
BATI TRAKYA TÜRKLERİ ve YAŞADIKLARI SORUNLAR – 11
Yunan Anayasası’nın 1. ve 2. maddeleri ile Lozan Anlaşması’nın Yunanlılar ve Yunanlı olmayanlar arasındaki ayrımı yasaklayan 40. maddesine aykırı olmasına

Yunan Anayasası’nın 1. ve 2. maddeleri ile Lozan Anlaşması’nın Yunanlılar ve Yunanlı olmayanlar arasındaki ayrımı yasaklayan 40. maddesine aykırı olmasına

Balkan Savaşında kaybettiğimiz 1,5 Milyon Şehidimizi ve her karış toprağı şehit kanları ile sulanmış vatanımız uğruna görev yaparken hayatlarını feda

1967 yılında göreve gelen Cunta Yönetimi, Lozan Antlaşmasının 40. maddesi (Batı Trakya Türk Azınlığı’nın giderlerini kendileri karşılamak üzere, her türlü

Birçok Uluslararası anlaşma ile, MÜFTÜLERİN SEÇİMİ, görev ve sorumlulukları, belirlenmiş ve garanti altına alınmış olmasına rağmen, Yunan Yetkililer kendi kafalarına

Toplam 6 yıl süren orta öğretimin ilk üç yılı ortaokul seviyesinde, ikinci üç yılı lise seviyesindedir.[1] Batı Trakya’da her

Yunanistan’da 2007 yılında yapılan mevzuat değişikliği uyarınca, ilkokul öncesi anaokulu da zorunlu hale getirilmiş ve bu değişiklik, 2011-2012 eğitim-öğretim yılından

1915–1916 yılları arasında İstanbul’u alarak boğazların kontrolünü ele geçirmek, ittifak devletlerinden birini saf dışı etmek ve Rusya’ya ikmal yolunu açmak

Lozan Antlaşmasıyla mübadele dışında bırakılarak, Yunanistan sınırları içinde yaşayan Batı Trakya TÜRKLER’i, anlaşmalara rağmen, Yunan Hükümetlerinin insan haklarına aykırı uygulamalarıyla

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın örgütlenme özgürlüğü konusunda karşılaştığı sorunları da etnik kimliğin inkârı konusundan ayrı düşünmek mümkün değildir. Yunanistan,

Batı Trakya Türk azınlığının karşılaştığı en önemli sorunların başında, Lozan Anlaşması’nın 45. maddesinde Batı Trakya Türklerinin “Müslüman azınlık” olarak tanımlanmış

Batı Trakya Türkleri 1923’ten günümüze kadar çok çeşitli evrelerden geçerek, Yunanistan’ın asimilasyon politikasına karşı verdikleri çetin mücadeleler sonucu ayakta kalabilmişlerdir.

Batı Trakya sorunu, Birinci Dünya Savaşı sonunda 18 Ocak 1919’da toplanılan Paris Barış Konferansı sırasında[1] Venizelos’un Trakya’yı tanımı ile birlikte

Bugün Batı Trakya Türklerini her yönüyle ele alacağımız yeni bir yazı dizisine başlıyoruz. Merak edilen tüm soruların cevaplarını bulacağınızı umuyorum.

Önceki yazımızda, II.nci Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanyası ve müttefiklerinin işgal ettiği Yugoslavya’da, varlığı tehdit altında bulunan Makedonya Türkleri tarafından

II.nci Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanyası ve müttefiklerinin işgal ettiği Yugoslavya’da, varlığı tehdit altında bulunan Makedonya Türkleri tarafından Yücel Teşkilatı

Türkiye’mizin 10 ilini etkileyen, peşpeşe yaşadığımız, 7.7 ve 7.6 şiddetindeki iki büyük depremin şoku içindeyiz. Hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet, yaralılara

Savaş, katliam ve soykırım sonucu 1800’lü yılların başından itibaren Balkanlardan bugünkü Türkiye topraklarına binbir meşakkatle gelen insanlarımız, anavatanlarında da, Çanakkale

1983 yılında Yunanistan yerel mahkemeleri, isimlerinde “TÜRK” kelimesi olmasını gerekçe göstererek “BATI TRAKYA TÜRK ÖĞRETMENLER BİRLİĞİ” ve “GÜMÜLCİNE TÜRK GENÇLER BİRLİĞİ’nin” kapatılmasına karar vermişti. Yunan Yargıtay’ı,