Search
Close this search box.

Dezenformasyonun Kamuoyu Üzerindeki Etkisi: Dijital Çağda Yanlış Bilgiyle Mücadele Stratejilerinin Araştırılması

Mert Ünsal

Dijital çağ, bilginin yapısı ve erişilebilirliği üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakmıştır. Ancak bu yeni bilgi ekosisteminin getirdiği avantajlar, dezenformasyon gibi ciddi sorunları da beraberinde getirmiştir. Dezenformasyon, bilinçli olarak yanlış veya yanıltıcı bilgilerin yayılması sürecidir ve bu süreç toplumlar üzerinde yıkıcı etkiler yaratma potansiyeline sahiptir. Modern toplumların karşılaştığı bu sinsi tehdit, demokrasinin temel yapıtaşlarından biri olan bilgiye dayalı kamusal tartışmayı zehirlemekte ve siyasi, sosyal, ekonomik alanlarda derin çatlaklar oluşturabilmektedir.

Bu çalışma, dijital ortamda dezenformasyonun nasıl yayıldığını, kamuoyu üzerindeki etkilerini ve toplumsal yapılar üzerindeki uzun vadeli sonuçlarını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Aynı zamanda, dezenformasyonla mücadelede etkili olan stratejileri ve yöntemleri, özellikle sosyal medya platformları ve algoritmaların rolünü ele alacak ve bu soruna karşı koymak için kullanılabilecek teknolojik ve yasal çözüm yollarını tartışacaktır. Çalışmanın amacı, yanıltıcı bilgilere karşı koyma kapasitesini artırmak ve medya okuryazarlığını teşvik etmek, dolayısıyla bireyleri ve toplumları daha dayanıklı hale getirmektir.

Bu çalışmanın temel  teşebbüsü, yanlış bilgilendirmeyle mücadelede kullanılan mevcut araçların ve tekniklerin kapsamlı bir değerlendirilmesini sunarak, dezenformasyonun tespiti ve önlenmesi konusunda daha etkili stratejiler geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, dezenformasyonun sosyal, siyasal ve kültürel etkilerini anlamak, kritik bir öneme sahiptir; çünkü bu anlayış, bireylerin ve toplumların bilgiye dayalı karar verme süreçlerini güçlendirir ve böylece demokratik süreçleri koruma altına alır.

Etik Açıklama: Bu araştırmada OSINT tekniği ile açık kaynak taraması yapılmış Derin Öğrenen sistemlerden doğru sorgulama ve kaynaklarının kontrolü yapılarak yayınlanmıştır. Yazılanların tamamının sorumluluğu tarafıma aittir.

Dezenformasyonun Kamuoyu Üzerindeki Etkisi:

Dijital Çağda Yanlış Bilgiyle Mücadele Stratejilerinin Araştırılması Günümüzün dijital çağında dezenformasyonun yayılması toplum için büyük bir endişe haline geldi. Bilginin manipülasyonu kamuoyu üzerinde önemli bir etkiye sahip olup, bu türden manipülasyonlar siyasi kutuplaşma, sosyal huzursuzluk ve hatta şiddet dahil olmak üzere çeşitli sonuçlara yol açabilmektedir. Örnek vermek gerekirse; 2016 ABD Başkanlık Seçiminde Sosyal medya platformlarında sahte haberler ve dezenformasyon yaygın olarak kullanıldı ve seçmenleri etkilediği ve seçimin sonucunu etkilediğine dayalı ciddi tespitler ve analizler bulunmaktadır. 2020 COVID-19 Pandemisi; Yanlış bilgiler ve komplo teorileri, pandeminin yayılmasına katkıda bulundu, halk sağlığı yetkililerine olan güveni zayıflattı ve aşılama oranlarını düşürdü. Myanmar’daki Rohingya Krizi; Sosyal medyada nefret söylemi ve propaganda yaygın olarak kullanıldı, Rohingya Müslümanlarına karşı şiddeti ve zulmü teşvik etti.

Bu örnekler, bilginin manipülasyonunun nasıl tehlikeli olabileceğini ve toplumda ciddi olumsuz sonuçlara yol açabileceğini göstermektedir. Sosyal medyanın yaygınlığı, yanlış bilgilerin yayılmasını her zamankinden daha kolay hale getirerek bireylerin gerçekle kurguyu ayırt etmesini giderek zorlaştırmakta, günümüzün dijital çağında dezenformasyonun yayılması, kamuoyunu şekillendiren ve toplumsal dinamikleri etkileyen önemli bir endişe haline dönüşmektedir.

