RUBASAM

HAYALİ ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI VE ORTADOĞU’DAKİ MAYINLAR

Prof. Dr. Mustafa Erkal

TBMM’ye hayali Ermeni soykırımı iddialarının kabulü için HDP’li malum bir milletvekili dilekçe verme küstahlığında bulunmuştur. Dilekçesi de işleme konmamıştır. Ancak, bu dilekçe rezaleti böyle kapanamaz. Bu milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılmalı ve Türk Yargı’sına havale edilmelidir. Acaba bu milletvekili hangi Ermeni’leri temsil etmektedir. Bu şahıs Ermeni’leri temsil etmekten uzaktır. Geçmişte Ermeni terör örgütü Taşnak Partisi bünyesinde faaliyet gösteren bazı Osmanlı vatandaşı Ermeniler, bugünkü gibi o dönemde de ucuz kahramanlık peşinde olanlarca tahrik edilmişler, çok şey borçlu oldukları Devletlerine ihanet ederek silahlanmışlar ve birçok vatandaşımızı şehit etmişlerdir. Bunlar mevcut savaşı fırsat bilerek kuduz köpekler gibi köylere saldırmışlar ve işkence yapmışlardır. Bilhassa Doğu Anadolu’daki toplu mezarlarımız unutulmuş değildir. Bu katillerin bir kısmı ise; Rus ordusuna katılmış, düşmana rehberlik yapmış ve ordumuza zarar vermeye çalışmışlardır.

            Eski Van şehri birçok gerçeği ortaya koymaktadır. Şu anda terk edilmiş olmasına rağmen hala tarihe şahitlik yapacak durumdadır. Soros adlı malum kışkırtıcının Türkiye’deki birçok kolundan biri olduğu ileri sürülen ve Batı’nın şımartılmış örneklerinden biri olan malum şahıs ile aynı ülkenin vatandaşı olmak; üzüntü verici ve rahatsız edici bir durumdur.

            Ancak, Trump istedi diye malum suçlu papazı ABD’ye geri gönderirseniz; Almanya Türkiye’deki suçlu elemanını istedi diye iade ederseniz; Suudi Arabistan’a davanın sürmesi için dava dosyasını verirseniz; Batı’dan gelecek saygısızca taleplerin önünü alamazsınız. Türk Yargısını hiçe sayanların taşeronu olan bu milletvekili olsa olsa Erivan’a yakışır. Efendim biz gazeteciyiz ve objektifiz etiketi altında bu şahıs ve benzerlerini mevcut iktidara sadece muhalif diye TV ekranlarına çıkartıp konuşturanlar yanlışın büyüğünü yapmışlardır. Aynı yanlışlara bir daha düşülmemelidir.

            Türkiye’ye dost değil; sadece Türk askerini kullanmak peşinde olanların, bir çok düşmanca tezgahın içine utanmadan girenlerin, son günlerde Aleviliği İslam dışı görme ve ayrı bir din gibi değerlendirme çabaları dost kabul ettiğimiz ülkelerin asıl niyetlerini ortaya koymaktadır. Alevilerle Sünnileri Irak’ta olduğu gibi tahrik ederek çatıştırmaya çalışmak boş bir çabadır. Herkes hazırlanan tuzağın farkındadır. Terör örgütü PKK’yı askeri kara gücü olarak kabul eden ABD müttefikini bulmuştur. Bunu örgüte gönderdiği binlerce silah ile ispat etmiştir. Askerlerimizi şehit eden füzelerin sahibi bu dost kılıklı düşmanlarımızdır. PKK’nın görevi bittikten sonra limon gibi sıkılıp atılacak ve onun yerini yeni ümit olan göçmenlerden oluşan örgütler alacaktır. Bu bakımdan, başta Suriye’den Türkiye’ye sokulan ve vatandaşlık verilmeye niyetlenilen geçici koruma adı altında ülkemizde imtiyazlı kılınanların sadece nüfus yapısın değiştirmek değil; ama ülkemizi karıştıracak önemli bir unsur oldukları unutulmamalıdır. Bütün göçmenlerin örgüt üyesi olması tabii ki beklenemez. Bu bakımdan, ensarlık sıfatını kendimize yükleyerek kendimizi kandırmayalım. Bunlar Sayın Prof.Dr. Ümit Özdağ’ın ifade ettiği gibi, bombalandıkları için Türkiye’ye gelmiyorlar; Kuzey Suriye’de terör örgütüne yeni alan açabilmek için ve Türkiye’ye gelmeleri amacıyla bombalanmışlardır. Bundan dolayı Suriye ve Irak sınırı terör üreten ve terörü bize karşı kullanılan bir alan haline getirilmiştir. Yazılarımızda devamlı belirtiğimiz gibi, Batı, Türksüz Anadolu, Atatürksüz Türkiye ve Hz. Alisiz Alevilik peşindedir. Bunun için Müslümanları bölmek ve Alevilerle Sünniler arasında mayınlar döşenmek istenmektedir. Irak’ta bir hafta Alevi camisinin bombalanması, bir süre sonra da Sünnilerin camisinin saldırıya uğraması herhalde bir tesadüf değildir.    

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