Search
Close this search box.

BATI  TRAKYA TÜRKLERİ  ve  YAŞADIKLARI  SORUNLAR – 13

  1. SİYASİ  TEMSİL  SORUNU: [1]

Batı Trakya bölgesinde nüfus olarak büyük öneme sahip olan Türk azınlık, siyasi alanda çok aktif bir çizgi izleyememektedir. Azınlığın siyasi karar alma mekanizmalarına katılmasını engellemek isteyen Yunanistan, bağımsız azınlık adayların seçimini çeşitli düzenlemelerle engellemektedir.[2] Yunanistan  Seçim Yasası’nda 24 Ekim 1990 tarihinde yapılan bir değişiklikle getirilen %3‘lük ülke barajı uygulamasının bağımsız adaylar için de geçerli olması nedeniyle, Batı Trakya Türk Azınlığının Yunanistan Parlamentosuna, bağımsız temsilci gönderme imkanı fiilen elinden alınmıştır.

Merhum Dr. Sadık Ahmet, ilk kez 1989’da, bilahare 1990 yılında yapılan erken seçimler sonucunda Yunanistan Parlamentosuna bağımsız azınlık Milletvekili olarak girmiştir. %3’lük ülke barajı nedeniyle, BTTA mensuplarının milletvekili seçilebilmeleri için diğer siyasi partiler tarafından aday gösterilmeleri zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Nitekim, 7 Temmuz 2019’ tarihinde yapılan genel seçimlerde, 2’si İskeçe, 1’i Rodop ilinden olmak üzere, toplam 3 azınlık mensubu farklı siyasi partilerden parlamentoya girmiştir.  [3]

  • İskeçe SYRIZA Milletvekili   Hüseyin Zeybek,
  • İskeçe KİNAL Milletvekili   Burhan Baran ve  
  • Rodop KİNAL Milletvekili   İlhan Ahmet  olmak  üzere 3 Türk milletvekili bulunmakta olup,  parti politikaları dışına çıkamamaları nedeniyle Türk Azınlık Yunan Meclisi’nde layıkıyla temsil edilememektedir.[4]

Batı Trakya Türk azınlığının partisi olan Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi  (DEB),

Dr. Sadık Ahmet’in 1991 yılında kurduğu, Batı Trakya Türk azınlığının partisi olan Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi  (DEB), 25 Mayıs 2014 tarihinde düzenlenen ve ilk defa katıldığı Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde, Rodop ve İskeçe illerinde sırasıyla % 42 ve % 26 oy oranlarıyla birinci parti; Rodop, İskeçe, Meriç, Kavala ve Drama’yı içine alan Doğu Makedonya-Trakya bölgesinde ise % 12.23’lük oy oranıyla üçüncü parti olmuştur. Ancak, %3’lük ülke barajı nedeniyle Yunanistan meclisinde olduğu gibi, Avrupa Parlamentosunda da temsil imkânı bulamamaktadır.  DEB, 2019 AP seçimlerinde Rodop (%36,09) ve İskeçe (%25,29) illerinde birinci parti, Rodop, Gümülcine, Meriç, Kavala ve Drama’yı içine alan Doğu Makedonya-Trakya bölgesi genelinde (%12,29) üçüncü parti olmuştur. [5]

  • İFADE  ÖZGÜRLÜĞÜNÜN  KISITLANMASI

Yunan Yönetimi, halkın oyuyla seçilen milletvekil ve müftülere karşı, Türk Devletinin işbirlikçileriymiş gibi davranmakta ve Batı Trakya Türklerini devamlı pols denetimi altında bulundurmaktadır. Türk  azınlığın medya kuruluşlarına sudan bahanelere ağır cezalar yazmakta, keyfi soruşturmalar açmakta ve  yargılamalarda bulunmaktadır. Birçok yerel televizyon ve gazete bu suretle cezalandırılmış, varlığını sürdürmekte sıkıntı yaşamaktadır. AB kriterleri bu ükede söz konusu olmamakta fütürsuzca İfade özgürlüğünü kısıtlamaktadır.[6]

  • KAMU GÖREVİNE GİRERKEN AYRIMCILIK

Batı Trakya nüfusunun önemli bir bölümünü olışturan Türkler, yerel ve devlet seviyesindeki kamu görevlerinde  istihdamı çok az sayıdadır. Batı Trakya Türk Okullarındak eğitimin kalitesiz ve yetrsiz oluşu, iş bulma şanslarını azaltmaktadırlar. Yerel yönetimlerde  iş bulabilenler de en alt düzeyde işlerde veya mevsimlik işlerde çalışabilmektedirler.[7]

  • EKONOMİK BASKILAR..:

Batı Trakya Türklerinin büyük bölümü tarımla uğraşmakta olup, geçimlerini topraktan sağlamaktadırlar.  22 kasım 1996 tarihinde Yunanistan Merkez Bankası ile Yunan Ziraat Bankası  arasında kolay kredi amacıyla bir anlaşma imzalanarak, Türk azınlığın arazilerini ve zirai yapılarını Yunan vatandaşı, Hristiyan dinine mensup Elenlerin  satın almaları için uygun krediler temin etmiştir. Bunun yanısıra, hükümet tarafından, kamulaştırma, arazi birleştirmeleri, tapu ve zilliyetliği tanımama, gibi yollarla, azınlığın sahip olduğu toprakları elşnden almakta ve yeni toprak edinmelerine çeşitli kısıtlamalar getirmektedir. Türk azınlık, tarım ve bazı küçük işletmeler gibi ekonomik hayatın sınırlı bir bölümünde faaliyet gösterbilmektedir. Türkiye’den alınan diplomaların, denkliği tanınmadığı için, serbest mesleklerde faaliyet gösterecek azınlık mensuplarına , Yunan Yönetimleri çeşitli zorluklar çıkarmakta ve mesleklerini icra etmelerini engelllemektedir.[8]

  • DEMOGRAFİK YAPININ DEĞİŞTİRLMESİ

Batı Trakya’daki demografik yapıyı değiştirmek  amacıyla,Türk azınlığa baskı politikasıyla, göçe zorlarken, diğer bölgelerden bu bölgeye göçü teşvik etmektedirler. Geçmiş yıllarda eski SSCB’de yaşayan Yunan kökenliler getirilerek Batı Trakya’ya yerleştirilmiş ve Türklere ait bir kısım arazi kamulaştırılarak, bu kişilere dağıtılmıştır. Böylece Roodop ilinde ROMANİA, İskeçe’de EKETENEPOL,  adlı göçmen yerleşm birimleri kurulmuştu.  Yeni gelen göçmenler, yönetimin sağladığı ekonomik ve sosyal avantajlarla, konumlarını güçlendirmiş ve Türk azınlığa yönelk saldırı eylemlerinde bulunmışlardır. Yunanistan Başpiskoposu HRİSTODULOS’un , 1999  yılından  itibaren,  3.çocuğa sahip  “Elen-Ortodoks”  ailelere yerel metropolitlerce ayda  40.000 Drahmi  madi yardım yapma kararı alması,  Batı Trakya’daki nüfus artış oranını hristiyanlar lehine değiştirme  amacını taşımaktadır. [9]

  • YUNANİSTAN’DAKİ ORTAK KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASI [10]

Yunanistan’da çok sayıda Osmanlı tarihi eseri ve cami bulunmaktadır. Ancak, zaman içinde birçok eser, gerekli bakım ve onarım yapılmadığı için varlıklarını sürdürememiştir. Son yıllarda, Yunan makamlarınca atılan bazı olumlu adımlara karşın, Yunanistan’da ortak kültürel miras gerektiği gibi korunmamaktadır. 2017 Mart ayında sadece Yunanistan’da değil, tüm Balkanlarda erken Osmanlı döneminin en önemli mimari eserlerinden biri olan Dimetoka’daki Sultan Çelebi Mehmet Camii çıkan yangında ciddi şekilde zarar görmüş olmasına rağmen bugüne kadar tadilatına yönelik en ufak bir çalışma yapılmamıştır.

Bazı durumlarda, Yunan makamları tarafından restorasyon çalışmaları yapılsa da bu çalışmalar sırasında kültürel varlığın karakteri bozulmaktadır. Yunan makamları, yangından önce başlatılmış olan Sultan Çelebi Mehmet Camii’nin restorasyonunda olduğu gibi, Türk makamları ile işbirliği halinde tarihi Osmanlı eserlerinin restorasyonuna sıcak bakmamaktadır.

Batı Trakya Türk Azınlığı ile Onikiada Türklerinin, vakıflarını idare etme haklarından mahrum tutulmaları da, kültürel varlıklarını koruma yönündeki çabaları olumsuz etkilemektedir.

Süheyl ÇOBANOĞLU

RUBASAM Başkanı


[1] https://www.mfa.gov.tr/bati-trakya-turk-azinligi.tr.mfa,  Yunanistan’daki Türk Varlığı.

[2] Pervin Hayrullah – Ali Hüseyinoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığının Sorunları, BAKEŞ Arşivi, 2019

[3] https://www.mfa.gov.tr/bati-trakya-turk-azinligi.tr.mfa,  Yunanistan’daki Türk Varlığı.

[4] https://www.mfa.gov.tr/bati-trakya-turk-azinligi.tr.mfa,  Yunanistan’daki Türk Varlığı

[5] https://www.mfa.gov.tr/bati-trakya-turk-azinligi.tr.mfa,  Yunanistan’daki Türk Varlığı.

[6] Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği, 60. Yıl broşürü

[7] Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği, 60. Yıl broşürü

[8] Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği, 60. Yıl broşürü

[9] Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği, 60. Yıl broşürü

[10] https://www.mfa.gov.tr/bati-trakya-turk-azinligi.tr.mfa,  Yunanistan’daki Türk Varlığı.

Sosyal Medyada Paylaş
Süheyl ÇOBANOĞLU
Süheyl ÇOBANOĞLU
RUBASAM Başkanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER İÇERİKLER