Dezenformasyonun Kamuoyu Üzerindeki Etkisi:

Dijital Çağda Yanlış Bilgiyle Mücadele Stratejilerinin Araştırılması, dezenformasyonun çok yönlü doğasını ele alarak, doğru bilgiyi yanlış bilgilendirmeden ayırıyor ve çeşitli çevrimiçi kanallar aracılığıyla yayılmasını araştırmaktadır. Yaptığım bu çalışmada diğer hedefi dezenformasyonun bireysel inançları, toplumsal algıları ve siyasi söylemi nasıl etkilediğini inceleyerek, yanlış bilginin kamuoyu üzerindeki derin etkilerini ortaya çıkarmaktır. Ayrıca çalışmamda dezenformasyonu tespit etmeye yönelik mevcut araç ve teknikler değerlendirilecek, mevcut bilgi doğrulama yöntemlerinin etkinliği değerlendirilecek ve sosyal medya platformlarının yanıltıcı içeriğin yayılmasını azaltmadaki rolü analiz edilecektir. Ayrıca hükümetlerin, sosyal medya şirketlerinin ve özel kuruluşların dezenformasyonla mücadelede oynayabileceği rolleri araştıracak ve aynı zamanda yanlış bilgileri düzenlemenin etik boyutlarını da dikkate alacak. Son olarak makale, medya okuryazarlığını geliştirmede ve halkın dezenformasyona karşı direncini artırmada eğitim girişimlerinin ve halkı bilinçlendirme kampanyalarının etkisini araştıracak ve bu çabada eğitim kurumları, STK’lar ve özel sektör arasındaki iş birliğinin önemini vurgulayacaktır.

Dezenformasyonun Doğası ve Yayılması

Dezenformasyon nedir ve yanlış bilgilendirmeden farkı nedir?

Dezenformasyon, doğası gereği, yalanları yayarak veya gerçekleri çarpıtarak algıyı manipüle etmeye ve kamuoyunu etkilemeye yönelik taktikler içeren bir çabadır. Yanlış ve yanıltıcı bilgilerin kasıtlı olarak yayılması, bireyleri ve toplumları çeşitli konularda belirli ideolojilere veya bakış açılarına yönlendirmek ve manipüle etmek için tasarlanmıştır [1]. Kasıtsız olarak ve yanlışlığı bilinmeden paylaşılan yanlış bilgilerin aksine, dezenformasyon açık bir şekilde başkalarını kandırma amacıyla paylaşılmaktadır [2]. Bu ayrım, modern yanlış bilginin dinamiklerini ve bunun toplum üzerindeki etkisini anlamak için çok önemli bir kırılma noktasıdır. Dahası, dezenformasyonun ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak kaotik bir ortam yaratma yeteneği, gerçeğin kaybına neden olma potansiyelini ortaya koymakta, yanlış bilgilendirme ve kötü niyetli bilgilerin yanı sıra sahte haberlerin daha geniş bağlamındaki rolünü daha da gözler önüne sermektedir [2]. Dezenformasyonun özellikle sosyal medya platformları ve arama motoru algoritmaları gibi dijital kanallar aracılığıyla yayılması, günümüzün bilgiye doymuş dünyasında dijital okuryazarlığın ve eleştirel düşüncenin önemini net bir şekilde ortaya koymaktadır [3].

Dijital çağda dezenformasyon nasıl yayılıyor?

Hızla gelişen dijital çağda, dezenformasyonun yayıldığı mekanizmalar giderek daha karmaşık ve çok yönlü hale geldi. Dijital medya kanallarının çoğalması ve sosyal ağların çeşitliliği, bu platformların yanlış ve aldatıcı içeriklerin hızla geniş kitlelere ulaşmasını sağlaması nedeniyle dezenformasyonun yayılmasının hızlanmasına doğrudan katkıda bulunmuştur [3]. Bu durum, gazeteciliğin yeniden şekillendirilmesini gerektiren ve böylece yanlış bilgilerin yayılması için verimli bir zemin oluşturan haber endüstrisinin dijital dönüşümü ile daha da kötüleşmektedir [3]. Ayrıca algoritmalar, kullanıcıların davranışsal eğilimlerini istismar ederek sosyal ağlardaki manipülatif içeriği güçlendirerek dezenformasyonun yayılmasını kolaylaştırarak bu süreçte önemli bir rol oynamaktadır [3]. Bu faktörler, dijital medya ortamlarının içerik üretimi ve paylaşımına açık olmasıyla birleştiğinde, yalnızca dezenformasyonun hızla yayılmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kontrol altına alınmasını veya karşı konulmasını da giderek zorlaştırıyor [2]. Bunun sonuçlarını derinlik daha detaylı analizleri gerektirirken, dezenformasyon yalnızca bireysel bilgi tüketicilerini değil aynı zamanda daha geniş toplumsal manzarayı da etkilemektedir; çünkü dezenformasyon kamuoyunu algısını etkileyebilir, kurumlara olan güveni zayıflatabilir ve hatta bizzat demokrasinin dokusunu tehdit edebilir özelliklere sahiptir.

Dezenformasyonun yayıldığı başlıca kanallar nelerdir?

