RUBASAM

Er olan sözünden dönmez

Mirgül EREN GRİFFE

Sn. Prof. Dr. Zeki Cemal Arda beyin Kırşehir Ahi Evran Üniversitesindeki dekanlığı sırasında 2006 yılında katıldığım bir sempozyumda, Ahi Evran ile Nasreddin Hoca’nın aynı kişi olduğunu söylediğim zaman sempozyuma katılan bazı öğretim görevlileri şaşkınlıkla beni izlemişti. Ahi Evran yani Nasreddin Hocanın kadılık yaptığı ilk yer olan Kayseri’de ilk defa sanayi bölgesini kurduğunu, kısaca tüm zanaatkarları bir bölgede topladığını ve bu nedenle Kayseri’de ki Türk boylarının ve Türkmenlerin ticarette öne geçmelerinin yolunu açan ilk kişi olduğunu, daha sonra Kırşehir ve Nevşehir bölgesine yerleştiğini, ilk Ahi teşkilatını kurduğunu ayrıca eşi Fatma Hanımın da Bacıyan-i Rum teşkilatını kurarak kadınları organize ettiğini söylediğim zaman bir tuhaf karşılanmıştım. Gerek Ahi teşkilatları gerek Bacıyan-i Rum’un sadece bir ticaret organizasyonu değil bir askeri organizasyon olduğunu ve Bacıyan-i Rum’un Moğol işgalinde askeri alanda etkin bir görev aldığını ve savaşçı kadınlar eğittiğini anlattığımda sempozyumu izleyen kişilerin şaşkınlığını hala unutamam. Çünkü onlar için Nasreddin Hoca halkı fıkraları ile güldüren bir halk adamı idi. Ama bu günden sonra gerek Murat Bardakçı gerekse Prof. Dr. Mikail Bayram’ın çalışmaları ile Nasreddin Hoca ve Ahi Evren’in ayni kişi olduğunu okuyan kesimler öğrenmeye başladı. Anadolu Selçukluları’nın en zor dönemi Moğol işgali ile Moğolların onayladığı ve atadığı valilerin Selçuklu Devletini dinlemediği bu dönemde Ahi Evran yani Nasreddin Hoca’nın Moğollara karşı direnişi ve ayni dönemde bir Moğol destekleyicisi olan Fars kökenli olup asla Türk kimliği taşımayan Mevlana ile savaşırken yanında Mevlana’nın oğlu Aladdin Çelebi’nin olması… Her ikisinin Mevlana’ya ve Moğol zulmüne karşı beraberce savaştıkları halde Mevlana’nın talebesi ve müridi olan ve Mevlana tarafından gönderilen Moğol hizmetkarı Caca, Nureddin’in ordusu karşısında mağlubiyeti tadarken gerek Nasreddin Hoca mahlasıyla Ahi Evran, gerekse onunla birlikte savaşan Mevlana’nın oğlu Aladdin Çelebi şehit edilmiştir. Ahi Evran’ın mezarı bilinmemektedir. Uydurma Nasreddin Hoca mezarına da kimse inanmasın. Mevlana, kendi oğlu Aladdin Çelebi’nin cenaze namazının kılınmasına bile izin vermemiş ve onu ‘Bari’ saymıştır. Bu eylemi ile Mevlana bir Moğol destekleyicisi ve Türkmen düşmanı olduğunu oğlunun cenazesinde bile ispat etmiştir. Nasreddin Hoca ve Ahi Evran’ın aynı kişi olduğu iki önemli kitap incelendiğinde açıkça görülür. Nasreddin Hoca’nın Latife-i Giyasiye, Ahi Evra’nın Letafeye Hikmet adli eserleri, Son senelerde bu konuda Prof. Dr. Mikail Bayram’ın ve Murat Bardakçı’nın araştırmaları, Nasreddin Hocanın Ahi Evran olduğu konusunda değerli çalışmalardır. Biz Türkler çok enteresan algılamaları olan bir toplumuz. Yenilenin değil her zaman gücünü ispatlayanın yanında olmuş, onu alkışlamış ki bu zat bizimle ayni kökten gelmese bile, mağlup olanı unutmamış ama onu da farklı olarak yaşattığımız açıkça görülmekte. Bunun en iyi örneği Fars Mevlana ve Türk oğlu Türk Nasreddin Hocaya dönüşen fıkralarla andığımız gerçek kimliğini silikleştirdiğimiz Ahi Evran Yazımı Nasreddin Hoca’dan (Ahi Evran) bir fıkra ile bitirmek isterim. Bir gün biri Hocaya onun kaç yaşında olduğunu sorar; Hoca, 40 yaşında olduğunu söyler. Ayni kişi ile senelere sonra tekrar Hoca karşılaşır ve Hocaya, “Maşallah Hocaya! Hala dinç görünüyorsun. Kaç yaşındasın?” diye sorar. Hoca kırk diye cevap verir. Adam, “Hocam olmaz ama seneler önce bana kırk yaşındayım dedin Şimdi ise hala kırk yaşındayım diyorsun” deyince; hocanın cevabı hazırdır: “ER ADAM VERDİĞİ SÖZDEN DÖNMEZ! der. Verdiği sözden dönmeyen toplum en iyi toplumdur…

H. Mirgül GRİFFE

YAZARIN SON YAZILARI
BEKRİ MUSTAFA - 17 Ekim 2021
Fransız kalan bizler.. - 4 Temmuz 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