UNUTULMAMASI GEREKEN TARİH 28 HAZİRAN
Ediz SOYTARİ
Kosovalı Öğrenciler Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı/
Kosova Türk Dernekler Birliği Genel Sekreteri
Bazı tarihler vardır ki yalnızca takvimlerde yer alan sıradan günler değildir. Bazı tarihler; üzerinden yüzyıllar geçse bile milletlerin hafızasında yaşamaya devam eder, geçmiş ile bugün arasında görünmez bir köprü kurar. 28 Haziran da işte böyle bir tarihtir. Bugün takvim yaprakları 28 Haziran’ı gösteriyor. Peki hiç düşündünüz mü; bundan yüzyıllar önce yine böyle bir günde Balkan coğrafyasında neler yaşandı? Bir tarih nasıl olur da sadece geçmişte kalmaz, yüzyıllar sonra bile toplumların kimliğinde, siyasetinde ve hafızasında etkisini sürdürür? Aslında bazı olaylar yalnızca yaşandıkları dönemle sınırlı değildir. Onlar, üzerinden geçen zaman ne kadar uzun olursa olsun, insanların kendilerini tanımlama biçimlerini etkiler. 28 Haziran da Balkan tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri olarak bu hafızada yer almaktadır. Gelin, hep birlikte tarihin sayfalarını aralayalım ve 28 Haziran’ın derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkalım.
Bundan tam 637 yıl önce, 28 Haziran 1389 tarihinde Osmanlı ordusu ile Sırp Prensi Lazar önderliğindeki Sırp kuvvetleri, Kosova Ovası’nda karşı karşıya geldi. Tarihe I. Kosova Savaşı olarak geçen bu büyük mücadele, yalnızca iki ordunun karşılaşması değildi. Bu savaş; Balkanların siyasi geleceğini, güç dengelerini ve toplumların tarih anlatılarını etkileyen büyük bir dönüm noktası oldu. Savaş, Osmanlı Devleti’nin zaferiyle sonuçlandı. Ancak bu zafer, beraberinde tarihin en dikkat çekici olaylarından birini de getirdi. Savaşın ardından zafer alanını gezen Sultan I. Murad, Miloş Obiliç isimli bir Sırp tarafından hançerlenerek şehit edildi. Böylece Osmanlı tarihinde bir padişah, savaş meydanında şehit olan ilk ve tek hükümdar oldu. Sultan I. Murad’ın şehadeti, Osmanlı tarih hafızasında yalnızca bir kayıp değil; aynı zamanda büyük bir fedakârlık ve inanç sembolü olarak yer aldı. Rivayetlere göre Sultan I. Murad, savaş öncesinde Allah’a şöyle dua etmişti: “Yâ İlâhî! Mülk de, bu kul da Senindir. Ben âciz bir kulum. Benim niyetimi ve sırlarımı en iyi Sen bilirsin ki, mal ve mülk maksadım değildir. Yalnız Sen’in rızânı isterim… Bu mü’min askerleri küffâr elinde mağlûb edip helâk eyleme… Onlara öyle bir zafer lutfet ki bütün Müslümanlar bayram etsin. Dilersen o bayram gününde şu Murad kulun yolunda kurban olsun.” O gün kazanılan zafer ve Sultan I. Murad’ın şehadeti, Osmanlı tarihinde derin bir iz bıraktı. Ancak 28 Haziran’ın anlamı yalnızca bir savaşın sonucundan veya bir hükümdarın hayatını kaybetmesinden ibaret değildir. Çünkü tarih, yalnızca savaş meydanlarında yazılmaz. Tarih aynı zamanda insanların hafızalarında, anlatılarında ve nesilden nesile aktardıkları anlamlarda yaşamaya devam eder.
Kosova Savaşı da zaman içerisinde Balkan halklarının hafızasında farklı şekillerde yer aldı. Özellikle Sırp tarih anlatısında Kosova, büyük bir sembole dönüştü. Bu anlatı içerisinde savaş, yalnızca askerî bir mücadele olarak değil; kimlik, aidiyet ve milliyetçi söylemlerin önemli bir parçası olarak ele alındı. Her toplum kendi tarihini yaşadığı olaylar üzerinden anlamlandırır. Ancak tarihî olayların zaman içerisinde siyasallaşması, geçmişte yaşananların günümüz politikalarında da etkili olmasına sebep olabilir. Kosova meselesi de bunun en önemli örneklerinden biridir.