Dijital ekosistemde dezenformasyonun yayıldığı başlıca kanallar arasında yankı odaları ve filtre baloncukları için verimli bir zemin görevi gören sosyal medya platformları yer almakta, sosyal medya hesapları, benzer düşüncelere sahip kişilerden oluşan yalıtılmış topluluklar içindeki yanlış bilgileri sürekli olarak doğrulayarak dezenformasyonun yayılmasını kolaylaştırmaktadır [4]. Bu fenomen, sosyal medyanın yapısal tasarımıyla daha da kötüleştirmekte; bu tasarım, doğası gereği, kullanıcıların içeriklerini önceden var olan inanç ve tercihleriyle uyumlu olarak besleyen algoritmalar aracılığıyla yankı odalarının oluşturulmasını teşvik etmektedir. [4]. Tüm bu etkilerin sonucunda, kullanıcılar inançlarının sürekli onaylanması nedeniyle gerçek bilgileri kurgudan ayırmanın giderek zorlaştığını fark ederek görüşlerinde sabitleşirler [3]. Bu senaryo, sosyal medyanın sansasyonel ve çoğu zaman yanıltıcı bilgilerin yayılmasını teşvik eden beğeniler, paylaşımlar ve yorumlar gibi ödüllendirme mekanizmalarıyla daha da yoğunlaşmaktadır [1]. Bu platformlar, tasarımları gereği, katılımı teşvik etmek için insan psikolojisinden yararlanıyor ve istemeden dezenformasyonun yayılması için onları güçlü kanallar haline getirmektedir [1].

Dezenformasyon bireysel inanç ve davranışları nasıl etkiliyor?

Özellikle Kovid-19 salgını gibi toplumsal kriz dönemlerinde dezenformasyonun yaygın doğası, bireysel inanç ve davranışları önemli ölçüde etkilemiştir. Bilgi seli, doğru ve yanlış bilgiyi ayırt etme zorluğuyla birleştiğinde durumu daha da kötüleştirdi ve bireylerin güvenilir kaynakları belirlemesini giderek zorlaştırdı [5]. Bu zorluk, dezenformasyonun sıklıkla meşru bilgi kılığına girerek bilginin kamuya sunulduğu bağlamı manipüle etmesi gerçeğiyle daha da artmaktadır [6]. Sonuç, dezenformasyonun yalnızca bireyleri yanıltmakla kalmayıp aynı zamanda kutuplaşmayı körüklediği, yanlış anlatılara olan inancın ötesinde daha geniş toplumsal sorunlara yol açtığı bir toplumsal manzaradır [5]. Bu kutuplaşma, doğru bilginin kamu güvenliği ve uyumu açısından hayati önem taşıdığı kriz zamanlarında özellikle tehlikelidir. Dolayısıyla dezenformasyonun etkisi bireysel bilişin ötesine geçerek toplumsal güven ve iş birliğinin dokusunu etkilemektedir.

Dezenformasyonun kamuoyu üzerindeki daha geniş toplumsal etkileri nelerdir?

Dezenformasyonun zararlı erişimi, salt yanlış bilginin çok ötesine uzanmakta, kamuoyunu ve dolayısıyla demokrasinin dokusunu potansiyel olarak etkilemektedir. Bu kasıtlı yayma, son çalışmalarda vurgulandığı gibi, kamuoyu algısını hızla etkilemek ve manipüle etmek için sosyal medya ve yapay zeka gibi platformları kullanan teknolojiyle birlikte gelişmiştir [7]. Belli bir ücret karşılığında yalanları yayan dezenformasyon sağlayıcıların ortaya çıkışı, sorunu daha da ağırlaştırıyor ve dezenformasyonu kamuoyuna karşı daha erişilebilir ve zorlu bir silah haline getirmektedir [7]. Bu gerçek, demokrasinin bütünlüğünü korumak için toplumun bu saldırılara karşı savunmasını acilen güçlendirmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Önerildiği gibi halkı medya okuryazarlığı konusunda eğitmek, yalnızca mevcut dezenformasyon kampanyalarıyla mücadele etmenin bir aracı olarak değil, aynı zamanda gerçeği yalandan ayırt etme yeteneğine sahip dirençli bir toplumu teşvik etmek için önleyici bir tedbir olarak bu mücadelede kritik bir araç haline gelmektedir [5]. Bu nedenle sivil toplumun rolü bu bağlamda çok önemlidir; Toplumun dezenformasyonun daha geniş toplumsal etkilerini hafifletmeyi umabilmesi, farkındalık yaratma ve eğitim sağlama yönündeki ortak çabalar aracılığıyla gerçekleşir; böylece demokratik süreç korunur ve kamuoyunun, dezenformasyonu silah olarak kullananların kötü niyetlerinden etkilenmemesi sağlanır [5 ]

Dezenformasyon siyasi kutuplaşmayı ve söylemi nasıl etkiliyor?

