiyle Kerkük, Barzani peşmergeleri tarafından işgal edilmiştir.)

Baskının sebebi olarak, Irak’ın işgalinin ardından 10 Nisan 2003 tarihinde Kerkük, 11 Nisan 2003 tarihinde de Musul’da tapu kayıtlarının tutulduğu devlet dairelerinin kürt peşmergelerce basılarak büyük ölçüde Türkmenlere ait olan kayıtların yakılması öncesinde bu kayıtların Süleymaniye’deki Türk özel kuvvet mensuplarınca kopyalanarak Türkiye’ye gönderildiği, baskının asıl nedeninin bu olduğu iddia edilmiştir.(2)

04.07.1948’de imzalanan Türkiye- Amerika Birleşik Devletleri İktisadi İşbirliği Anlaşmasından 55 sene sonra stratejik işbirliği yaptığımız, sözde dost ve müttefik bir ülkenin yaptığı  bu küstahlık iki ülke arasında deri bir yara açmış, yarım yüzyılı aşkın müttefiklik tarihinde ABD ile Türkiye arasında yaşanan en büyük kriz olarak tarihe geçmiştir.

Zihinlerimizde “ABD’nin Türk askerlerinin başına çuval geçirmesi” olarak yerleşen TSK’yı itibarsızlaştırma olayı, bazı gelişmelerin de habercisiydi aslında. Sonraki yıllarda Türk Ordusuna kurulan kumpasla zirve yapmış, Genelkurmay Başkanı başta olmak üzere yüzlerce general, subay ve astsubay ve hatta sivil memur, sahte deliller ve (gerçek terörist olan) gizli tanıkların ifadeleriyle suçsuz yere hapislerde çürütülmüştür. Böylece Cumhuriyet tarihimizde görülmedik bir hukuksuzluk ve adaletsizlik yapılmış, insan hakları çiğnenmiş, Atatürkçü, Laik, Cumhuriyetçi askerlerimizin  özgürlükleri ellerinden alınarak etkisizleştirilmişlerdir. Türk insanı peygamber ocağı olarak gördüğü ve anketlerde daima en güvenilir kurum olarak nitelediği Ordusuyla ilgili iddialar karşısında abondone olmuş boksör gibi gelişmeleri şaşkınlıkla izliyordu. Türkiye üzerinde bir kısım medyanın desteğiyle yürütülen algı operasyonu amacına ulaşırken, Türk milleti kendi değerlerine yapılan saldırıların gerçek hedefini algılamakta güçlük çekmekteydi. Bu arada yıkıcı ve bölücüler kendi amaçlarına ulaşma yolunda çok önemli mesafeler almış, Devlet, Bayrak ve Türk kimliği tartışılır hale gelmiştir.

Seneler sonra, 10 Mayıs 2017  İncirlik ABD üssünde, Türk-Amerikan işbirliği adına ABD’li Albay Kevin Leahy , DAEŞ le başarılı mücadelesinden dolayı madalya ve plaket vermek üzere düzenlenen resmi törende, Türk Ordusu adına Albay Orkun Özeller’i kürsüye davet eder. Kürsüye çıkan Başbuğ Atatürk’ün askeri Orkun Özeller, “Bize ödülü vermek isteyen sizler terörist YPG ile işbirliği içinde olanlarsınız.

Bu ödülü kabul etmek onursuzluktur! Bu onursuzluğu ve ödülü reddediyorum!” diyerek kürsüden iner ve töreni terkeder.

ABD ve diğer dış güçlerin içimizdeki oyunları bitmeyecektir. Dikkati ve tedbiri bırakmamalıyız. 1920’de bugünleri öngörebilen ATATÜRK gibi lidere sahip olan asil Türk Milletinin evladı, Atatürk’ün askeri Orkun Özeller’in tavrı ibret olsun.

Süheyl ÇOBANOĞLU

RUBASAM Bşk.V.

 

KAYNAK………:

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Tevfik Emir Kanpulat dedi ki:

    Emeginize Bilginize Saglik Komutanim.

BİR YORUM YAZ