28 Haziran’ın yakın tarihteki etkisini anlamak için 1989 yılına bakmamız gerekir. I. Kosova Savaşı’nın 600. yıl dönümü olan 28 Haziran 1989 tarihinde dönemin Sırp lideri Slobodan Milošević, Sultan I. Murad’ın şehit edildiği Kosova Ovası’nda bir konuşma gerçekleştirdi. Bu konuşma, yalnızca tarihî bir anma olarak kalmadı. İçerisinde barındırdığı “Büyük Sırbistan” vurgusu nedeniyle Yugoslavya’nın dağılma sürecinde yaşanacak yükselen gerilimlerin önemli bir başlangıç sembolü oldu. Nitekim kısa süre sonra Balkanlar, büyük siyasi değişimlere, savaşlara ve toplumsal kırılmalara sahne oldu. 1990’lı yıllar Balkan halkları için acıların, kayıpların ve zorunlu göçlerin yaşandığı bir dönem oldu. Bosna’da yaşananlar, Kosova’da yaşananlar ve bölgenin farklı noktalarındaki çatışmalar; yalnızca siyasi sonuçlar doğurmadı, aynı zamanda milyonlarca insanın hayatında derin izler bıraktı.
28 Haziran 1999 tarihinde ise Kosova, savaş sonrası dönemin zorluklarıyla karşı karşıyaydı. Savaşın ardından çok sayıda Kosovalı, özellikle kamu çalışanları, kaybettikleri görevlerine geri dönebilmek amacıyla çeşitli şehirlerde protestolar gerçekleştirdi. Ancak bu süreç, toplumlar arasındaki gerilimin devam ettiğini de gösterdi. Özellikle Mitroviça’da yaşanan gerginlikler, savaş sonrası barış sürecinin ne kadar hassas olduğunu ortaya koydu.
Kosova halkı için Haziran ayı, bir yandan özgürlüğün ve yeni bir başlangıcın sembolü olarak görülürken; diğer yandan yaşanan acıların, göçlerin ve kayıpların da hatırlandığı bir dönemdir. Çünkü bir toplumun tarihi yalnızca kazandığı zaferlerden oluşmaz. Aynı zamanda yaşadığı acılar, verdiği mücadeleler ve ayakta kalma çabaları da o toplumun hafızasının bir parçasıdır. Kosova halkının hafızasında savaş yılları; evlerinden koparılan insanlar, zorunlu göçler, kayıplar ve büyük acılarla yer etmiştir. Ancak tarihin bize öğrettiği en önemli derslerden biri şudur: Acılar, yeni acıların sebebi olmamalıdır.
Geçmişte yaşananları hatırlamak; nefret üretmek için değil, aynı hataların tekrar yaşanmaması için gereklidir. Bugün bizlere düşen görev; tarihimize sahip çıkmak, yaşananları unutmamak ve gelecek nesillere doğru şekilde aktarmaktır. Kosova’da ve Balkanların birçok bölgesinde yaşanan acıları hatırlamak; yalnızca geçmişe bağlı kalmak değildir. Aksine geleceği daha bilinçli inşa edebilmek için geçmişten ders çıkarmaktır. Çünkü hafızasını kaybeden toplumlar, tarih boyunca aynı hataların tekrar edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. 28 Haziran bizlere bir kez daha göstermektedir ki tarih, sadece geçmişte yaşanmış olayların toplamı değildir. Tarih; kim olduğumuzu anlamamızı sağlayan, bugünümüzü şekillendiren ve yarınımıza yön veren en önemli unsurlardan biridir. Unutmamak… Unutturmamak… Ve yaşananlardan ders çıkararak geleceğe yürümek…
Balkanların acılarla, mücadelelerle ve büyük hikâyelerle dolu tarihinden çıkarılması gereken en büyük ders budur.
Ediz SOYTARİ
KAYNAKÇA
Castellan, George, Balkanların Tarihi, (çev.) Ayşegül Yaraman Başbuğu, Milliyet Yayınları, 1992.
Crampton, Richard J., İkinci Dünya Savaşı’ndan Sonra Balkanlar, Yayın Odası, 2006.
Jelavich, Barbara, Balkan Tarihi 2: 20. Yüzyıl, (çev.) Zehra Savan, Hatice Uğur, Küre Yayınları, 2006.
Poulton, Hugh, Balkanlar: Çatışan Azınlıklar, Çatışan Devletler, (çev.) Yavuz Alagon, Sarmal Yayınevi, 1993.
Stavrianos, L.S., The Balkans since 1453,New York, 1958.
EDİTÖR:Zeynep ÇINAR