Dezenformasyonun sosyal medya aracılığıyla yayılması, büyük ölçüde dijital çağda yanlış bilginin kolaylıkla yayılabilmesi nedeniyle siyasi kutuplaşma ve söylem üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Yapay zekanın rolü ve sosyal medya platformlarının geniş erişimi, dezenformasyonun hızla yayılmasına önemli ölçüde katkıda bulunarak kamuoyunu neredeyse anında etkilemektedir [7]. Kaya ve Yolcu (2023), sosyal medya platformlarındaki dezenformasyonun kamuoyu algısını manipüle edebilecek ve bilinçli kamu politikalarının geliştirilmesini engelleyebilecek bir söylemi nasıl beslediğine dikkat çekerek bu olgunun siyaset üzerindeki zararlı etkilerine dikkat çekmektedir [8]. Dezenformasyon yoluyla yapılan bu manipülasyon, yalnızca siyasi söylemi çarpıtmakla kalmıyor, aynı zamanda halk arasındaki kutuplaşmayı da artırıyor. Dezenformasyonla mücadelede dijital okuryazarlık hayati hale geldikçe, gazetecilerin ve içerik tüketicilerinin medya okuryazarlık oranlarının arttırılması ihtiyacı ortadadır [9]. Bu yaklaşım, bireyleri çevrimiçi ortamda karşılaştıkları bilgilerin güvenilirliğini eleştirel olarak değerlendirebilecek becerilerle donatarak dezenformasyonun etkisini azaltacak bir yol önermektedir.

Dezenformasyonu Tespit Etmeye Yönelik Stratejiler

Dezenformasyonu tespit etmek için hangi araçlar ve teknikler kullanılabilir?

Dijital çağda, dezenformasyonu tanımlamak, hızla gelişen yanlış bilgilendirme taktikleri ortamına uyum sağlayabilecek karmaşık araç ve tekniklerin bir karışımını gerektirir. Yapay zeka gözlemcileri dezenformasyonu etkili bir şekilde tespit etmek, analiz etmek ve bunlara karşı koymak için gelişmiş makine öğrenimi ve derin öğrenme algoritmalarından yararlanarak bu savaşta çok önemli bir rol oynuyor. Bu teknolojiler, seçimleri çevreleyenler de dahil olmak üzere dezenformasyon kampanyalarının karmaşık yapılarını çözmede büyük umut vaat eden dönüştürücü bir teknoloji olan doğal dil işleme (NLP) yoluyla yazılı içerikteki aldatma kalıplarını ortaya çıkarma konusunda özellikle beceriklidir [10]. Dahası, sahte medya kuruluşları ve sosyal medya botları da dahil olmak üzere kötü niyetli aktörlerin dezenformasyonu yaymak için kullandığı sürekli değişen stratejileri tanımlamak ve engellemek için kullanıldıkları için gerçek zamanlı izleme araçlarının önemi abartılamaz [10] [11]. Bu teknolojik cephanelik, dezenformasyonun yayılmasını tespit etmek ve bununla mücadele etmek için gerekli olan çerçevelerin ve yaklaşımların geliştirilmesiyle daha da güçlendirilmektedir [12]. Bu araçlar ve teknikler hep birlikte yanlış bilgilerin yayılmasına karşı çok yönlü bir savunma oluşturur ve dezenformasyonla mücadelede sürekli adaptasyon ve yenilikçiliğin gerekliliğini vurgular.

Mevcut doğrulama yöntemleri ve teknolojileri ne kadar etkilidir?

Dezenformasyonun yol açtığı zorlukların ışığında, 23 Nisan 2013’teki olay, yanlış bilgilerin yayılmasıyla etkili bir şekilde mücadele etmede mevcut bilgi doğrulama yöntemlerinin sınırlamalarını çarpıcı bir şekilde göstermektedir [11]. Amerikan yayınevi AP’yi kapsayan bir örnek olay incelemesinde de vurgulandığı üzere bu olay, sosyal medya platformları aracılığıyla yanlış bilgilerin hızla yayılmasından kaynaklanabilecek ciddi ekonomik ve toplumsal yansımaların altını çizmektedir [11]. İçeriğin hızla yayılması için tasarlanan sosyal ağların doğası, doğrulama platformları için önemli bir zorluk teşkil ediyor. Bu platformlar sıklıkla zamana karşı bir yarış içindedir ve bilginin geniş çapta gerçek olarak kabul edilmesinden önce bilginin doğruluğunu doğrulamaya ihtiyaç duyarlar [11]. Olay, yalnızca yanlış bilginin yol açabileceği potansiyel ekonomik zararı göstermekle kalmıyor, aynı zamanda daha etkili bilgi doğrulama teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik acil ihtiyacın da sinyalini veriyor. Bu tür teknolojiler, doğru ve yanlış iddiaları ayırt etmenin daha hızlı ve daha güvenilir yollarını sunarak potansiyel olarak bu riskleri azaltabilir [11]. Bu zorunluluk, daha geleneksel yöntemlere kıyasla sosyal ağlardaki yanlış bilgi kalıplarını belirlemede daha hızlı ve daha tutarlı sonuçlar sağlama yeteneğini gösteren makine öğrenimi yaklaşımlarının ortaya çıkmasıyla daha da vurgulanmaktadır [11]. Bu nedenle olay, mevcut bilgi doğrulama sistemimizdeki mevcut güvenlik açıklarına kritik bir örnek teşkil ediyor ve yanlış bilginin zararlı etkilerine karşı daha iyi koruma sağlamak için bu alanda yenilik yapılması gerekliliğinin altını çiziyor.

