RUBASAM

MU ANAKARA’DAN ANKARA’YA: Bir Milletin Yeniden Doğuşu…/ M. Sabri Sipahioğlu

Konuk Yazar

Merhaba Değerli dostlar…

Çok şükür inançlı biriyim. Ne mutlu ki TÜRKÜM… Yüce YARATICI tüm evrenin ve dünyanın en mükemmel varlığı olan İNSAN’ı yaklaşık 200.000 yıl önce MU ANAKARA’da yaratmıştır. İnsan sevgi üzerine yaratılmış ve sevgi üretmesi istenmiştir. ÖĞRETİSİ sade ve nettir. Erkek ve dişi olarak vücuda getirdiği İNSAN’ı beş ırk halinde (Beyaz, Sarı, Kızıl, Kahverengi, Siyah) yaratıp; Beyaz Irklara yöneticilik görevi vermiştir. İnsana verdiği görev de koymuş olduğu kuralları, yeryüzüne hâkim kılmasıdır. Bu göreve de ‘KOLONİLEŞME GÖREVİ” adını vermiştir.

Yüz bin yıldan uzun bir süreçte MU ANAKARA’da, Yaradanın bu basit öğretilerini farklı algılayan iki ANAKAVİM oluşmuştur. Bu ANAKAVİMLER adlarını MU ANAKARA’DAKİ coğrafi konumlarından (Doğu-Batı) almışlardır. BATI MU ANAKAVMİ; Beyaz Irkın liderliğinde tüm ırkların kardeşçe yaşadıkları, DOĞU MU ANAKAVMİ ise yönetici Beyaz Irkın kendisini, seçilmiş ARİ IRK olarak görüp, diğer dört ırka köle muamelesi yaparak oluşturdukları ayrı medeniyetlere sahip olmuşlardır.

Yaradan, bu iki ana kavimden BATI MU ANA KAVMİ’ni yaklaşık 90.000 yıl önce, öğretilerini yeryüzüne hâkim kılma görevi (kolonileşme) için seçmiş ve görevini tebliğ etmiştir. Bu ‘Ana Kavim’e TAU-RA-K (TAURAK) sıfatını vermiştir. İlk MU yazı-dil sisteminde TAU Yaradan’ın kurallarını, bir başka coğrafyada hâkim kılmayı, RA, YARADAN’ın tüm kutsiyetini, K, yeryüzünün dört istikametini (Batı, Kuzey, Doğu, Güney) ifade etmekteydi. Anlamı da “Yaradanın öğretilerini dünyanın dört bir yanında hâkim kılmaya yetkili” şeklindeydi. ANADİL’in kurallarına göre eklemelerle oluşan yeni kelimede bir sesli harf birden fazla kullanılıyor ise ve bunlardan birinin yanında bir başka sesli harf varsa, bu birden fazla kullanılan sesli harf düşmektedir. Bu şekilde Anakavim’in (TURAK) olan ismi, TUFAN’dan sonraki dönemde ise bilinçli olarak UYGUR diye söylendi.

Gerekli hazırlıkları tamamlayan TURAK Anakavim’i 82.000 yıl önce MU ANAKARA’nın batısından gemilerle batıya hareket ederek, yönetici beyaz ırkların liderliğinde günümüz Asya’sının doğu kıyılarına beş ırk kavimi olarak çıktılar. Güneyden Kuzey’e (Siyah, Kahverengi, Beyaz, Sarı, Kızıl Irklar) görevleri olan KOLONİLEŞME’yi yerine getirmek üzere BATI istikametinde ilerlemeye başladılar.

Batı MU Anakavim bunları yaparken; Doğu MU Anakavim’ ine yaradan ikinci bir şans verdi. Bu Anakavim’in Beyaz Yönetici Irkı bu durumu hazmedememişti. Yeniden yapılanırken biri AÇIK (Yaradan’ın verdiği ikinci şansı değerlendirmek üzere) diğeri GİZLİ (kendi medeniyetini koruyup geliştirerek, uygun zaman geldiğinde dünya hakimiyetini ele geçirmek üzere) iki ayrı teşkilatlanmaya gitti. MASONLUK bu gizli teşkilatlanmanın günümüze kadar gelen mirasçısıdır.

Dünya üzerindeyse, TURAK Ana kavimi 70.000 yıl önce Yaradan’ın verdiği Kolonileşme görevini yerine getirdi. Dünya coğrafyasının ana omurgası olan ana coğrafyaya (Günümüz Asya –Avrupası) TÜRAKİSTAN adını verdi. Sarı Irk Doğu, Beyaz Irak Batı, Kahverengi Irk Güneydoğu Turakistan’da Kolonileşti.  Kızıl Irk Bering Boğazı (O dönemde kara bağlantısı mevcuttu) üzerinden geçerek Amerika’nın Kuzey’i, Kara Irk ise Afrika ve Amerika’nın Güneyi’nde kolonileşmelerini tamamladılar.

Bu yapılanma Yaradan tarafından onaylandı. Ana Kavim’in adı, “BÜYÜK TURAK KOLONİ İMPARATORLUĞU oldu. Sancağına Yaradan’ın sembolü GÜNEŞ konuldu. (T.C. Sancağında olduğu gibi) Kaan’ına da “Güneş’in Oğlu” unvanı verildi. MU ANAKARA’DA KUTSAL ÜST YÖNETİMİNCE muhafaza edilen Kutsal Metinler ve Emanetler TURAK İmparatorluğu’nun ilk başkentine getirilerek bu kutsal görev başlamıştı.

