Search
Close this search box.

Yunanistan’dan “Lozan Antlaşması’na Bağlıyız” Yalanı (Tugay ULUÇEVİK-E.B.elçi)

Yunanistan Dışişleri Bakanı George Gerapetritis’in Lozan Barış Antlaşması’nın 100. Yılı münasebetiyle kaleme aldığı “Bitmek bilmeyen çatışma bir seçenek olamaz”[1] başlıklı makalesi “Efimerida ton Syntakton” adlı gazetede yayınlanmış.

Makalede, diğer hususlar meyanında, şu ifadeler dikkatimi çekti:

“Antlaşma, Yunanistan ile Türkiye arasındaki ilişkileri resmen düzenleyerek iki halkın bir arada yaşaması için istikrarlı bir çerçeve oluşturmuştur. Geçen yıllar zarfında Yunanistan, Antlaşma’nın şartlarını yerine getirme taahhüdüne tamamen bağlı kalmıştır.”

“Ancak, Doğu Trakya, Gökçeada (Imbroz) ve Bozcaada’nın (Tenedos) Türkiye’ye bağlanması ve o zamandan bu yana uluslararası plânda hiç rastlanmayan acımasız bir uygulama olan zorunlu nüfus mübadelesinin yapılması gibi ülkemiz için acı kayıplarımız da olmuştur.”

Riya, tarihî yalan

Bakan’ın “Yunanistan Anlaşma’nın şartlarını tamamen yerine getirmiştir” sözü tam bir riyadır. Tarih önünde söylenen bir yalandır.

Kara sularını, hava sahasını genişletti

Şu kadarını söyleyeyim ki Lozan Barış Antlaşması’nda Ege’de karasuları genişliği 3 mil olarak belirlenmiştir. Karasularının henüz 3 mil olduğu dönemde 1931’de Yunanistan hava sahasını 10 mil olarak ilân etmiştir. 1936’da da karasularını gizli bir kararname ile 6 mil olarak genişletmiştir.

Bu mu Antlaşma şartlarını yerine getirmek?

Adaları “askersizleştirme” taahhüdünü yerine getirmedi

Yunanistan Lozan Barış Antlaşması’nın 12. Maddesi’ne göre ve bu Madde’de geçmişe dönük yapılan atıflarla kendisine bırakılan “adalarda tahkimat yapmamayı ve bu adaları askerî amaçlarla kullanmamayı taahhüt etmiştir.” Böylece bu “askersizleştirme” taahhüdü, hukukî bakımdan Lozan Barış Andlaşması’nın 12. Maddesinde sayılan adalar üzerinde Yunan egemenliğinin bir şartı haline gelmiştir.

Lozan Barış Andlaşması’nın 13’üncü Maddesi’nde de, 12. Madde’de Yunanistan’ın egemenliği altına konulan bütün adalar için geçerli olan genel “askersizleştirme” tedbirlerine ilâve olarak, Ege’de Anadolu kıyılarına çok yakın olan ve Ege’nin tam merkezinde yer alan Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adalarında Yunanistan’ın uygulaması gereken “askersizleştirme” tedbirler üç kalem halinde sıralanmıştır.

Yunanistan Lozan Antlaşması’nın 12’nci ve 13’üncü maddelerindeki “askersizleştirme” taahhütlerini yerine getirmiş olduğunu Dünya önünde kanıtlayacak durumda mıdır?

Yunanistan 1947 Paris Antlaşması’nın 14’üncü Maddesi’nde isim isim sayılan adaları “askerden arındırma ve askerden arındırılmış olarak tutma” yükümlüğü altındadır. Bu yükümlüğünü yerine getirmekte olduğunu resmen beyan edip kanıtlayabilir mi?

Yunanistan Trakya’ya, Gökçeada ve Bozcaada’ya mı gözünü dikti?

Yunan Bakan Doğu Trakya, Gökçeada ve Bozcaada’nın Türkiye’nin egemenliği altında bulunmasını Yunanistan için “acı kayıp” olarak zikretmiş. Bu sözler, Yunanistan’ın “kaybedilmiş vatan” sloganıyla Türkiye’nin bazı bölgeleri için yürüttüğü kampanyalar çerçevesine bu topraklarımızı da dahil etme niyetine işaret etmiyor mu?

Yunanistan Türk azınlığının haklarını ihlâl ediyor

Yunanistan’ın Lozan Barış Antlaşması’nın hükümlerini ihlâl ederek Batı Trakya’daki Türk azınlığına yaptığı baskılar, uyguladığı çeşitli yasaklar, ırkçı yasalara dayanarak azınlık mensuplarını vatandaşlıktan ihraç etmeleri, arazi kamulaştırmaları vesaire bilinmiyor mu?

Yunanistan “ahde vefa” ilkesine uymaz

Türkiye Yunanistan ile ilişkilerinde daima “ahde vefa” (pacta sund servanda) ilkesine sadık kalmıştır. Halbuki Yunanistan Lozan’dan başlayarak Türk-Yunan ilişkilerine taallûk eden bütün antlaşma, anlaşma, sözleşme ve protokolleri pervasızlıkla ihlâl etmekten kaçınmamıştır.

Kıbrıs’ta çözüm ve barış sağlayan 1960 Antlaşmalarını 1964 yaz aylarında Ada’ya gizlice 20.000 tam teçhizatlı asker sokarak ihlâl eden Yunanistan değil miydi? Bu olayı Yunanistan’ın eski Başbakanlarından Andreas Papandreou “Namlunun Ucundaki Demokrasi” adlı hatıratında ayrıntılarıyla anlatmıyor mu?

Ahde vefasızlık Yunanistan’ın uluslararası münasebetlerde ayırıcı vasfıdır.

Geçmişten dersler çıkaralım

Yunanistan ile II. Deprem Diplomasisi için 1999’daki I. Deprem Diplomasisi’nden alınması gereken dersler vardır.

AB, ABD, Yunanistan’ın ve ilgili diğer Devletlerin şimdi Türkiye’yi kendilerine yönelik barışçı söylemlere ve yaklaşımlara sevkeden sebep ve âmilleri anlamadığını düşünmek hata olur.

Dilerim, deprem felâketimizin de ağırlaştırdığı sıkıntılarımızla içine girdiğimiz dar boğazlardan geçişimizi kolaylaştırmak ve beklentilerimizi bir ölçüde karşılamak için bizden talep edecekleri bedeller ağır olmaz!

Tugay ULUÇEVİK


[1] Article by Minister of Foreign Affairs George Gerapetritis in “Efimerida ton Syntakton” newspaper (24.07.2023) – Announcements – Statements – Speeches (mfa.gr)

Sosyal Medyada Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER İÇERİKLER

SUÇUMUZ TÜRK OLMAKMIŞ.

Bulgaristan‘da 1944-1989 yıllarında iktidarda kalan komünist rejimin ülkedeki Türk ve