Sosyal medya platformları dezenformasyonun belirlenmesinde ve engellenmesinde nasıl bir rol oynuyor?

Dijital medya kanallarının ve sosyal ağların hem bilginin hem de dezenformasyonun hızla yayılmasına ve açığa çıkmasına katkıda bulunduğu anlayışına dayanarak, sosyal medya platformlarının bu ortamda ikili bir rol üstlendiği açıkça ortaya çıkıyor. Bir yandan, bu platformlar dezenformasyonun yayılmasında merkezi rol oynuyor ve özellikle pandemi dönemi gibi kritik zamanlarda yanlış bilgi yaymak gibi kötü niyetli amaçlarla kullanılıyor [11]. Bu kötü niyetli kullanım, sosyal medya platformlarının içeriğin hızla yayılmasını kolaylaştırması, ortaya çıkan olaylarla neredeyse aynı anda yanlış bilgi üretme ve yaymanın kötüye kullanılmasına izin vermesi gerçeğiyle daha da şiddetlenmektedir [11]. Öte yandan sosyal medyayı dezenformasyon için verimli bir zemin haline getiren özellikler aynı zamanda bu tür dezenformasyonun engellenmesi için de eşsiz fırsatlar sunuyor. Sosyal medya platformları, hesapların faaliyetlerini izleyerek (yeni takiplerin takibi veya takip edilmeyen aktif olmayan hesapların kalıplarının belirlenmesi gibi) dezenformasyonun tespit edilmesinde önemli bir rol oynamaktadır [11]. Dahası, gerçek insanlarla etkileşime giren sosyal botların gelişmesi, dezenformasyonu tanımlamak ve engellemek için kullanılabilir; çünkü bu etkileşimler, insan davranışını anlamak ve gerçek ile manipüle edilmiş içerik arasında ayrım yapmak için değerli veriler sağlar [11]. Sosyal medya platformlarının bu paradoksal rolü, dezenformasyonun yayılmasını sağlayan araçların aynı zamanda onunla mücadele etmek için de kullanılabileceği dijital bilgi ekosisteminin karmaşıklığını vurguluyor.

Dezenformasyonla Mücadele: Kamu ve Özel Sektörün Rolleri

Hükümetler dezenformasyonla mücadele için hangi stratejileri benimseyebilir?

Dezenformasyonla etkili bir şekilde mücadele etmek için hükümetler yasal, eğitimsel ve işbirlikçi stratejilerden yararlanan çok yönlü bir yaklaşımı benimseyebilir. Örneğin, sivil toplum girişimlerini desteklemek için yasal altyapının iyileştirilmesi, Almanya’da odak noktası olmuştur ve dezenformasyonun kökleriyle mücadele etme taahhüdünü ortaya koymaktadır [13]. Bu, DigiBitS ve Klicksafe gibi medya okuryazarlığını geliştirmeyi amaçlayan, bireylere medya içeriğini eleştirel bir şekilde değerlendirme ve dezenformasyon mekanizmalarını anlama becerisi kazandıran girişimlerle tamamlanmaktadır [13]. Ayrıca, sivil toplum ile Federal Reklam Düzenleyicileri Birliği gibi düzenleyici kurumlar arasındaki iş birliğinin teşvik edilmesi, bu çabaların etkisini artırabilir ve daha esnek bir bilgi ortamı yaratabilir [13]. Demokrasilerin ve hukukun üstünlüğünün etkin olduğu  Hükümetlerde bu tür kapsamlı stratejiler aracılığıyla yalnızca dezenformasyon sorununun acil sorununu çözmekle kalmıyor, aynı zamanda daha bilgili ve katılımcı bir toplum için de temel oluşturulurken otoriter rejimlerde bunun tam tersini görmek mümkündür.

Sosyal medya platformları ve özel şirketler dezenformasyonla mücadeleye nasıl katkı sağlayabilir?

Dijital çağda, sosyal medya platformları bilginin yayılmasında iki ucu keskin kılıçlar olarak ortaya çıktı. Hızlı yayılmaya ve canlı tartışmalara olanak tanıyarak haber ve bilgilerin paylaşılma biçiminde devrim yaratırken, aynı zamanda yanlış bilginin yayılmasına da önemli ölçüde katkıda bulundular [14]. Bu paradoksal etki, kullanıcıların haber akışlarını tercihlerine göre uyarlamalarına olanak tanıyan platformların kişiselleştirme özellikleriyle daha da kötüleşiyor. Bu tür bir kişiselleştirme, kullanıcı deneyimini geliştirmeyi amaçlasa da yanlışlıkla bilgi depoları ve yankı odalarının yaratılmasıyla sonuçlanır [14]. Bu yankı odaları, bireyleri önceden var olan inançlarına daha da sağlamlaştırır, zıt bakış açılarına maruz kalma olasılıkları daha düşük olduğundan onları yanlış bilgilere karşı daha duyarlı hale getirir [14]. Bu senaryo, dezenformasyonla mücadelede çok önemli bir zorluğun altını çizdiği için özellikle rahatsız edici: farklı bakış açılarına maruz kalma ihtiyacı. Sonuç olarak, sosyal medya platformları ve özel şirketler, sahte içerikleri aktif bir şekilde izleyerek ve kaldırarak ve sahte haberleri tespit etmek ve bunlara karşı koymak için tasarlanmış bilgi kontrol mekanizmaları ve algoritmaları uygulayarak bu etkileri hafifletme konusunda benzersiz bir konumdadır [14]. Rolleri, bireylerin potansiyel sanal etkisi ile değişimi etkilemeye yönelik gerçek güçleri arasındaki boşluğu doldurmada çok önemlidir, böylece tepkisiz bir sistemden kaynaklanan yabancılaşma hissini ve bunun sonucunda ortaya çıkan dezenformasyonun yayılmasını azaltır [13].