Doğu Mu Anakavimi, nihayet 35.000 yıl önce Yaradan’dan TAHDİTLİ KOLONİLEŞME onayını aldı. (Tahdit kolonileşmesini yalnız Atlantis Kıtası’nda yapabilecek olmasıydı) Gerekli hazırlıklarını yaptı. Yalnız Beyaz Irk ile (yanlarında ihtiyaçları olan dört ırktan seçtikleri köleleriyle birlikte) Atlantis’e gittiler. Orada kolonileşmeye başladılar. Az sayıda yönetici beyaz ıraktan insan, çok büyük sayıda ise köle dört ırktan insan Mu Anakara’nın doğusunda kaldı ve Atlantis’e hizmet etmeye devam ettiler.

25.000 yıl önce Kolonileşmelerini tamamlayıp kendi medeniyetlerini Atlantis’te hâkim kılan ATLANTİSLİLER; TURAK İMPARATORLUĞU Beyaz Irkın kontrolünde GİRİT Adası’na bir din adamı gönderdiler. Misyoner olarak özel yetiştirilen Thoth, yerel yöneticilerin ve halkın güvenini kazandı. ATLANTİS dinini (Osiris Dini) öğretme maskesi altında misyonu gereğince çalıştı. Yeteri kadar mürit oluşturduktan sonra Aşağı Mısır’a geçerek SAIS Şehrinde ilk tapınağını kurdu. (16.000 yıl önce).

Bu tarih ve olay insanlık tarihinin en büyük yol ayırımıdır. İki Anakavim’in, dünya üzerindeki gizli medeniyet savaşı, Atlantislilerce başlatılmış oldu.

Önce TURAK İMPARATORLUĞU’nun Beyaz Yönetici ırkına ait Grek Alt Kavimi, müritlik bağları kullanılarak önce ATİNALI, sonra Helen, sonunda da YUNAN yapılarak devşirildi. İnanç sistemi ve dili değiştirildi. Bu kanaldan BATI TURAKİSTAN (AVRUPA)’I hakimiyeti altına alacak yapılanmayı hazırladılar.

Çok Tanrılı İnanç Sistemi kurularak zirveye ulaştırılan dejenerasyon karşısında Yaradan, 12.000 yıl önce MU ANAKARA’yı ders alınmadığı için 11.500 yıl önce ATLANTİS’i cezalandırdı. TUFAN ATLANTİS’i yok etti, ancak TURAK İMPARATORLUĞU’nun Doğu Turakistan’daki (ASYA) sarı Irkı üzerinde de yok edici sonuçlar yarattı. Kurtulabilenler, aile soy, boy, kavim birliklerini oluşturarak güneye, batıya ve doğuya göç ettiler.

TUFAN’ın yarattığı yıkım ve kaostan istifade eden ATLANTİSLİLER, MU’nun yok edilişi ile ATLANTİS’in yok oluşu arasındaki 500 yılı çok iyi değerlendirerek MISIR’da oluşturdukları güçle önce Batı Turakistan’ı devşirip AVRUPA yaptılar. Sonrasında MISIR’dan doğuya hareketle, TURAK Anakavimi Kahverengi Irkını aynı yöntemleri kullanarak devşirip HİNDİSTAN haline getirdiler. Doğu Turakistan’ı doğu, batı, kuzey, güney diye böldüler.

TUFAN sonrası büyük bir felakete uğrayan TURAK İmparatorluğu Yönetim sistemi, Alt ırklarının yönetimi açısından zafiyet yaşadı. Tufan’dan nasiplerini alan Kızıl ve Siyah Irk da kendilerini kurtarma mücadelesiyle meşgul oldular. Bu kaostan faydalanan Atlantisliler için Gizli hedeflerini açıkça gerçekleştirme zamanı gelmişti. Son 7. 000 yıllık insanlık tarihi bu savaşın acımasızca sürdürülmesinin tarihidir.

Mısır’da başlayan, kaos ve devşirme stratejisinin yarattığı dejenerasyon o kadar insanlık dışı bir hal almıştır ki yaradan, birbiri ardına peygamberler göndermiştir. Son olarak görevlendirdiği Hz. Muhammed ile aktardığı İSLAM DİNİ bu anlayışıyla dejenerasyona müdahale etmiştir.

Maalesef yüce Peygamberimizin vefatından sonra aynı dejenerasyon çok daha profesyonelce uygulanarak, yaklaşık yüz yıl önce Tanrının Ordusu olan Türk Anakavimi tarihten silinme aşamasına getirilmiştir. Son Türk Kaan’ı M. Kemal Atatürk milleti ile birlikte bu KURGU MEDENİYETİ önce savaş meydanında yenmiş, sonra barış masasında bu zaferi dünyaya kabul ettirmiştir. 29 Ekim 1923’te son Türk Devleti kurulmuş ve yok ettikleri Türk Medeniyeti dünyanın tüm mazlum uluslarına yol gösterici olarak GÜNEŞ gibi yeniden doğmuştur.

Aynı KURGU ile günümüzde, KUTSAL DİNİMİZİN ADINA insanların birbirini öldürerek sevap kazanıldığı, Türk Dünyası’nın birbirinin dilini bile anlayamadığı, bütün dünya insanlığının kaosa mahkûm edildiği bir sürece sokulmuştur.

Türk Anakavimi’nin TÖRESİ gereği, Türk Birliğini yeniden kurulacaktır. Yüce Yaratanın insan olarak bizlere verdiği İLK ÖĞRETİNİN esasları çerçevesinde DÜNYA BARIŞINI TESİS ETMEMİZİN ZAMANI GELMİŞTİR!..

M. Sabri Sipahioğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