Search
Close this search box.

Balkan Savaşı – 5 (HAREKAT PLANI)


Seferberliğini tamamlayamamış Trakya Ordusu son derece dezavantajlı bir konumda savaşa girmişti. Kölemen Abdullah Paşa’nın komutasındaki Osmanlı karargahı, Edirne’nin doğusunda yalnızca üç Bulgar piyade tümeni ile bulunacağına inanıyordu. Bulgar Ordusunun bu sırada Edirne yakınındaki piyade tümeni sayısı bunun 2 katından fazlaydı. Sanılanın aksine, Bulgar Ordusunun Makedonya’da Sırplara yardıma ayırdığı kuvvet son derece az olup; ordunun çoğunluğu bu bölgeye nakledilmişti ve Bulgar Ordusunun gücü bu bölgedeki asker, topçu ve süvari sayısı tahmin edilenden çok daha fazlaydı. Yine askerler eğitimli ve ordunun topçu desteği, teçhizatı tamdı.

Tarihçi E. J. Erickson’a göre Osmanlı’nın Balkan Paktı’nın hedeflerini yanlış tahmini, Trakya’da Bulgarlara karşı gerekli direnişi gösterememeye neden oldu.[1]

Komuta kademesinde de sorunlar had safhadaydı. Alman askeri danışmanlığının Colmar von der Goltz ve Ahmet İzzet Paşa ile birlikte hazırladığı savunma planlarında 5 numaralı plan [2] Osmanlı İmparatorluğu’nun Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Bulgaristan ile savaş halinde yapacaklarını net bir şekilde ortaya koymaktaydı. Bu plana göre; Osmanlı Ordusu Rumeli’de Yanya, İşkodra, Selanik vs. belli kentler merkez kabul edilip, Makedonya boyunca savunmaya çekilerek direnişe devam edecekti. Eğer gerekirse aşamalı olarak düşmana kayıp verdire verdire kademeli olarak Arnavutluk’a çekilecekti.

Stratejik savunma üstüne kurulu bu taktik uyarınca eldeki mevcut kuvvetlerin çoğunluğu Edirne ve Trakya’da tutulacak, burası ne pahasına olursa olsun müdafaa edilecekti. Savaşı esas etkileyecek muharebeler Trakya’da Balkan orduları içinde en güçlü kara ordusuna sahip Bulgaristan Krallığı ordusuna karşı yapılacak ve Osmanlı Ordusu özellikle bu ordu üzerine odaklanacaktı. Önce Bulgar ordusu burada durdurulup ardından püskürtülüp yenilgiye uğratılacak ve böylece Trakya-Rumeli hattındaki yollar da korunacaktı.

Bulgar ordusu ile sert savunma ve siper savaşları yapılarak gücü kırılacaktı. Sonrasında ise Bulgar ordusunun uzun süreli yıpratma savaşları ile gücünün azaltılıp yenilmesi, Osmanlının seferberliğini tam olarak tamamlaması akabinde savunma konumundan saldırı konumuna geçilecek ve sonucunda savaş kazanılabilecekti. Dahası böylece lojistik yolların savunulması ile doğu ve batı orduları bir arada tutulabilecekti. Edirne, Yanya, İşkodra gibi mevkiilerde buna göre Alman kurmayların nezaretinde hazırlanıp tahkim edilmişti. [3]

Bu planın da önemli eksiklikleri vardı zira Yunanların deniz gücü göz ardı edilmişti. Ancak yine de uygulanması halinde savaşın seyrini değiştirme ihtimali olan bir plandı. Ancak savaş öncesi bu planın en önemli savunucularında Genelkurmay Başkanı Ahmet İzzet Paşa Yemen deki isyanı bastırmak için Yemen’e gönderildiğinden Osmanlı komuta kademesi büyük bir karışıklık içindeydi.