Dezenformasyonun düzenlenmesinde etik hususlar nelerdir?

Dezenformasyonun düzenlenmesine yönelik etik hususlar bağlamında, gazetecilerin mesleki etik ilkelerde belirtildiği gibi kamuya, kamu yetkililerine ve işverenlerine karşı taşıdığı sorumlulukların tanınması çok önemlidir [15]. Bu ilkeler, gazeteciliğin başka haklara tecavüz etmemesi için temel teşkil etmekte olup, artan rekabet ve rekabet koşulları karşısında giderek zorlaşan doğruluğun önemi, özel hayatın gizliliğine zarar verilmemesi ve zarar vermeden haber yapmanın gerekliliği vurgulanmaktadır. dijital medyanın anlık doğası [15]. Ayrıca, Basın Etiği İlkeleri’nin 28 yıl sonra yenilenmesi, mesleki itibarın korunmasına ve kamuoyunun doğru haber alma hakkının korunmasına yönelik bir taahhüdü ifade etmekte ve basının etik yükümlülüklerini güçlendirerek dezenformasyonla mücadeleye yönelik süregelen çabanın altını çizmektedir [15]. Bu çaba, halkın öfkesine yol açan olayların çarpıtılmasını ele almayı amaçlayan ve böylece dezenformasyonla mücadelede etik gazeteciliğin oynadığı bütünleyici rolün altını çizmeyi amaçlayan Basın Hukuku çalışmalarına verilen destekle tamamlanmaktadır [15].

Eğitim Girişimleri ve Kamu Bilinci

Eğitim ve toplumsal bilinç, dezenformasyonun etkisiyle nasıl mücadele edebilir?

Eğitim ve kamuoyunu bilinçlendirme programları, toplumu dezenformasyonun yaygın etkileriyle mücadele etmek için gerekli araçlarla donatmada çok önemlidir. Farkındalığı artırmaya odaklanıldığında bireyler karşılaştıkları bilgilerin geçerliliğini tanımaya ve sorgulamaya daha iyi hazırlanır, böylece yanlış bilgilerin yayılması ve etkisi azalır [16]. Ayrıca, bu tür eğitim girişimleri olumlu ve kalıcı davranış değişiklikleri aşılamayı, dezenformasyona karşı reaktif bir tutum yerine proaktif bir duruşu teşvik etmeyi amaçlamaktadır [16]. Bu proaktif yaklaşım, bireylerin dezenformasyonun belirlenmesi, çürütülmesi ve farkındalığın yayılmasına aktif katılımını gerektirir ve böylece yanlış bilginin manipülatif etkilerine karşı kolektif olarak dirençli bir topluluk teşvik eder [16]. Hedefe yönelik eğitim aracılığıyla bireyler yalnızca bilginin doğruluğunu ayırt etmeyi değil aynı zamanda dezenformasyonun toplum üzerindeki daha geniş etkilerini anlamayı da öğrenirler. Bu anlayış hayati önem taşımaktadır çünkü bireysel çıkarların daha geniş toplumun refahıyla nasıl derinden bağlantılı olduğunun tespiti  ve dezenformasyona karşı mücadelede birleşik bir cephe ihtiyacını güçlendiren bir prespektif sunmaktadır [16].

Medya okuryazarlığı programları bireylerin güçlendirilmesinde nasıl bir rol oynuyor?

Girişimcilik bağlamında medya okuryazarlığı programları, ekonomik güçlenme ve toplumsal büyüme için gerekli becerilerin geliştirilmesinde eğitimin hayati rolünü vurgulamaktadır. Bu tür programlar, 21. yüzyılda temel bir yeterlilik olarak girişimcilik becerilerini geliştirmenin, ekonomik kalkınmaya doğrudan katkıda bulunmanın ve yenilikçi düşünme ve kendi kendine yetme yeteneğine sahip eğitimli bir nüfusu teşvik ederek kamu refahı maliyetlerini azaltmanın öneminin altını çizmektedir [17]. Medya okuryazarlığı programları, ekonomik ilkelerin ve girişimcilik süreçlerinin anlaşılmasını teşvik eden eğitim içeriğini entegre ederek, bireyleri modern ekonomik ortamın karmaşıklıklarını yönlendirecek bilgiyle donatır [18]. Ayrıca, bu programlar, medya okuryazarlığı, eğitim ve girişimcilik arasında simbiyotik bir ilişkiye işaret ederek, ekonomik büyümeyi teşvik etmenin bir aracı olarak girişimciliği teşvik etmeyi amaçlayan kamu politikalarıyla uyumludur [19]. Bu uyum yalnızca kişisel yetkilendirmeye yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda bireyleri ekonomiye ve buna bağlı olarak toplumun genel refahına anlamlı katkıda bulunmaya hazırlayarak daha büyük bir toplumsal faydaya da hizmet eder [20].

