RUBASAM

Unuttuğumuz Memleketlerden Midilli (1462-1912)

Neval KONUK HALAÇOĞLU

İstanbul’da doğdu. Ankara Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünden mezun olmuştur. Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde Türk Sanatı alnında Yüksek Lisans yaptı. “Tanzimat Sonrası, Osmanlı Rumeli Vilayetleri Hükümet Konaklarında İdeoloji ve Erk’in Mimari Temsili (1839-1922)”, başlıklı teziyle Mimarlık Tarihi’nde doktorasını yapmıştır. Marmara Üniversitesi Mimarlık Tarihi öğretim üyesidir. Balkanlarda Osmanlı mimarisi ile ilgili yazılmış 12 kitabı ve 50’nin üzerinde uluslararası makalesi ve kitap bölümü vardır. T.C. Dışişleri Bakanlığı adına Yunanistan’daki Osmanlı Mimari Eserlerinin Envanterini Tespit Projesi’ni 2006 yılından itibaren tek başına gerçekleştirmektedir. Kosova Sultan Murad Hüdavendigar Türbesi, Prizren Osmanlı Mezarlığı vb. restorasyonlarda bilim kurulu üyeliği yapmıştır. Rumeli’de Osmanlı kültürü hakkında ulusal ve uluslararası basında yayınlanmış çok sayıda köşe yazısı bulunmaktadır. 21 yıldır Balkanlarda Osmanlı mimarisi ve kültürü hakkında araştırma ve çalışmalarını yürütmektedir.
İlk Mübadil Kafilesi: Midilli Türkleri…

Midilli Müslümanlarının mübadele uygulamasında ilk kafile olmaları ve anavatana gelmek için acele etmelerinin sebebi, birçok bakımdan adada yaşama imkânlarının kalmamış olmasıydı. Evlerine ve mallarına sahip çıkamaz olmuşlardı. Bazı köylerde Müslümanlara tarlalarını sürmelerinin yasaklanması gibi baskılar uygulanmaktaydı. Ayrıca Müslümanların tarlalardaki ürünleri zaman zaman yağmalanmaktaydı.
Midilli Müftüsü Ata Efendi’nin Ayvalık Kaymakamı Azmi Bey’e çektiği telgrafta, ada Müslümanlarının nakil olmayı beklerken yaşadıkları perişanlığı ayrıntılı olarak kaleme almıştı. Ata Efendi, Müslümanların şayet nakilleri mümkün değilse iaşeleri için iane gönderilmesini istemekteydi. Midilli Müftüsü’nün ifadesine göre, Barış Antlaşması’nın imzalanmasından hemen sonra mübadelenin başlayacağı kanaatiyle Midilli Müslümanları, yola çıkmak için hazırlanmışlardı. Birçoğu bu amaçla köylerden kasabalara gelmişlerdi. Gidişlerine izin verilmemesi nedeniyle aç ve açıkta kalan binlerce ahalinin her türlü ihtiyacı çoğalarak tahammül sınırlarını aşmış durumdaydı. Ata Efendi, ada Müslümanlarının gidişine izin verilmesi için Yunan Hariciye Nezareti’ne müracaat ettiklerini ve cevap olarak Müslümanların Türkiye’ye gidişine Türk Hükümeti’nin engel olduğu yanıtını aldıklarını belirttikten sonra Midilli’deki Müslümanların acilen nakil edilmesini rica ederek
aksi halde binlerce Müslüman açlıktan helâk olacaklarını belirtmişti.
Vakit gazetesi, 24 Eylül tarihli nüshasında, Midilli’den bin müşkülatla İzmir’e oradan da İstanbul’a gelen yetki sahibi bir kişinin gazeteye anlattıklarını nakledecektir. Söz konusu kişi Midilli’deki hemşehrilerinin uğradıkları mezalim hakkında çok acıklı
ayrıntılar vermişti.
Midilli Müslümanlarının gayrimenkul emlâklerinin tasarrufları sadece lafta kalmıştı, fiilen mevcut değildi. Müslümanları, emlâklerin kiraya Midilli’den getirilecek olan kafile için Ayvalık’ta yapılan son hazırlıkları, basın da günü gününe takip ederek okuyucularına aktarmaktaydı. Bu arada Kızılay, Midilli mübadillerin sağlık ihtiyaçları için tıbbı malzeme ve bulaşıcı hastalıklara karşı tedbir ve iaşeleri için gerekli hazırlıkları yapmakta olduğu haberleri basında yer almıştı.
Midilli’den yola çıkacak 7000 kişilik muhacir kafilesinin iskân, iaşe ve
sağlık ihtiyaçlarını temin etmek üzere iki doktor, iki hasta bakıcı, etüv memuru ve yedi hademeden oluşan Kızılay heyetinin Milas vapuruyla İstanbul’dan Ayvalık’a hareket eder. Söz konusu heyetin Midilli’den gelecek olan mübadillere civarda bulunan terk edilmiş mallara (emval-i metrukeye) yerleşmesinde kolaylık sağlayacağı ve erzak yardımında bulunacağı haberi verilmişti…
İlk mübadil kafilesi olan 955 Müslüman Ayvalık’a ulaştığı zaman
yolcuların sayısı bir kişi artarak 956 olmuştu. Çünkü yolcu kadınlardan biri erkek bir bebek dünyaya getirmiş ve bu yeni doğan bebeğe Mustafa Kemal adı verilmişti. Ayvalık’ta vatanlarına kavuşan bu İslâm muhacir kafilesi mahalli memurlar tarafından fevkalâde tezahüratlarla karşılanmışlardı.
.
Ayvalık’a çıkan ilk Midilli kafilesinin, bölge halkı tarafından büyük
tezahüratlarla karşılandığını, Türkiye’ye geldiğinde dokuz yaşında olan birinci kuşak Midilli Mübadili Ayşe Ünsönmez de aktarmıştır:
“… Sonra buraya [Ayvalık] geldiğimiz vakit; hazırlamış davullar, zurnalar, bayraklar geldiler bizi karşıladılar. Davullarla, zurnalarla karşıladılar bizi. İşte o zaman gördüm ben Türk bayrağını. Türk bayrağı hiç görmemiştim. Çünkü Midilli işgal olduktan sonra hemen doğdum. Onların işgali altında onların bayrağı vardı… Biz geldikten beş – on gün sonra Cumhuriyet ilan edildi.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