kosukavak
kosukavak

Site Rengi

Rumeli Balkan Stratejik Arastirmalar Merkezi

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN ÖNEMİ

Hüseyin BASKIN

                 Bu gün 29 Ekim (2020) Cumhuriyetin kuruluşunun 97.Yılında Mustafa Kemal ATATÜRK ve Cumhuriyet’i kuran arkadaşlarını rahmet, minnet ve saygıyla anarak yazıma başlamak istiyorum.                 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en büyük eserlerinden biri kuşkusuz “Cumhuriyet” tir, bu itibarla Cumhuriyet Bayramı’nda Onun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önemini hatırlatmak istedim.  

                  Bizde, modern anlamıyla parlamentoyu oluşturan ilk anayasa 1876 tarihli “Kanun-ı Esasi” dir. Osmanlı İmparatorluğu’nda 18.yüzyıl sonlarında “ıslahat” ve yenileşme hareketleri başlamış, giderek “meşrevet usullü” (danışma) doğmuş ve bununla ilgili kurumlar ortaya çıkmıştır. Ama bunlar, olsa olsa mutlak otoritenin, işlerin daha iyi bilenlere danışılarak yürütülmesini sağlayan yardımcı organlarıdır. Batı Avrupa’da meydana gelen gelişmelerin aksine 1839 tarihli “Gülhane Hatt-ı Hümayunu” ile başlayan Tanzimat döneminin fermanları, iktidarı sınırlama niteliğini taşımadıkları gibi, böyle bir amaçları da yoktur. Tazminat fermanlarının gerisinde asıl zorlayıcı gücün “dış baskı” olduğu da çok açıktır.

                    1876 Anayasa’sı ile ilk kez Parlamentolu bir düzene geçilir, ancak “parlamenter” değildir o düzen: Bakanlar, giderek hükümet, hükümdardan başka kimseye hesap vermek zorunda olmadığı gibi, padişahın durumu da, gelişmiş parlamenter sistemlerinde görülen “sembolik devlet başkanı” nın durumundan çok farklı. Fiilen olduğu gibi hukuksal bakımdan da, yasamanın ve yürütmenin dizginleri aslında padişahın elindedir. Mutlakıyetten meşrutiyete geçilmiştir ama bir yerde sadece bir ad değişikliğidir bu, yine de çok uzun ömürlü olamamış ve Parlamento Padişah tarafından savaş bahanesiyle kapatılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda, parlamentolu düzenin- hiç olmazsa biçim bakımından – “parlamenter” bir nitelik kazanması , “İkinci Meşrutiyet” in ilanından (1908) sonra gerçekleştirilen çeşitli anayasa değişiklikleri ile mümkün olacaktır. Hükümdarın parlamenter bir düzende görülmeyen yetkileri kaldırılacak, hükümet de, Meclis-i Mebusan’ a sorumlu duruma getirilecektir.(Kaynak: Uygarlık Tarihi – Server TANİLLİ)

                    Osmanlı İmparatorluğu’nda meşrutiyet denemeleri I. Dünya Savaşı’ yla sona erer. Bu dönem de, yani parlamenter deneme bilindiği gibi 1877-1878 Osmanlı –Rus Savaşı (Meclisin Kapatılması) 1908 İkinci Meşrutiyet’ten sonra Meclisin açılması, İtalya ile 1911’de çıkan “Trablusgarp Savaşı, 1912- 1913 yıllarında devam eden Balkan Savaşları ve 1914’de patlak verip 1918 yılına kadar devam eden I. Dünya Savaşı”, yani olağan üstü savaş dönemlerine tekabül etmektedir. I. Dünya Savaşı sonrasında, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından kısa bir süre sonra İstanbul fiilen savaşın galibi İhtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiştir. Padişah ve İstanbul hükümeti üzerinde etki ve kontrolü sağlamış olan İngilizler, üyelerinin büyük bir kısmını İttihatçı milletvekillerinin oluşturduğu Meclis- i Mebusan’ ın kapatılması için baskıda bulununca,  Sultan Vahdettin yayınlamış olduğu bir emirle 21 Aralık 1918’ de Meclisi kapatmıştır. 20-22 Ekim 1919’da Ali Rıza Paşa hükümetinin temsilcisi Salih Paşa ile Heyet-i Tem-siliye arasında Amasya’da yapılan görüşmeler sonucunda seçimlerin bir an önce yapılarak Meclis-i Mebusan’ ın yeniden toplanması kararlaştırılmıştı. Ali Rıza Paşa Hükümeti’ nin 7 Ekim 1919 tarihli beyannamesinde Milli Meclis’ in toplanması için seçim yapılacağı ilan edilmiş, 15 Ekim’de başlayan seçimler Aralık 1919 başında tamamlanmış ve seçilen Son Osmanlı Mebusan Meclisi Milletvekili sayısı 169 olarak kesinleşmiştir.