Eğitim kurumları, STK’lar ve özel sektör arasındaki iş birliği, halkın dezenformasyona karşı direncini nasıl artırabilir?

Dijital çağda artan dezenformasyon sorunu göz önüne alındığında, eğitim kurumları, STK’lar ve özel sektör arasındaki işbirlikçi çabalar, halkın dayanıklılığını artırmak için hayati bir çözüm olarak ortaya çıkmaktadır. Bu iş birliği sadece teorik değildir. Aynı zamanda pratik olarak İtalya, Yunanistan, Romanya, Fransa ve Hırvatistan dahil olmak üzere birçok ülkeyi kapsayan projeler aracılığıyla pratik olarak uygulanmıştır [21]. Bu tür girişimler, yanlış bilgilerin yayılmasıyla mücadelede her sektörün güçlü yönlerinden yararlanarak birleşik bir yaklaşımın öneminin altını çizmektedir. Eğitim kurumları eleştirel düşünme ve medya okuryazarlığı programları geliştirerek katkıda bulunur, STK’lar savunuculuk ve halkın katılımı konusundaki uzmanlıklarını ortaya koyar ve özel sektör, özellikle teknoloji şirketleri, dezenformasyonun yayılmasını tespit etmek ve azaltmak için teknolojik çözümler sunabilir. Bu çok yönlü strateji, toplumdaki dezenformasyonun hem önlenmesini hem de düzeltilmesini ele alan kapsamlı bir yaklaşım sağlar. Kaynakları ve uzmanlığı bir araya getirerek, bu iş birlikleri, kullanıcıların sıklıkla doğru veya yanlış olabilecek bilgilerin bombardımanına uğradığı günümüzün hızlı bilgi ortamında gerekli olan daha etkili ve geniş kapsamlı programlar oluşturabilir.

Dezenformasyonun dijital çağda kamuoyu üzerindeki etkisi, yayılmasıyla etkili bir şekilde mücadele etmek için çok yönlü stratejiler gerektiren acil bir konudur. Sosyal medya ve çevrimiçi platformların bilgiye doymuş dünyasında gezinmede dijital okuryazarlığın ve eleştirel düşüncenin hayati rolünü bu kapsamda öne çıkmaktadır. Tartışma, dezenformasyonun kurumlara duyulan güven, demokrasi ve toplumsal uyum üzerindeki etkilerini de kapsayacak şekilde genişletiliyor ve kamunun dayanıklılığını artırmak için eğitim kurumları, STK’lar ve özel sektör arasındaki işbirlikçi çabalara duyulan ihtiyaç vurgulanıyor. Sosyal medya platformlarının hem dezenformasyonu kolaylaştırıcı hem de yanlış anlatılarla mücadeleye yönelik potansiyel çözümler olarak rolü araştırılıyor ve dezenformasyonun tespit edilmesi ve azaltılmasında medya okuryazarlığı programlarının ve teknolojik çözümlerin önemi vurgulanıyor. Ayrıca tartışma, sosyal medyanın ödüllendirme mekanizmalarının ortaya çıkardığı zorlukları ve algoritmaların manipülatif içeriği güçlendirerek dezenformasyonun hızla yayılmasına katkıda bulunan rolünü ele alıyor. Aynı zamanda dijital ortamdaki dezenformasyonla etkili bir şekilde mücadele etmek için yasal, eğitimsel ve işbirlikçi stratejilerden yararlanan birleşik bir yaklaşıma duyulan ihtiyacı da vurguluyor. Ek olarak, dezenformasyonun düzenlenmesindeki etik hususlar, dezenformasyonun siyasi kutuplaşma üzerindeki etkisi ve sivil toplum girişimlerinin dezenformasyonla mücadele etme potansiyeli, daha fazla araştırma ve eylem için kritik alanlar olarak vurgulanmaktadır. Genel olarak tartışma, dezenformasyonu toplumsal bir tehdit olarak ele almanın aciliyetinin ve dijital çağda yanlış bilgilendirmeyle mücadelede medya okuryazarlığını, eleştirel düşünceyi ve işbirlikçi çözümleri teşvik etmeye yönelik devam eden çabaların öneminin altını çizmektedir.