Yeni Harbiye Nazırı olan Nazım Paşa; daha önce Ahmet İzzet Paşa’nın da onayıyla yapılan bu savunma planlarının ve görüşünün aksine kitaplarını okuduğu Fransız General Ferdinand Foch’un Fransız Saldırı doktrinini benimsemiş biriydi. Ona göre Osmanlı Devleti seferberliğini tam tamamlamadan yıldırım hızıyla en önce Sırplar ve Bulgarların üzerine saldırmalı ve bu ordular üzerinde yaratacağı şok ve baskı ile geriletilecek Balkan Devletlerinin orduları için kısa zamanda devreye girecek İngiltere,Fransa gibi devletler sayesinde savaş Osmanlı lehine bitirilecekti. Ahmet İzzet Paşa’nın yokluğunda Nazım Paşa Osmanlı komuta kademesini tamamen etkiler durumdaydı ve Trakya Ordusunun başındaydı. Onun tercihleri Kırk Kilise Muharebesinin sonuçlarını belirlemiştir.[4] (DEVAM EDECEK…)

Süheyl  ÇOBANOĞLU

RUBASAM Bşk.V.


[1] Erickson, Edward J. (2003). Defeat in Detail: The Ottoman Army in the Balkans, 1912–1913. Greenwood Publishing Group. ISBN 0-275-97888-5.sayfa:333 Bununla birlikte Goltz ve Ahmet İzzet Paşa’nın 5 nolu planında da bir önemli hata bulunmaktadır. Bu hatada her ne kadar 4 Balkan devletinin olası saldırısına karşı hazırlanmış olsa da Yunanların dinamik deniz gücüne karşı tam bir taktiksel savunma içermemesidir. Oysaki Yunan Deniz gücü yüzünden Osmanlılar Çanakkale’yi korumak için bir güç tutmak zorunda kalmış, başta Selanik olmak üzere önemli Osmanlı limanlarını abluka altına alıp, Osmanlı donanmasını Marmara’ya hapsetmiş, Suriye’den denizden takviye gelmesi engelenmiştir.

[2] Trakya ne pahasına olursa olsun elde tutulacaktı. Osmanlı’nın esas kuvvetleri de burayı korumaya ve Bulgar ordusunu savunma aşamasından sonra burada yenmeye odaklanacaktı. Ancak bundan sonra bir ilerleme söz konusu olacaktı. Yunanistan ve Karadağ’a karşı da aynı şekilde stratejik savunma üstüne kurulu gerekirse kademeli geri çekilmeyi içeren bir taktik izlenecekti. Bu taktiğin yararı Osmanlılara seferberliğini tamamlaması ve ordusunu toparlaması için zaman kazandıracak, kara yolları elde tutulacağından belki de en yararlı şekilde takviyeler Rumeli’ye ulaşabilecekti. Osmanlılar ya çok az bir toprak kaybı veyahut belli kazançlarla bu savaşı bitirebilecekti. Ahmet İzzet Paşa tarafından kabul edilen bu plan, ne yazık ki savaşın hemen öncesi yerine geçen halefi Nazım Paşa tarafından iptal edildi. Ölümüne kadar danışman ve kurmay olarak çalıştığı Osmanlı Ordusuna I. Dünya Savaşı’nda, Halil Paşa ile birlikte Kut’ta büyük bir zafer kazandıran ve pek çok Türk subayının eğitiminde yararı bulunan ve Osmanlı subaylarından büyük saygı gören Goltz Paşa’nın haklılığı savaş sonunda anlaşıldığında Osmanlılar için artık çok geçti.

[3]  Erickson, Edward J. (2003). Defeat in Detail: The Ottoman Army in the Balkans, 1912–1913. Greenwood Publishing Group. ISBN 0-275-97888-5.sayfa:333 Bununla birlikte Goltz ve Ahmet İzzet Paşa’nın 5 nolu planında da bir önemli hata bulunmaktadır. Bu hatada her ne kadar 4 Balkan devletinin olası saldırısına karşı hazırlanmış olsa da Yunanların dinamik deniz gücüne karşı tam bir taktiksel savunma içermemesidir. Oysaki Yunan Deniz gücü yüzünden Osmanlılar Çanakkale’yi korumak için bir güç tutmak zorunda kalmış, başta Selanik olmak üzere önemli Osmanlı limanlarını abluka altına alıp, Osmanlı donanmasını Marmara’ya hapsetmiş, Suriye’den denizden takviye gelmesi engelenmiştir.

[4] https://tr.wikipedia.org/wiki/Birinci_Balkan_Sava%C5%9F%C4%B1

Sosyal Medyada Paylaş
Süheyl ÇOBANOĞLU
Süheyl ÇOBANOĞLU
RUBASAM Başkanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER İÇERİKLER

GELECEKTE BİR GÜN KIBRIS…

                                                       ‘’ Dünya kamuoyu bu sabahın erken saatlerinde Kıbrıs