                    Mustafa Kemal Paşa’ ın Samsun’a çıkmasını müteakip, yanında bulunan ve peyderpey kendilerine katılan arkadaşları ile birlikte yeni bir meclis oluşturulması için izlenen süreç ve onların etkisiyle gelişen diğer bazı tarih ve olaylar sırasıyla şöyle sıralanabilir: 22 Haziran 1919: Amasya Genelgesi; 7 Ağustos Erzurum Kongresi ve sonuç Beyannamesi; 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında devam eden “Sivas Kongresi”, Manda tartışmaları, Bağımsızlık kararı ve “Heyet-i Temsiliye” nin oluşturulması; 20-22 Ekim 1919: Amasya’da Ali Rıza Paşa Hükümeti Temsilcileri ile Heyet-i Temsiliyenin görüşmeleri ve seçimlerle ilgili mutabakata varmaları; 16-29 Kasım 1919: Sivas’ta gerçekleştirilen Komutanlar Toplantısı; Aralık 1919: Son Osmanlı Mebusan Meclisi için yapılan Milletvekili seçimlerinde, Heyet-i Temsiliye’ nin etkili olması ve istedikleri bazı mebusların seçtirilmesi ile genel olarak seçimlerin başarıyla sona ermesi; 27 Aralık 1919: Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye’ nin Ankara’ya gelişi ve burada çalışmalara başlaması; 28 Aralık 1919: Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara ileri gelenleri ile konuşması ve Güney sınırlarını (Suriye ve Irak) çizerek ilanı; Ocak 1920 yılı süresince Karargah olarak seçilen Ankara Ziraat Mektebinde düzenli olarak Misak-ı Milli Toplantılarının yapılması; 27 Ocak 1919: Akbaş Cephaneliği’ nin basılarak silahların Kuva-yı Milliye tarafından ele geçirilmesi. Aynı tarihlerde Maraş’ taki Fransız işgaline karşı, o bölgedeki Kuva-yı Milliye birliklerinin silahlı direnişi başlatmaları; 28 Ocak 1920: Misak-ı Milli (Ulusal sınırlarının belirlendiği, Ulusal And)’nin Mebusan Meclisi’nde (İstanbul) gayri resmi (gizli oturumda) kabulü; 17 Şubat 1920: Yeni Gün Gazetesi’nde Misak-ı Milli metninin isim ve imza listesi yer almadan aynen yayınlanması ve aynı gün Mebusan Meclisi’nde Edirne Mebusu Şeref Bey tarafından Misak-ı Milli metninin okunarak resmen ilan edilmesi; 16 Mart 1920: İstanbul’un resmen işgali; 18 Mart 1920: Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin işgal kuvvetleri tarafından basılması ve bazı milletvekillerinin tutuklanması ve Meclisin yaptığı son toplantı ile tatile girmesi; 12 Nisan 1920: Son Osmanlı Meclisi’nin Padişahın iradesi ile hukuken kapanması ile Osmanlı Parlamento süreci sona ermiştir.

                    Mustafa Kemal Paşa, memleket menfaati için bütün kararları arkadaşları ile birlikte “İstişare” ederek almakta ve buna çok önem vermektedir. Ankara’ya geldiğinde, burada güvenebileceği sadece 128 askeri bulunmaktadır, ancak önceliği Meclisin oluşturulması ve burada alınacak kararlar ile memleketin mukadderatını tayininde Ulusal Meclis kararının şart olduğuna kesin olarak inanmaktadır. 23 Nisan 1920’de Ankara’da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ve  alınan ortak kararla artık devlette egemenliğin kaynağı ve kullanışı bakımından eski Meclise göre köklü bir değişiklik olmuştur: “Egemenlik  milletindir ve tüm iktidar meclistedir”. Türkiye Büyük Millet Meclisi, yalnızca yasama yetkisini kullanan basit bir parlamento değildir; bütün yetkiler onda toplanmıştır (meclis hükümeti sistemi). Artık, hükümdarlı ve parlamentolu bir “meşruti sistem” yerine, doğrudan doğruya “meclis üstünlüğü” ne dayalı bir yönetim söz konusudur. 1921 Anayasası, işte bu ihtilalci yönetim biçimini düzenler. Bu gelişimi, Cumhuriyet’in ilanı tamamlar. Ve devrimler devam ederek, meclis hükümeti sistemi ile parlamenter sistemi bir araya getirme çabasında olan 1924 Anayasası gelir arkadan.

                     Bundan sonra, dünyada Emperyalizme karşı ilk ve mucizelerle dolu başarıya ulaşmış tek “Ulusal Kurtuluş Savaşı” nın bütün safhalarında, bu “Gazi” Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından alınan kararlarla yönetilmiş ve savaş başarıya ulaşmıştır.                           

29 Ekim 2020

Av. HÜSEYİN BASKIN                                                                                                                     

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