Sonuç

Son olarak, bu çalışma sadece dijital dezenformasyonun yapısını ve etkilerini değil, aynı zamanda bu olgunun insan ruhuna ve toplumsal dokuya olan etkisini de ortaya koymuştur. Günümüzde bilgi sadece bir tıklama uzağımızda, ancak bu bilgilerin doğruluğunu süzgeçten geçirecek medya okuryazarlığına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Yanıltıcı bilgiler, toplumları bölmekte ve insanları gerçeklerden uzaklaştırmaktadır. Her birimiz, bilgiyi eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmeyi öğrenmeli ve gençlerimizi bu yönde eğitmeliyiz. Çünkü bilgi, kullanıldığı zaman toplumları dönüştürebilir, ama yanlış kullanıldığında yıkıma da yol açabilir. Bu nedenle, dezenformasyonla mücadele sadece teknolojik bir sorun değil, aynı zamanda derin bir ahlaki sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirme yolunda, her bir adımımız, daha aydınlatıcı ve sağlıklı bir kamusal alan yaratma çabasının bir parçasıdır. Bu zorlu mücadelede, sadece gerçeklerle silahlanarak ilerlemek, gelecek nesiller için daha sağlam bir zemin hazırlayacaktır. Bu yüzden, bilgiye olan bu derin saygıyı sürdürmek ve korumak, hepimizin üzerine düşen en önemli görevlerden biridir.

Mert Ünsal, Ma

Kaynak:

1.   Sosyal Medyada Dezenformasyondan Korunmak için 7 Tüyo | Garanti BBVA.  April 16, 2024, itibaren www.garantibbva.com.tr

2.   Güvenli Web – FAKE NEWS: DİJİTAL ÇAĞDA DEZENFORMASYON VE YALANIN YÜKSELİŞİ. April 16, 2024, itibaren www.guvenliweb.org.tr

3.   Güvenli Web – FAKE NEWS: DEZENFORMASYONUN YAYILMASINDA SOSYAL AĞLARIN ETKİSİ.  April 16, 2024, itibaren www.guvenliweb.org.tr

4.   Dezenformasyonun “önlenemez” yükselişini önlemek.  April 16, 2024, itibaren www.marketingturkiye.com.tr

5.   Dezenformasyona Karşı Dayanıklılıkta Sivil Toplumun Rolü April 16, 2024, itibaren www.tuicakademi.org

6.   Dezenformasyon ve Dijital Okuryazarlık – Edam.     geri alındı April 16, 2024, itibaren www.edam.org.tr

7.   ‘Şirketlere Yönelik Yapay Zekâ Dezenformasyon Tehdidi’ .April 16, 2024, itibaren legal.com.tr

8.   (PDF) Sosyal medyada siyaset ve dezenformasyon.  April 16, 2024, itibaren www.researchgate.net

9.   Dezenformasyonun, gazetecilik üzerindeki etkileri konuşuldu. April 16, 2024, itibaren www.mtso.org.tr

10.   Sorumlu Yapay Zeka: Seçim Dezenformasyonuyla Mücadelede Yapay Zeka Gözlemcilerinin Önemli Rolü.   April 16, 2024, itibaren www.unite.ai

11.   Sosyal botlar ve dezenformasyon kampanyaları nedir?.  April 16, 2024, itibaren sarkac.org

12.   Yanlış Bilgilendirme, Malinformasyon ve Dezenformasyon Üzerine Bir Rehber.  April 16, 2024, itibaren www.edam.org.tr

13.   Almanya’da Dezenformasyonla Mücadeleye YönelikPolitika ve Önlemler: Bilgi Topluluklarının Gücü | Heinrich Böll Stiftung | Niwêneriya Tirkiyeyê.   April 16, 2024, itibaren tr.boell.org

14.   İletişim’den ‘830 Suriyeli öğretmen atandı’ iddialarına yalanlama.  April 16, 2024, itibaren www.yazargazetesi.com.tr

15.   Erkılınç: Doğru haber alma hakkı bir kez daha güvence altına alındı. geri alındı April 16, 2024, itibaren bik.gov.tr

16.   YEŞİL OKULLAR VE DOĞANIN GENÇ SAVUNUCULARI. April 16, 2024, itibaren gikad.org/yesil-okullarbrvebrdoganin-genc-savunuculari/

17.   (PDF) Eğitim ve Girişimcilik.  April 16, 2024, itibaren www.researchgate.net

18.   Girişimcilik Bağlamında Eğitimin Sivilleşmesi April 16, 2024, itibaren dergipark.org.tr/tr/download/article-file/55704

19.   EĞİTİM ALANI GİRİŞİMCİLİK NİYETİNİ NASIL ….  April 16, 2024, itibaren dergipark.org.tr/en/download/article-file/1355848

20.   Millî Eğitim Dergisi – Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü.  April 16, 2024, itibaren dhgm.meb.gov.tr

21.   Projeler. April 16, 2024, itibaren www.aile.gov.tr

Sosyal Medyada Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER İÇERİKLER

SUÇUMUZ TÜRK OLMAKMIŞ.

Bulgaristan‘da 1944-1989 yıllarında iktidarda kalan komünist rejimin ülkedeki Türk ve